{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/haber/din-ve-dunyada-yasam-3931.html", "headline": "Din ve Dünya'da Yaşam", "datePublished": "2026-02-06T21:10:00Z", "dateModified": "2026-02-06T21:10:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/news/default/1770401504-7537e.jpeg", "width": "800", "height": "400" } }

Din ve Dünya'da Yaşam

KÜLTÜR - SANAT - 06-02-2026 21:10

Evren ve Dünya Aniden değil bir süreç içinde yaratılmıştır, buna Din dilinde TEKÂMÜL Bilim dilinde EVRİM adı verilir... Mustafa İslamoğlu

Din nedir? Ne değildir?

Dünya'da bazı toplumlar din adı altında REZİLLİĞİ temsil ediyor.

Tarih boyu insanlar inanç konusunda öyle yanlış kulvarlara girdi ki, asla finişe varamadılar.

Mekânın kimlik ve zihniyet oluşumundaki etkileri nelerdir?

Haydi bir Dünya turu yapalım..

Saat 22.30 İstanbul Londra uçağı on bir bin fitte yol alırken, çığlık çığlığa bir kadın sesi, kocam ölüyor yetişin.

Uçak personelleri telaşlı bir şekilde arkaya doğru koşuyorlar, 67 nolu koltuktaki yolcu kalp krizi geçiriyor, hosteslerden biri titrek bir sesle bağırıyor, uçakta doktor var mııı?

15 kişi birden ayağa kalkıyor,

Meğer Türk kardiyologlar Londra'ya tıpta son gelişmeler hakkında seminere gidiyorlarmış. Suni teneffüs, kalp masajı, kan sulandırıcı dil altı hap ile elli yaşlarındaki hasta hayata geri döndürülüyor.

İyi olacak hastanın doktor ayağına geliyor...

Bütün İslâm ülkelerinin Akademisyenleri kendini daha iyi yetiştirmek için Batı ülkelerine gidiyor, bu durum ülkelerdeki eğitim, düşünce, araştırma ve geliştirme eksikliğinden kaynaklanıyor.

Kainatın sonsuzluğunda Dünya bir köydür aslında,

Bu köy tüm renkleri ile Gökkuşağını oluşturur...

Bütün kuğuları beyaz bilirdik, taa ki...! Avusturalya'da ki siyah kuğuları görene kadar..

Bir düş içinde yürürdük gözlerimiz açık

Kaybolmuş bir çağın hayaletleri gibi... Franz Kafka

Dünya'da ki en büyük gösteri sen aklını keşfettiğin an başlar.

Birey olarak nerde Dünya'ya geldiniz, hemen oranın dilini dinini örfünü adetini ve yaşam tarzını otomatikman aldınız, başka bir kıta başka bir coğrafyada Dünya’ya gelseydiniz; Amerika’da Hıristiyan İsrail'de Yahudi, Uzakdoğu Çin veya Japonya'da Budist, Afrika’da Zenci yerel din, Avusturalya'da Aborjin, Kuzey ABD’de Kızılderili, İskandinav ülkelerinde Slav, Arap yarımadasında Arap, Hindistan'da Hindu, yani şuraya gelmek istiyorum, doğumdan bu yana yıkanmış ve ŞARTLANMIŞ düşünce yapımız beynimizde bulunduğumuz bölgede oluşur, yani Atalarımızdan mirastır. Her insan faklı bölgelerde farklı dil ve dinler ile yoluna devam ediyor, tek ortak noktamız aynı gezegende hayatta kalmak için yaşam mücadelesi vermemiz, bu gezegende yaşam zor, bütün varlıklar ile mücadele gerekir.

Çeşitli ülke ve bölgelerde yaşayan insanların hayat akışana bakacak olursak, Filipinli çocuk Dubai'de otel işçisi annesini özlerken, Amerikalı çocuk Disneyland çocuk parkında neşesine neşe katmakta, Paris'teki çocuk özel şoförü ile okuluna giderken, Peru’daki çocuk okula gitmek için And dağlarını aşmak zorunda, Arap şeyhler birçok eşiyle yedi yıldızlı otellerde gününü gün ederken, Filistin'de kocasını kaybeden kadın beş çocukla göçmen çadırında yaşam kavgası vermekte, İskandinav kadınları özgürlüğünü doyasıya yaşarken, Afganistan'da kadınlar seyyar hapishane BURKA’nın içinde Güneş'e bile hasret, Avrupalı çocuklar ekmek yerine pasta yerken, ülkesi sömürülen Afrikalı çocuk bitki kökü ile karnını doyurma peşinde, İsviçre’de yaşıtları geleceği için kolejlerde okurken, Taylandlı seks kölesi minicik körpe bedenli kızlar masaj salonlarında zengin züppelere üç kuruşa bedenini satma peşinde, Arap Şeyhi çocuklarına doğuştan maaş bağlanırken, Vietnamlı çocuk rızkı için küçücük elleriyle tuğla taşımakta, İsrailli çocuk çikolata yerken, Filistinli çocuk sürekli kurşun yemekte.

İzmir'de kahkahalar eşliğinde Jale Hanım’a sevgilisi şampanya ikram ederken, Urfa’da Berivan yemeğin tuzunu kaçırdığı için kocasından dayak yemekte, Amerika'da Jennifer Lopez takma tırnağı düştü diye kıyametleri koparırken, Karadeniz'de çay toplamaktan Fadime’nin nasırlı elleri feryat etmekte, Dünya zenginleri okyanuslarda lüks yolcu gemisi Cruise’de yüksek müzikle sevgilileriyle dans ederken, göçmenler daha iyi bir hayat için Afrika’dan Avrupa’ya geçerken lastik botlarla Akdeniz’de can vermekte, Kamboçya’daki balıkçı rızkı için pasifik okyanusuna ağını atarken, binlerce dolandırıcı asalak hackerler internette ve telefonda ağına binlerce insanı düşürme peşinde, Diyarbakır'da Maho ağa kebabı lahmacuna sararken, ırgat Şehmuz ekmeğine soğanı dolamakta. Hastaneler, Tımarhaneler, Yetimhaneler, Huzur evleri Düşkünler yurdu, düşkün oldukları halde düşkünlüğü görülmeyen binlerce insanın ne hayatları var, bunların içinde keşfedilmemiş ne cevherler var, Dünya’da şu anda yokluk sorunu yok, çokluk sorunu var, doyum noktası olmayan insanların varların yokları görmezden gelme, zulüm sorunu var, insanları yok etmek için silah üretenler gıda üretselerdi insan olacaklardı.

Feleğin çarkı dönmeyecek madem muradımca , gökler ha yedi kat olmuş, ha sekiz kat bana ne...!

Birçok Ülke insanı Evrensel düşünceden yoksun oldukları için, kendileri hariç kimseyi beğenmezler, Afrika'daki pigmeleri, Sibirya’daki Eskimolar’ı Avustralya’daki Aborjinleri, Yeni Gine’deki Papuaları, belki küçük görebilirsiniz, ama unutmayın, onlar da içlerindeki miskinler için beyaz adamlar gibi tembel ve korkak olma der.

Bu saydıklarımız coğrafyada yer değiştirseydi bölgedeki aynı rolleri üstleneceklerdi, kendimizi üstün ırk ve doğru yolda zanneden biz insanlar sakın öğrenme eksiğimiz olmasın?

İnsanlar çoğaldıkça, insanlık azaldı.

İnsanlık öyle bir noktaya geldi ki artık kazanmak yetmiyor, başkasının kaybetmesi de lazım.

Yapılan araştırmalar sonucu,

Dünya'da en fazla sömürü DİN yani inanç yoluyla yapılmakta,

Dünya'da en dindar ülkeler bile dürüstlükte ilk elliye giremezken, en fazla sömürü ve soygun bu ülkelerde yapılmakta.

Günlük yaşamda din, bireyin vicdanını şekillendirir, davranışlarına ölçü koyar ve sorumluluk bilinci kazandırır. İyilik, adalet, merhamet ve sabır gibi değerler, din aracılığıyla sadece öğüt değil, yaşam pratiği haline gelir. Bu yönüyle din, insanın iç dünyasıyla dış dünyası arasında bir denge kurar.

Toplumsal düzeyde ise din, ortak bir ahlak dili oluşturur. Farklı inançlar, kültürler ve ritüellerle zenginleşen dünya, din sayesinde anlam arayışında buluşur. Ancak din, hayatı daraltan bir kalıba dönüştüğünde değil, insanı olgunlaştıran bir rehber olduğunda yaşamı yüceltir.

Birileri size sürekli dinden bahsediyorsa cebinize yol arıyordur, din okuyup öğrenip araştırıp sorgulayıp insan gibi yaşamak topluma saygılı faydalı iyi insan olmak, kul hakkına saygılı olmaktır, yani din Ahlaktır, dürüstlüktür.

En fazla insan kanı dökülen ülkeler sözde dindar ülkelerdir.

Din benzin istasyonundan alır gibi birilerinden pompa ile satın alınmaz.

İbadet adı altında cebinizdeki para eksiliyorsa, sevap değil sömürü var demektir.

Birilerinin bizleri toptan cennete götürmek için verdiği mücadeleye bakınca duygulanmamak elde değil, fakirlerin beş yüz sene önce cennete gireceğini duyunca insanın gözleri yaşarıyor.

Kutsal kitabını anlayarak oku..! Bak bakalım bu densiz fetvaların kaynağı var mı?

Gerçek dini öğrenmeyen insan işittiklerini ve yaşadıklarını din zanneder.

Gerçekleri gelmiş geçmiş Dünyanın en akıllı insanlarından öğrenmeliyiz, bilgi çağındayız insan isterse her bilginin köküne inebilir.

Giordano Bruno;

Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır, yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar demiştir…

Başrahip, Manastırdaki kitapları ateşe verirken şöyle bağırıyordu:

İnsanlar okursa öğrenir, öğrenirse içlerindeki korkuyu yok eder.

Bu da kilisenin sonu olur.. Umberto Eco

Tarih boyu kütüphaneler niçin yakıldı acaba?

Okuyanlar benliğinin efendisi, okumayanlar başkasının kölesidir.

Beethoven on yaşındaki bir hayranına yazdığı mektupta, bilim ve sanatın peşinden koş, çünkü sadece bunlar insanı tanrı katına yükseltir der...

İnsanoğlunun hayatı problem çözmekten ibarettir, ancak asıl marifet problemi görememektir..

Yaradan bizi cezalandırmak için var etmedi, bulunduğun dar bölgede ki coğrafi eğitimler yeterli değil, sorgulamayı tetikleyen Felsefi ve Evrensel eğitim gerekli.

Bir insan nefes alıp veriyorsa canlıdır, kendisini düşündüğü kadar başkasını da düşünüyorsa insandır.

Dünyanın her bölgesinde sanal din oluşturup kendini inşa yolunda birilerini kullanan dinidarlar hep varolmuş bundan sonra da var olacaktır.

Tarihe baktığımızda değişik toplumlarda binlerce din doğmuş yaşamış ölmüş mesela; Bizanslıların (Yunanlılar) binlerce yıl AŞK tanrısı olarak taptığı EROS şu an don markası.

Peki, bir din nasıl oluşur?

Mesela fareleri ve inekleri kutsayanlar var, Hindistan'da fareye tapanlar incelendiğinde temelinde zamanında salgın hastalıklar çoğalıp bebelerin çoğu hayatını kaybedince Anneler aşırı üzüntüye kapılıp halsiz kalıp bağ bahçe tarla işleri geri kalınca hemen devreye din görevlileri girip, çocuklarının aslında ölmediğini Tanrının onları fareye döndürdüğünü her annenin bir fare ile ilgilenmesi gerektiğini söyleyince, kadınlar evlat sevgilerini farelere aktardığı ve ilgilendiği görülmüştür. Bu topluluk yemek sofrasını serer, önce fareler karnını doyurur sonra kendileri artıkları yer, İşte eğitim seviyesi düşük geri kalmış toplumlarda değişik dinlerin doğma sebebine ilişkin çarpıcı bir örnek çünkü her inanışın arkasında mutlaka bir sebep vardır.

İneğe tapınmanın hikayesini bilmiyorum mutlaka süt, peynir, yağ, deri, gübre üretimi ayaklı fabrika olduğu içindir, dana için dizayn edilmiş sütü insanlar fazla kaçırınca bu sonuç ortaya çıkmış olabilir.

Bu ülkenin danaları insanlarından şanslı çünkü daha fazla rağbet görüyorlar, bu hayvanları kesmek ve öldürmenin cezası ağır.

İslam Alemi her yıl nefsini terbiye etmek, aç'ın halinden anlamak empati yapmak için bir ay ORUÇ tutar ama bu ülkelere baktığınız zaman, sözüm meclisten dışarı, nefsini terbiye eden fazla insan göremezsiniz. Yönetim ile halkın gelir dağılımı arasında uçurum vardır.

İbadet, sadece bir görev değil, bilinçli bir yöneliştir. Şekil yerine getirildiği halde mana ihmal ediliyorsa, bu durum samimiyetin ve farkındalığın zayıfladığını gösterir.

Aç kalmak, susuzluk çekmek tek başına nefsi eğitmez, asıl terbiye davranışın ve niyetin dönüşmesiyle mümkündür.

Nepal'in başkenti Katmandu'daki depremde bronzdan buda heykelini tanrılarını enkazdan kurtaran yerel halk trajikomik görüntüler oluşturuyordu, birde yediği nanelerin günahlarını hayvanlardan çıkarmaya çalışanlar var, günahını keçiye (günah keçisi) tavuğa yükleyenler mi dersin ne yok ki.

Feodal yapılarda etnik bilgilerin dışına çıkılmaz.

Geçmişten gelen sorgulanmamış takıntılarımız bini bir yerde.

İnsanlar toplumları daha rahat yönetmek için mutlaka belirli bir kalıba sokup toplumda otokontrol oluşturmak zorunda. Bu oluşturulan otokontrol bölgeden bölgeye kontrolden çıkıyor, mesela bazı yörelerimizdeki insanlar içki içenleri kınarken, içki içenler de "aptal ne bilir zevki sefayı sor bakalım hiç bulmuş mu kafayı " düşüncesinde.

Her insan kendi beyninin heykeltıraşıdır..

Bazı din, töre, adet, gelenek, görenek, örtünme giyim kuşamları kendimize uymadığı için yadırgarız, işte o yadırgadığımızda bizi yadırgar.

Bir an düşün doğduğunda Afrika'da bir kabileden olsaydın yok ben bu gelenekleri kabul etmiyorum, dininizi de kabul etmiyorum Abambu (Afrika tanrısı) bu yaşlı bunaktan tanrı mı olur? Bu gittiğiniz yol yol değildir, çevre ve toplum baskısından diyebilecek miydiniz? Ruhunu yalanlarla besleyenlere doğrular zehir gibidir, seni şekillendiren bulunduğun coğrafyadır, başka coğrafyalarda kimseyi hakir görüp te gaflette zannetme, yoksa ey Allah’ım her şeyi yarattın da bu b*k böceğini niye yarattın diyen adamın durumuna düşersin...

Boş beyin şeytanın oyun alanıdır, Astrofizik, kimya, matematik, biyoloji, anatomi ve Evrensel manevi kuralları öğrenen beyinler asla fethedilemez.

Kendimizi sorgulayalım doğruyu yanlıştan ayırabilmemiz için etnik değil Evrensel ve Felsefi düşünceye ihtiyacımız var. İnsanın insan olma vasfını tamamladığı zaman özgür olur, insanlarının düşkün ve iç çatışmaların yoğun olduğu yerlere bakın dini çatışma ve mezhep kavgası göreceksiniz, geçmişin derinliğinde boğulmamak için HAKİKAT'ı yakalamak lazım hakikat acıdır ama meyvesi tatlıdır.

Karanlığa alışmış köstebekler ışığa müsamaha göstermezler..Aliya İzzetbegoviç

Ateşböceği yılana sordu?

Ben senin beslenme zincirinde değilim beni neden yemek istiyorsun? Yılan cevap verdi çünkü sen ışığınla avlarımı kaçırıyorsun, etrafını aydınlatmayı bırak.

Ortaçağda Engizisyon mahkemeleri kiliselerin RANTI’nı deşifre ediyor diye az FİLOZOF öldürtmedi.

Herkes cehennem ateşinden korkuyor, ama kimse bilmiyor ki bu dünyadan kendi ateşini kendisi götürüyor.

Altın suyuyla yazılan çirkin bir yazı değerli midir?

Kör göze sürme çekmek boş gayret değil mi?

Bilimsel bulgular öne çıkınca mitolojik öyküler kaynak olma vasfını yitirir.

insanı ilişkilerinizde kininize ve kendinize göre değil , hakikate ve sevginize göre yer verin, çünkü bunların tamamı aynı YARADANIN kulu sadece yerleri farklı, ne mutlu eline kan , ayağına çamur, ve kul hakkına girip insanların nefretini kazanmadan bu gezegeni terk edenlere ..

Dünyanıza iyi bakın;

Başkalarını inkar edecek kadar kendi inancınızda kaybolmayınız, yoksa Allah’ın işine karışmış olursunuz, Dünya'da iki çeşit insan vardır, iyiler ve kötüler.

Şu an ki konforumuzu tarihte ve şimdiki zamanda yaşayan iyi, yani dini, dili ve ırkı ne olursa olsun çalışkan icatçılara borçluyuz.

Her zaman doktor insanın ayağına gelmez, her insan kendine yetecek kadar, doktor, ilahiyatçı, mühendis ve avukat olmalı.

Çünkü diğer alemde davalın yoksa yaradan da senden davacı olmayacaktır, Bulunduğunuz ortamı cennete çeviriyorsanız, gideceğiniz her yer Cennettir zaten...

Kendini yetiştiremeyen insan evde kalmıştır.

Allah'ın ilk emri oku, ilk yarattığı madde kalemdir, okuyup araştırıp daha sonra sorgulayıp anladığını yazıya dökmek bir insanlık görevidir.

Evrensel ilahi ahlak ve bilimin kurallarını terk etmek kendi felaketimizi hazırlamaktır, bu toplumlar çürümeye ve kokuşmaya mahkumdur, insanlıktaki tehlikeli gidişatı görerek suskunluğu şair edinenlerin çokluğu geleceği ürkütüyor, suskunluk aslında suça dolaylı teşriftir.

Hayat işte halimiz ayrı, hayalimiz ayrı telden çalıyor, davullar dengi dengine çalsa da, zurnalar bildiğini okuyor....

O ruhunu okşayan maneviyatta gerekli notayı yani ilahi müziği çalabiliyor musun? Yoksa halen AKORT ile mi meşgulsün?

Dünya genelinde iyi insan açığı var. İyiliğin iyice örselendiği bir dönemden geçiyoruz, birey ve İNSAN olarak bizim bu açığı kapatmak sorumluluğumuz var.

Gelim tüm dünya insanlarına doğru yolu bulması için dua edelim, derdi ile uyuyanlar dermanı ile uyansın İnşallah...

Necati KÖSE

Günün Diğer Haberleri