Sanat Sokağı’nda anma için bir araya gelen ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu yurttaşlar buradan sessizce Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüdü.
Katliamda hayatını kaybedenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunulmasının ardından çılalar yakıldı.
Katılımcılar adına açıklama yapan Emek Partisi İl Başkanı Ergin Tekin, “15 Kasım 1937. Bu tarih, yalnızca bir kişinin değil; bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim 1937-38 Katliamının simgesel günlerinden biridir. Bugün hâlâ yüzleşilmemiş bir tarih, kapanmamış yaralar ve adaleti bekleyen bir hafıza olarak karşımızda durmaktadır.
Bir halkın, bir coğrafyanın, bir tarih, bir kültür ve bir ikrarın adı olan Dersim’in kapanmayan büyük yaralarından birinin; Seyit Rıza ile birlikte altı Dersim ileri geleninin idamlarının 88. Yıldönümü nedeniyle bugün bir kez daha alanlardayız. Kefensiz yatanlarımızı saygıyla anıyoruz. Anıları ve bıraktıkları mücadele mirası huzurunda dardayız.. Çok iyi bilmekteyiz ki muktedirlerin hem zihniyet dünyası hem de tüm fiilleri tahakküm ve zulüm üzerine kuruludur. Bu mana da işledikleri insanlık suçları nedeniyle vicdani ve insani kaygıları söz konusu olmadığı gibi, kendilerini var edebilmek için tahakkümlerini daha da derinleştirmek ve yeni zulümler üretmek zorunluluğu duymaktadırlar. İşte bu açıdan muktedirlere değil halklarımızın vicdanına seslenmek istiyor, ortak yaşam alanımızda rızalık temelli demokratik bir birliği ve geleceği inşa etmek için halklarımızı sorumluluk almaya davet ediyoruz. Bu topraklarda farklı halklar, inançlar ve kültürler yüzyıllardır bir arada yaşamaktaydı. Baskı, inkar ve sömürünün daha da yoğunlaşarak merkezileştiği kapitalizm koşullarında ise tarihin en ağır insanlık suçları işlendi. Tarihin hiçbir döneminde yaşanmamış yoğunlukta soykırımlar yaşanmış, birçok mazlum halk tasfiye edilmeye çalışıldı” dedi.
Dersim katliamına değinen Tekin, “Dersim, hem Kürt hem Alevi kimliği nedeniyle, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım planı saldırısına maruz bırakılmıştır. , Osmanlıyla 16’cı yüz yılın başlarında karşılaşmıştır. Dersimlinin o günden bu yana yaptığı şey ise, elde kılıç üzerine gelen bu gücün karşısında yaşamını ve yaşam alanlarını savunmaktan ibarettir. Uçak filolarının, zehirli gazların ve on binlerle ifade edilen askeri güçlerin kullanıldığı bu saldırıda, cenazelerimiz, ya nehirlere doldurulmuş ya da güneş altında bırakılarak kurda kuşa yem edilmiştir. Hayatta kalabilen ve sayısını bilemediğimiz, özellikle kız çocuklarımız ise bilinmeyen yerlere götürülmüş, bir daha da kendilerinden haber alınamamıştır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli, savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır.
İdamlardan bugüne 88 yıl geçti. Ve bugünün iktidarı AKP, yıllar boyunca Dersim’in acısını seçim malzemesi yapmış, sözde yüzleşme söylemlerini günübirlik, politik hesaplara kurban etmiştir.
Bugün ortada ne açılmış arşiv vardır ne bulunmuş kayıp çocuklar ne de gerçek bir özür. Aksine; Dersim’in dağları maden şirketlerine, dereleri barajlara, halkı, baskıcı politikalara teslim edilmeye çalışılmaktadır. Halkın iradesi kayyımlarla gasp edilmekte, inanç değerleri yok sayılmakta, kimliği ve kültürü sistematik biçimde baskılanmaktadır.
Seyit Rıza’nın sözleri hâlâ kulağımızdadır:
“Ayıptır, zulümdür, cinayettir.”
Bugün bu sözlerin muhatabı yalnızca tarihin karanlık sayfaları değil; yüzleşmekten kaçınan, hakikati erteleyen günümüz siyasal yaklaşımıdır” diye konuştu.
Taleplere ilişkin de konuşan Tekin, “Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ancak nitelikli bir yüzleşme temelinde eşit yurttaşlık hukukunun tanınarak aşılabileceğine olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz. Taleplerimiz çok açık ve nettir:
Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir.
Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.
Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır. - Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.
Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir. Soykırım tanınmalıdır” ifadelerini kullandı.