Açılan kanala ilişkin yapılan açıklamada şu detaylara yer verildi:
Dersim’de Kirmanckî söz konusu olduğunda en sık dile getirilen ifade şudur: “Anlıyorum ama konuşamıyorum.” Bu ifadenin yalnızca sorunu değil, aynı zamanda çözümün yönünü de işaret ettiğini düşünüyoruz. Nitekim sorun, dilin tamamen bilinmemesi değil; pasif dil bilgisinin aktif kullanıma dönüşememesidir.
Bu nedenle Kirmanckî’nin yeniden canlandırılmasına yönelik en işlevsel yaklaşımın, dili anlayan ancak konuşamayan kesimlerin dilsel pratiğe dahil edilmesi olduğunu düşünüyoruz. Bir dili sıfırdan öğrenmek ve/veya öğretmek uzun, zahmetli ve ciddi kaynak gerektiren bir süreçtir; buna karşılık hâlihazırda pasif bilgiye sahip bireyler üzerinden ilerlemenin, dil edinimi açısından daha hızlı ve etkili sonuçlar üretme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu yaklaşımı, dil ediniminde maruz kalma, tekrar ve üretim süreçlerinin sürekliliğini esas alan pedagojik bir zemin olarak değerlendiriyoruz.
Kirmanckî’nin bugün gündelik hayattan kopma noktasına gelişinin, tarihsel bağlamından bağımsız ele alınamayacağını düşünüyoruz. Bu dil geri değildir; geri bırakılmıştır. Yasaklama, cezalandırma ve sistematik baskı süreçleriyle şekillenmiştir. Dolayısıyla eşit koşullarda gelişmemiş dilleri mevcut durumları üzerinden karşılaştırmanın analitik açıdan sorunlu olduğunu düşünüyoruz. Her türlü kurumsal ve toplumsal destekle güçlenen diller ile sürekli bastırılan bir dili aynı ölçütlerle değerlendirmenin bilimsel olmadığını ifade ediyoruz. Kirmanckî’ye eşit olanaklar tanınmış olsaydı, bugün ticaretin, hukukun, bilimin ve siyasetin işlevsel dillerinden biri olabileceğini biliyoruz.
Bununla birlikte, Kirmanckî’nin mevcut durumunun yalnızca tarihsel baskılarla açıklanamayacağını; çağdaş toplumsal düzenin de bu dilin konumunu belirlediğini görüyoruz. Neoliberal sistem, zamanı ekonomik verimlilik ekseninde organize ederek bireyi sürekli üretim süreçlerine entegre etmekte ve dilleri ekonomik getirileri üzerinden hiyerarşik olarak sıralamaktadır. Bu çerçevede “kazanç sağlayan” diller öncelik kazanırken, Kirmanckî’nin sistematik olarak dışlandığını görüyoruz.
Bir dilin değerinin yalnızca ekonomik işlevi üzerinden değerlendirilemeyeceğini düşünüyoruz. Dil aynı zamanda kolektif hafızanın, kimliğin ve aidiyetin taşıyıcısıdır ve aile içi iletişimden coğrafi deneyimlere uzanan geniş bir anlam dünyasını barındırır. Bu nedenle Kirmanckî’nin öğrenilmesinin ve kullanılmasının yalnızca pragmatik değil, aynı zamanda kültürel ve varoluşsal bir tercih olduğunu düşünüyoruz.
Bu bütünlük içinde değerlendirildiğinde, Kirmanckî’nin bugün ciddi bir gerileme ve yok olma süreciyle karşı karşıya olduğunu görüyoruz; ancak bu sürecin geri döndürülemez olmadığını düşünüyoruz. Mevcut durumun bir eşik olarak kavranması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu çerçevede geliştirdiğimiz ve adını Kirmanckî verdiğimiz WhatsApp kanalını, bir öğretim aracı olmaktan ziyade, pasif dil bilgisinin aktif üretime dönüşmesini destekleyen bir pratik alan olarak tasarladık. Kanalın temel amacını, dili anlayan ancak konuşamayan bireyler için düzenli, süreklilik arz eden ve zaman-mekân kısıtlamasından bağımsız bir maruz kalma ortamı sağlamak olarak belirledik. Paylaşılan ses kayıtlarının istenilen yer ve zamanda dinlenmesini; dinleyiciler tarafından yüksek sesle tekrar edilmesini ve işitsel olarak taklit edilmesini öneriyoruz. Bu sürecin, dil ediniminin temel bileşenleri olan maruz kalma, tekrar ve üretim döngüsünü güçlendirerek, gündelik hayatta çoğu zaman sağlanamayan pratik koşulların oluşmasına imkân tanıyacağını düşünüyoruz.
WhatsApp'ta Kirmanckî kanalını takip edin: https://whatsapp.com/channel/0029VbCJny7BlHpYEwkNkr26