Konuya ilişkin düzenlenen açıklamada şunlar kaydedildi:
Dersim, bin yıllardır doğayla barışık yaşamın, direnişin ve hakikatin coğrafyasıdır.
Bugün bu kadim topraklara yönelen saldırılar, yalnızca doğayı değil, halkın iradesini, kültürünü ve inancını hedef almaktadır.
Sermaye politikaları, devlet eliyle yürütülen projeler ve “kalkınma” adı altındaki yağma planlarıyla Dersim, sessiz bir kuşatma altındadır.
Dağlarımız madencilikle delik deşik ediliyor, derelerimiz HES’lerle kurutuluyor, ormanlarımız yakılıyor, meralarımız, kutsal mekânlarımız, köylerimiz “yatırım alanı” ilan ediliyor.
Bu politikalar, yaşam alanlarımızı yok eden, halkı topraksız ve kimliksiz bırakmayı hedefleyen bir ekolojik yıkım ve asimilasyon projesidir.
Su kaynaklarımız ticarileştiriliyor; halkın yaşam hakkı, şirketlerin kâr hırsına teslim ediliyor.
Kutsal mekânlarımız “mesire alanı” adı altında metalaştırılıyor, inancımızın taşı ve suyu bile satılmak isteniyor.
Halkın ortak kullanımındaki araziler, endüstriyel tarım adıyla şirketlere peşkeş çekiliyor.
Av turizmi maskesiyle, bu topraklarda can bildiğimiz hayvanlar parası olanlara hedef gösteriliyor.
Ve tüm bunların üstü, “ekoturizm” ya da “doğa turizmi” yalanlarıyla örtülüyor — oysa biliyoruz: turizm değil, direniş korur doğayı.
Dersim’in ormanı, suyu, taşı ve toprağı sadece doğa değildir; inançtır, bellektir, kimliktir, halktır.
Bu yüzden diyoruz ki: Doğaya saldırı, Dersim halkına saldırıdır!
Maden şirketleri, enerji tekelleri, turizm sermayesi ve onları koruyan politikalar karşısında halkın direnişi meşrudur!
Bizler, Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu olarak, tüm kurumlarımızla, köylerimizle, kadınlarla, gençlerle ve inanç önderleriyle birlikte diyoruz:
Bu topraklarda artık hiçbir proje halkın rızası olmadan hayata geçemeyecek!
Munzur’a, Pülümür’e, Halvori’ye, Gole Çetu’ya dokunan, halkın yaşamına da dokunur!
Artık yeter!
Sermayenin, devletin ve çıkar gruplarının doğa üzerindeki tahakkümüne boyun eğmeyeceğiz.
Bu topraklar ranta değil, yaşama aittir!
16 Kasım’da Seyit Rıza Meydanı’nda buluşuyoruz!
Yaşamı savunmak için, suyun özgürlüğü, dağın onuru, halkın geleceği için yürüyoruz!
Bu çağrı; talana karşı direnen, sömürüye karşı duran, doğayı ve onurunu savunan herkesedir.
Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak!
Munzur özgür akacak, halk kazanacak!
Yaşamı savunmak direnmektir!