Başucumuzda bayramlıklar ile uyanır , elimizde poşetler ile kapıları çalar şeker toplamaya çıkardık..
Ergenlik kapıyı nasıl çaldı uyanmadık.
Yirmili yaşlardayken birden otuzlarda bulduk kendimizi, sonra kırka erteledik mutluluk saatini, peşinden koşarken ekmeğin, ellilere dayadık merdiveni, nasıl geçmişse zaman şimdi altmışlardayım.
Keşkelere yer yok hayatımda ama keşke gelecek yılların niyetini önceden okuyabilseydim..
Yaşlılıkta sağlık için biriktirdiğim paraları sandıktan çıkarınca anladım benim gibi tedavülden kalktığını, mutluluğu hep yarınlara erteledik, sanki bu gün dünün yarını değilmiş gibi.
Gün olur akşamdan kurduğumuz saat bizi sabaha uyandırmayabilir.
Bülbülüm Bağ Gezerim
Aşığım Dağ Gezerim
Yüz Yerde Yüz Yaram var
El Sanır Sağ Gezerim...Hafız Osman Öge
Yaşamak değil bu telaş öldürecek bizi.
Hayatın resmi geçidini beklerken, yılların geçtiğini hiç fark etmedik. Sorar hayat insana bazen , hoop hemşerim nereye böyle...?
Gel gidelim kalabalıklardan memlekete doğru, o coğrafyada yaşan zordur amma..!
Ulu çınarlar da fırtınalı diyarlarda yetişir..
Askıda hayat bir kayıp değil, bir duraktır. Ne geçmişin kesinliği vardır, ne de geleceğin netliği.
Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı..Yunus Emre
Ruhumun Kıyısında
Çayların da tadı yok titreyen dudaklarda
Sensiz ve kimsesiz, köhne bir barınakta
Bir duvar gibi dilsiz, bir ışık gibi sessiz.
Alev vurdukça tenime, bir mazi anlatır içimdeki çığlık.
Toprak yavaşla der, tohum vaktinde canlanır.
Gökyüzü bu kadar geniş iken, insan nasıl darlanır.
Ne bir söz gelir kulağa, ne de gülüş çınlanır.
Şimdi bir dağ başında, bulutlara komşuyum.
Kendi iç denizim de çırpınıp ta durmuşum.
Dünya telaşı kalsın, zamanı durdurmuşum.
Rüyalarım çözülür evimin tavanında.
Bir sen kalmışsın, bir de ben bu virane mekanda
Aşk, en çok ta uyurken konuşurmuş,
Uyanınca anlarsın...! Bir ocağın başında.
Sevdalar yarık kalbin en derin çukurunda...
Bastırmaya çalıştığım duygular bu gece firar ettiler.
Hissedince sana vurulduğumu, anladım ne kadar durulduğumu..
Bugün Bayram
Bayramlar, zamanın içinden süzülen en sıcak duraklardır. Yılın yorgunluğu, kırgınlıkların ağırlığı ve hayatın telaşı, o günlerde biraz olsun susar. Kapılar daha kolay açılır, gönüller daha hızlı yumuşar. Bir tebessüm, bir sarılma, bir “hayırlı bayramlar” sözü bile insanın içine tarifsiz bir huzur bırakır.
Bayramlar sadece takvimde işaretli günler değildir. Onlar, hatırlamayı ve hatırlanmayı öğretir. Unuttuğumuz dostlukları, ihmal ettiğimiz akrabaları, özlediğimiz çocukluk sevinçlerini yeniden gün yüzüne çıkarır. Küçük bir çocuğun bayram sabahı heyecanı, büyüklerin gözlerinde bir anlık ışığa dönüşür.
Belki de bayramın en güzel yanı, insanın kendine dönmesidir. Affetmeyi, paylaşmayı ve yeniden başlamayı hatırlatır. Çünkü bayram, sadece gelen değil, içimizde yeşeren bir duygudur. Ve o duygu, paylaşıldıkça çoğalır, büyür, derinleşir...
Aman Allah'ım bayramlaşmak dururken nedir bu savaş? Ne bir tende can kaldı, ne de dükkan tentesi..
Bu vahşi haydutlar kimin avanesi?
Zulüm normalleştiğinde, merhamet insana radikal gelirmiş.
Bazen başıma gelmeyen aklıma geliyor, çok soru soruyorum kendime, nerden geliyorsa davetsiz misafir gibi..
Ve düşünüyorum..! Bazı İnsanlar bebekleri katledip tecavüz edecek kadar neden vahşi ve barbar.?
Bu pislikleri görünce aklıma şu soru geliyor..!
Hiçbir gezegende hayat yok iken, Dünya'da neden oluştu? Hikmetinden sual olunmaz mı?
Ama Kuran'da tam 84 Ayet bize düşünme ve sorgulamayı emrediyor, soru sormayan insan öğrenemez ki..!
(Hikmetinden sual olunmaz Kur'an-ı Kerim'de doğrudan geçmez. Bu ifade, halk arasında, Allah'ın takdirine ve emirlerine teslimiyeti ifade etmek için kullanılan kültürel tasavvufi bir sözdür. )
Bu sorunun cevabını yine yüce Yaradandan alıyorum.
Ben bir yeryüzü yolcusuyum, meğer kendi mutluluğumun veya mutsuzluğumun mimarı olduğumu bu ayeti okuyunca anlıyorum.
İsra Suresi 13. Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.
Oysa bu vahşi ve barbarlar, gücünü sürekli tribünde sessiz kalan, iyilik yolunda çaba göstermeyen, sözde biz iyilerden alıyorlarmış.
Dünya'da, herkese yetecek kadar günah oluştu. Keşke günahta şarap gibi sarhoşluk verseydi de bütün günahkarları, huzur ve rızık hırsızlarını uzaktan tanısaydık.
Rüyalar TASDİK edilmez, TABİR edilir.
Dünya sadece mevsimleri geceyi ve gündüzü meydana getirmek için dönmez, eylemlerimizi yüzümüze çarpmak içinde döner, yani heybende ne varsa sofranda o olacak, çünkü yaydığımız frekans kendi bumerangımızı oluşturur..
Evrenin de insan gibi beyni vardır, onu üzersen üzülürsün,
Kim ne kadar saçmalarsa saçmalasın, başına gelenlere bakınca görürsün.
Evrenin evrimi, Evirenin eşliğinde işlevini sürdürmeye devam ediyor, tıpkı gezegenler gibi dizilmiş hücrelerin etrafındaki elektronlar gibi, sen görmezden gelsen de.
Gönlü aklına uymayan deli, bırakın ben benden uzaklaşayım, yüreğin bir bildiği vardır elbette, aklın hiç ermediği...
Sen rahat ol Kalbim, ümit her zaman vardır.
Yeter ki insan biraz çaba gösterip yerçekiminden kurtulsun.
Ha aklımdayken, bayramda; Kuşlara, kedilere, köpeklere yem, çocuklara sevgi ve ŞEKER vermeyi unutmayalım.
Birde hayata direnmeyi...
Her gününüz güzel, gülücükleriniz şekerli, bayram tadında olsun, Bayramınız Kutlu Olsun......
Necati Köse