ÖZÜNDEN UZAKLAŞAN FESTIVAL!
ANA DİLİMİZİ KONUŞALIM!
ANA DİLİMİZİ YAŞATALIM!
ANA DİLİMİZİ ÇOCUKLARIMIZA AKTARALIM!
Bir halkın dili yaşarsa; kültürü, hafızası ve kimliği de yaşar.
Bugüne kadar düşüncelerimi, duygularımı ve çalışmalarımı her zaman anadilimde paylaştım.
Yazılarımı anadilimde yazdım.
Videolarımı anadilimde hazırladım.
Eserlerimi anadilimde besteledim.
Onlarca masalı anadilimizde anlattım.
Şimdi de yeni yazmakta olduğum kitabımı yine anadilimde hazırlıyorum.
Yani Sayire Désim'i Mursae Sılemani'nin kitabını çok yakında ana dilimizde çıkarıyorum.
Bugün de bu açıklamayı, her zaman yaptığım gibi, kendi anadilim ile yapmak isterdim.
Ancak üzülerek görüyorum ki; anadilimiz artık unutulma tehlikesiyle karşı karşıya.
Bu dili anlayan, konuşan ve takip eden insanların sayısı her geçen gün azalıyor.
Kendi anadilimde yaptığım paylaşımların artık eskisi kadar insana ulaşmadığını görüyorum.
İşte bu yüzden, istemeyerek de olsa, bu kez düşüncelerimi Türkçe paylaşmak zorunda kaldım.
Amacım, sesimin daha fazla insana ulaşması ve anlatmak istediklerimin herkes tarafından anlaşılmasıdır.
Benim ve dedemden bana miras kalan yüzyılı aşkın bir müzik, sanat ve kültür geçmişimiz var. Bu, dededen toruna taşınan çok büyük bir kültürel mirastır.
Dedem Mursae Sılemani, Désım'in büyük Sayir’lerinden biriydi. Hayatı boyunca bu dil, bu kültür ve bu halk için büyük mücadeleler verdi.
Yaşadığı acıları, tanıklık ettiği olayları klamları ve ağıtlarıyla ölümsüzleştirdi.
Bize bıraktığı eserler; bugün hâlâ yaşamaktadır ve birçok sanatçı onun eserlerini seslendirerek bu mirası yaşatmaya devam etmektedir.
Böylesine büyük bir ozanın torunu olarak, elbette dedemden bana miras kalan bu müzik birikimini, bu kültürü ve bu dili özellikle Désım Doğa ve Kültür Festivali gibi festivallerde dile getirmek, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak isterdim. Çünkü bu miras sadece bana değil, Désım halkının ortak kültürel mirasına aittir. Ancak ne yazık ki bizlere bu imkân tanınmıyor.
Yıllarını bu kültüre adamış, anadilinde üreten ve bu mirası yaşatmaya çalışan insanlar görmezden gelinirken, başka isimlere öncelik verilmesi benim için büyük bir hayal kırıklığıdır.
Tam da bu nedenle Désım Doğa ve Kültür Festivali hakkında birkaç söz söylemek istiyorum.
Bu festival, Désım'in doğasını, kültürünü, dilini, inancını ve tarihini temsil ediyorsa; o zaman festivalin merkezinde de bu değerlere yıllarını vermiş insanlar olmalıdırlar.
Festivalin amacı; sadece popüler isimler getirmek değil, Désım'in özünü, ruhunu ve kültürünü yaşatmak, olmalıdır.
Ne yazık ki, tam tersini görmekteyiz.
Yıllardır anadilinde üreten, bu kültürü yaşatan, bu toprakların sesini dünyaya duyuran sanatçılarımız varken; dışarıdan, bu dili bilmeyen, bu kültürü tanımayan ve bu coğrafyanın ruhunu yaşamamış insanları getirip festivale koymak doğru değildir.
Açıklanan son festival programına baktığımızda da aynı anlayışın devam ettiğini görüyoruz.
Yine kişisel ilişkiler, yakınlıklar ve "adamcılık" anlayışı ön plana çıkıyor.
Herkes kendi çevresinden birilerini getiriyor, kendi istediği isimlere yer veriyor. Bu, açıkça görülüyor ve toplum tarafından da anlaşılmaktadır.
Bir kültür festivalinde belirleyici olan kişisel bağlantılar değil; kültüre, dile ve sanata verilen emek olmalıdır.
O anlayışın bir an önce ortadan kaldırılması ve daha adil, daha kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor.
Daha da üzücü olan ise yıllardır emek veren birçok değerli sanatçımızın, özellikle de kadın sanatçılarımızın hak ettikleri değeri görememesidir.
Bu festival onların da festivalidir.
Neden kendi kadın sanatçılarımıza ve yıllardır bu kültüre emek veren sanatçılarımıza daha fazla yer verilmiyor?
Neden kendi kültürlerini ve ana dillerini özgürce anlatmaları için fırsat tanınmıyor?
Bir başka büyük çelişki ise sürekli "Anadilimize sahip çıkalım" denilirken, festival sahnelerinde ve resmi açıklamalarda başka dillerin kullanılmasıdır.
Kendi dilimizi biz konuşmazsak kim konuşacak?
Kendi kültürümüzü biz yaşatmazsak kim yaşatacak?
Ben; binlerce kilometre uzakta yaşamama rağmen, bir gün bile ana dilimi konuşmadan geçirmiyorum.
Gittiğim her programda kendi dilimde konuşuyor, kendi dilimde söylüyor, kendi dilimde anlatıyor ve üretmeye devam ediyorum.
Siz ise Désım'de, kendi toprağınızda yaşadığınız halde kendi anadilinizi konuşmuyor, başka dillerde açıklamalar yapıyor ve sonra da "Anadilimizi koruyalım" diyorsunuz.
Bu şekilde ana dil korunmaz.
Ana dilimizi yaşatmanın yolu; önce onu konuşmak, kullanmak ve gelecek kuşaklara aktarmaktan geçer.
Buradan Désım Doğa ve Kültür Festivali'ni düzenleyen komiteye açık bir çağrıda bulunuyorum.
Artık yeter!
Lütfen siyasi düşünceleri, kişisel hesapları ve grup çıkarlarını bu festivalin dışında bırakın!
Désım Doğa ve Kültür Festivali hiçbir siyasi anlayışın festivali değildir.
Bu festival yalnızca Désım'in doğasının, kültürünün, sanatının, inancının ve ana dilinin festivali olmalıdır.
Kültür festivalinin içine siyaseti, ayrıştırmayı ve kişisel hesapları sokmayın!
Kültürü, sanatı ve dili siyasetin gölgesinde bırakmayın!
Aynı yanlışları Avrupa'da düzenlenen festivallerde de gördük.
Kültür festivalleri giderek özünden uzaklaştırılıyor.
Buna artık "yeter" deme zamanı gelmiştir.
Yıllardır birçok sanatçı arkadaşımız da bu konuda çağrılar yaptı. Ben de yıllardır aynı çağrıyı yapıyorum. Ancak görüyorum ki bu çağrılar yeterince dikkate alınmıyor.
Duyarlı insanlarımızın, sanatçılarımızın ve halkımızın artık birlikte ses çıkarması gerekiyor.
Biz bu festivallere destek vermek istiyoruz. Ancak kendi sanatçısını dışlayan, kendi kadın sanatçılarına hak ettiği değeri vermeyen, dışarıdan getirilen isimleri ön plana çıkaran, kendi ana dilini geri plana iten ve kültürün yerine farklı hesapları koyan bir festivale nasıl destek olalım?
Benim isteğim çok açık ve nettir.,
Kendi sanatçısına değer veren, özellikle kadın sanatçılarına hak ettikleri yeri açan, ana dilimizi merkeze alan, Désım'in kültürünü, doğasını ve inancını gerçek anlamda temsil eden, adil ve kapsayıcı festivaller yapılsın.
Anadilimiz konuşulsun!
Anadilimiz yaşatılsın!
Anadilimiz gelecek kuşaklara aktarılsın!
Çünkü bu kültür hepimizin ortak mirasıdır.
Bu mirası korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur.
O duygu ve düşüncelerle, o anlayışla yapılan ve bundan sonra da bu şekilde yapılacak olan festivalleri ve benzer kültür organizasyonlarını doğru bulmadığımı ifade ediyor, bu anlayıştan yana olmadığımı açıkça belirtmek istiyorum.
Benimle aynı düşünceleri paylaşan, bu dilin, bu kültürün ve bu mirasın yaşatılmasını isteyen bütün dostlarıma, arkadaşlarıma ve duyarlı insanlarımıza çağrıda bulunuyorum.
Bu konuda sesimizi birlikte yükseltmeye, kültürümüze ve ana dilimize sahip çıkmaya davet ediyorum.
Desteklerinizi ve duyarlılığınızı bekliyorum.
Bu çağrımı kimseyi kırmak için değil; dilimize, kültürümüze, sanatımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için yapıyorum.
Sevgi ve saygılarımla!
Torne Mursae Sılemani/ Ismail Ötekıvılcım
18. 07. 2026