Açıklamada, Dersim’de 145 farklı noktada yürütülen ya da planlanan maden faaliyetlerinin bölgenin ekolojik yapısını geri dönülmez biçimde tahrip edeceği ifade edildi. Munzur coğrafyasının yalnızca Dersim halkı için değil, üzerinde yaşayan tüm canlı türleri için yaşamsal öneme sahip olduğu vurgulandı.
Kurumlar tarafından yapılan açıklamada, son yıllarda özellikle Mercan Vadisi ve Havaçor Vadisi’nde sarımsak, ışkın, çiriş (gulik), ayıgülü (savil), mantar, sumak ve kekik gibi endemik ve doğal bitki türlerinin yoğun biçimde toplanmasının ekosisteme zarar verdiği kaydedildi. Açıklamada, bu bitkilerin bilinçsiz ve ticari amaçlarla toplanmasının yalnızca bitki örtüsünü değil, bu türlerle beslenen canlıların yaşam alanlarını da tehdit ettiği belirtildi.
Munzur coğrafyasının uluslararası düzeyde “Önemli Doğa Alanı” ve “Önemli Bitki Alanı” olarak kabul edildiği hatırlatılan açıklamada, bölgenin milyonlarca yıllık doğal birikimin ürünü olduğu ifade edildi. Bitki örtüsünün toprağın korunması, su kaynaklarının temizliği ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi açısından hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bir canlıyı yok etmek dakikalar alırken, onun bir coğrafyada var olması milyonlarca yıllık süreçte mümkün olmaktadır. Bu nedenle doğayı korumak yalnızca çevre örgütlerinin değil, bölgede yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.”
Üçüncü yılına giren Doğa ve Canlı Yaşam Nöbeti’nin herhangi bir yasaklama amacı taşımadığı belirtilirken, nöbetin temel hedefinin Munzur’un doğal varlıklarını korumak olduğu vurgulandı. Kurumlar, tüm Dersimlileri ve doğa dostlarını yaşam alanlarına sahip çıkmaya çağırdı.
Ortak çağrının altında Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), Munzur Çevre Derneği ile çok sayıda köy ve dayanışma derneğinin imzası yer aldı.