{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/haber/bozulma-3651.html", "headline": "BOZULMA", "datePublished": "2025-12-25T21:36:00Z", "dateModified": "2025-12-25T21:36:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/news/default/1766687887-0b699.jpeg", "width": "800", "height": "400" } }

BOZULMA

KÜLTÜR - SANAT - 25-12-2025 21:36

Yaralı insan bir başka insanın enkazından başka bir şey değildir.

Toplumda manevi bozulma başlamış ise bu bir;

SOSYAL KIYAMETTİR

Bozulmuş bir akıl, düzen kurduğunu zannederken kaos üretir. Bozulma genellikle en üstten başlar. Adalet bozulursa, düzen sadece bir dekor olur.

Çürük tahta çivi tutmaz.

Bir Balığın sırtını ADA zanneden Sinbad insan ahmaklığının kalıcı bir metaforudur.

Ama Önyargı adil bir yargılama şekli değildir..

Genç güzel fiziği düzgün ve alımlı TED ( Türk Eğitim Derneği) konuşmacısı bayan, eğitimci olarak sahneye çıktığında seyirci bakışları sessiz ve pür dikkat eğitmenin üzerinde yoğunlaştı.

Kısa süren tanışma faslından sonra kendinden emin özgüveni yüksek tok bir ses ile eğitime başladı;

Sizlere şu ana kadar okuduğum kitaplardan edindiğim bilgileri aktaracağım.

Düşünen bir varlık olan insanın hayvanlardan ayıran faktör

Zeka ve Akıldır, bazı insanlar bunların aynı şey olduğunu düşünür ama

Zeka ham bir pırlanta, akıl ise pırlantanın işlenmiş halidir, mantık ise doğru ve yanlışı ayırma disiplinidir.

Halk neden pırlantayı işlemek istemiyor? Oysa Cehaletin her iki cihanda da İMHA gücü oldukça yüksektir?

Kana kırmızı rengini ne verir? Sorusu biyolojik ve bilimsel bir sorudur.

Doğru cevap, hemoglobin ve alyuvarlardır.

Ama Türkiye’de Sokak röportajında bu soruya yüzde 80’i vişne suyu, karpuz, çilek, kiraz, domates gibi cevaplar vermiş.

Bu cevaplar bize ne gösteriyor?

Bilimsel düşünme yetersizliğini,

Bu neden, sonuç, sorgulama yerine benzetme ile düşünmektir.

Bu refleks, bilimden uzaklığın net göstergesidir.

Bu da gerçek eğitimin içerik değil, ritüel haline geldiğini gösterir.

Bu zekâ sorunu değil, kültür düşünme biçimi ve eğitim eksikliği sorunudur.

Bu tür toplumların doğuştan zekası var, ama doğru eğitim almamış.

Peki insanlar neden yeteri kadar eğitilmez?

Çünkü eğitimli insan

Soru sorar

Hesap ister

Korkuyla yönetilemez

Kutsalla kandırılamaz

Yalanı fark eder

Gerçek eğitim biatçı üretmez özgür birey üretir

Cehalet bir ihmal değil, bilinçli olarak uygulanmış bir stratejidir.

İslam ülkeleri halklarını planlı ve kasıtlı olarak orijinal eğitimden mahrum bıraktı ve bırakıyor, ömrümüz bize vuranları kınama mitingleri ile geçti.

Abbasi Halifesi Muktedir'in emriyle idama mahkum edilen Hallac-ı Mansur dar ağacına götürürlerken, kız kardeşiyle vedalaşması için getirilmesini istediler. O da geldi, fakat başörtüsüz gelmişti. Muhafızlar ona bağırıp, başörtün nerde, erkeklerin arasına böyle çıkıyorsun? Dediler. O da Ben burada Mansur'dan başka ERKEK göremiyorum dedi.

İbn-i Rüşd’ü kitaplarını yakıp kendisini camide linç etmek isteyenler arasında da şu konuşma geçmişti,

Sen dinimizle savaşıyorsun.

İbn-i Rüşd:

Hayır, ben sizin cahilliğinizle savaşıyorum dedi.

Sahabelik sahip olmak değil, doğruya sahip çıkmaktır.

Kötüler kendinden emin

İyiler hep kaygı taşıyor

Bir avuç doğruluk

Dünya kadar yalanla savaşıyor..

Susmakta bazen yalan söylemekle eşit sayılıyor.

Merhamet ve Affetmek sevginin sadakasıdır, bu sadaka sadece vicdanlı inançlı ve kendini Allah'a karşı sorumlu hisseden kişilerde bulunur.

Din yaşantısı, insanların sadece ruhsal ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda inanç sahiplerini dünyanın gerçekleri karşısında daha çözümcül daha uyanık daha verimli yapmak için vardır.

Bu konuda toplumu eğitmek gerek, ama maalesef kendini yetiştirmekten aciz insanın zihni muhtevası çok yavaş evrimleşiyor.

Kuran taklidi değil akla dayalı bir inancı kabul eder, bu nedenle SORGULAMADIĞIN sürece gerçekten iman etmiş olmayacaksın.

İnançlar bilinçaltına duygularla yüklenmiştir, bilinçaltı yönetimi ele geçirdi mi otomatik olarak korku endişe ve yetersizlik duygusu insana hakim olur.

Öğretisel dinler konusunda filozof David Hume şöyle diyiyor, insanların inanç konusunda besledikleri kuşkuları kendilerine bile itiraf etmeye cesareti yoktur, ölçütleri sorgusuz inançtır, ama cahilliklerinden inançsızlığı yaşadıklarının farkına bile varmazlar, bu inançsızlığın sonucunu bağnazlık ve yobazlık ile göstererek art niyetli dinkişotlara yem olurlar.

Sadakatsizlik kişinin inanmadığına inanır görünme sanatıdır, bu tiplerin toplumlarda yarattığı yaramazlığı hesaplamak olanaksızdır, bunlar için hedefe varmada her yol mübahtır, bu kişiler kendi aklının sağlığına tecavüz etmiştir, kendi aklına tecavüz eden bir kişinin diğer insan haklarına tecavüzü kaçınılmazdır.

Öğrendiği bilgi sınırlarının ötesine geçemeyenler, sorgulanamaz önermeleri yineleyenler güncellemeden uzak duran kişiler mayalanmayı hissetmeden takıldığı tarihte inandığı dinde mensubu olan Peygamber ile birlikte inandığı ilahını Allah''ı da zihninde öldürüp o tarihte takılı kalmıştır, bunlar Dünyanın dönme hızına yetişemeyen iki günü bir olan, bir ömrü dönme dolapta geçiren gelişmeyi reddeden kimselerdir.

Bunlar Allah'ı yok farz ederek hareket ederler, bu tip insanların çok olduğu ülkelerde adaletsizlik ve ahlaksızlık hüküm sürer, düzen dikiş tutmaz, çünkü zamanında din i akıl ve bilimle yoğuramayan toplumlarda maya bozulmuştur, eleştirel toplum yetisini kaybedenler yutturmaca çukuruna düşerler,

bu da inandığı tanrıyı görmemezlikten gelmektir. Bunların yaradan ile ilahi bağı kopuktur. Vicdan kararmış kalp çürüyerek bozulmuştur.

Peki, gözümüzün önündeki sis perdelerini nasıl kaldıracağız?

Şunu unutmayın..! Akıl içimizdeki peygamberdir, okuyup araştırıp ve sorgulayarak kaldırabiliriz ancak SİS perdelerini.

Bu kirlenmiş dünyayı yaşanılır kılan nedir bilir misiniz?

Yıldızları sayarken Güneş'i unutmamaya özen göstermektir..

Bozulma

İnsanlıktan çok uzak bu yaşadığımız olaylar SOSYAL KIYAMETTİR aslında.

Ailede kanser varsa etrafındakiler kendini sorgulasın.

Yaralı insan ve Ülke bir başka insanın enkazından başka bir şey değildir.

Evet, insan aslında bir kereden fazla dünyaya gelir.

İlk doğum hariç, diğerlerinde hep kendi kendini doğurur.

Kalbinizi zebanilerin insafına bırakmayın.

Bozulma, sadece maddi olanın yıpranması değil, anlamın değerin ve ölçünün kaybolmasıdır. Bir toplumda bozulma başladığında ilk önce kelimeler kirlenir, sonra davranışlar sıradanlaşır, en sonunda ise yanlışlar normalleşir. Bu süreç gürültülü değil, sessiz ilerler insanlar çoğu zaman bozulmanın içinde yaşadığını fark etmez.

Ahlaki bozulma, çıkarın ilkenin önüne geçmesiyle başlar. Doğru faydalı olana, hakikat güçlü olana yenilir. Kültürel bozulma ise geçmişle bağın kopmasıdır. Gelenekler geri değerler yük olarak görülür. Böylece toplum, köksüz bir ağaca döner, ayakta durur ama meyve vermez, en ufak bir rüzgarda devrilir, ayak altı olup ezilir.

Düşünsel bozulma, sorgulamanın yerini tekrarın almasıdır. İnsan düşünmek yerine ezberler, anlamak yerine taraf olur. Bu durum bireyi edilgen, toplumu ise kolay yönlendirilir hale getirir. Bozulma burada bir sonuç değil, bir alışkanlık haline gelir.

Ancak bozulma kader değildir. Onarımı mümkündür, bunun yolu yeniden ölçü koymaktan geçer, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmekten geçer, bireyin kendini düzeltme çabası, toplumun diriliş noktasıdır. Çünkü her büyük bozulma, küçük bir ihmal ile başlar, her büyük düzelme de küçük bir fark edişle harekete geçer. Yoldaki bin engeli aşmaya bir tek İLHAM yeter.

Dedikten sonra

Eğitmen on beş dakika ara verir.

On beş dakika sonra;

Eğitmen tekrar sahneye çıktığında, seyircilerin fiskosu ve gizli gülüşmeleri ile karşılaşınca, ön sıralara eğilerek sordu, hayırdır niye gülüyorsunuz, seyircilerden biri efendim lavaboya gittiğinizde yaka mikrofonunuz açık kalmıştı, deyince salon kahkahaya boğuldu.

Tecrübeli eğitmen iki adım öne gelip dikilerek, evet değerli arkadaşlar artık benim lavaboda da ne yaptığımı öğrendiniz, merak ediyorum acaba siz lavabo da farklı şeyler mi yapıyorsunuz?

İşte Dünya'da bu olumsuz olayların bütün sorunların sebebi sizlersiniz, dikkatinizi ve aklınızı burada anlattığım önemli olayları beynin sorgulama lob kortex ve sinaps sinir hücrelerine ve odalarına yönlendireceğinize, siz gittiniz kusur odalarında b*ktan işlere yönlendirdiniz, hatalarda boğulan kişileri beyinde sorgulama odalarını kapattınız, işte bu olumsuz olayların doğuş sebebi sizlersiniz, boşuna sızlayıp şikayet edip durmayın. Ülkenizdeki bütün olumsuzlukların sebebi doğru sorgulama yapamayan SİZLERSİNİZ.

Bilimsel inancınızda ve sorgulama programınızda problem var, zihninizde ki ilahınızı öldürmüşsünüz haberiniz yok.

Bedeni 21 yüzyılda yaşayan ama beyni 7. Yüzyıl modeli olan ilkel kabile yerlileri hiçbir şey yapmadan halen ulu Manitu’dan medet bekleyip sürünüyor.

Ortadoğu halkları tıpkı Afrika gibi sömürüye açık hale gelmesi için sistematik olarak sorgulamadan yoksun, algılarla allanan, mitolojik düşünceye yönlendirilerek cahil bırakılmış kitlelerdir.

Bugün günümüzde Dünya yapay zekayı tartışırken biz halen çağ ötesi okullarda kız ve erkeklerin sınıfını ayırmayı tarikatlardan medet ummayı ve türbanı konuşuyoruz, eğitimde bir sürü çözülmesi gereken sorun varken , analitik düşünceden yoksun sorunlar yaratılıyor, bu sorunları çözemeyen bizler, söyler misiniz gelecekte çocuklarımız rakipleri ile nasıl rekabet edecek, onlarda bizim gibi teknoloji dilenecek ve cari açık sonucu fakirleşecek....

Konfiçyus 'un dediği gibi

Bir ülkede düz mantık sahibi çıkar odaklı ve sığ düşünceli insanların gölgesi uzuyorsa, o ülkede GÜNEŞ batıyor demektir.

Güzelliği bilgisinin gölgesinde kalan ZEN ustası TED konuşmacısı biraz da mahcup eller ile alkışlar arasında konuşmayı sonlandırdı...

TED konuşmacısının niyeti aslında eksikliklerini gördüğü toplumu bilinçlendirmekti. Bilinçsiz açık kalan mikrofonda ona mühendislik yapmıştı, çünkü toplum mühendisliği bir sanattır, bu sanatçılar toplumu istediği yöne yönlendirebilir, bu da sanatçının inanç ve ahlak gelişimine bağlıdır , ama olumlu ama olumsuz..

Bir toplumda katma değeri yüksek, üretken gerçek Alim, bilim, ilim , sanat ve sanatçı değil de verimsiz siyasetçi veya din istismarcıları Ahiret müteahhitleri daha çok değer görüyorsa , o ülkenin petekleri BALsız insanları kısırdır...

Denizde olanlar sahilde duranlar;

Gece karanlık

dalgalar ürkütüyor

girdap korkunç

ne bilir hâlimizi sahilde olanlar.

Hafız-ı Şirazi

İnsan birini gönlüne misafir etti mi..!

Nesi varsa ikram etmek istiyor işte.

Mesela yaşarken omuz vermekti, ölüyü taşımak zaten sünnetti...

Necati KÖSE

Günün Diğer Haberleri