{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/haber/gulistan-4354.html", "headline": "GÜLİSTAN", "datePublished": "2026-04-21T10:34:00Z", "dateModified": "2026-04-21T10:34:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/news/default/1776756918-e5383.jpg", "width": "800", "height": "400" } }

GÜLİSTAN

GÜNCEL - 21-04-2026 10:34

Herkesin bir kız çocuğu yoktur; ama herkesin elini tuttuğu, şirinliğine şahit olduğu bir kız çocuğu, kardeşi, yeğeni mutlaka vardır. Hayatı güzelleştiren kadınların, annelerin masumiyeti ve direnci burada başlıyor. “Benim de kızım var” diyebiliyorsan eğer, durmalısın; çünkü tam da burada ve bu yüzden bir saygı duruşuna geçmen gerekiyor. Yaptığın her işi bırakıp elinden tutarak, göğsüne basarak öğretmelisin hayatı. Kendini korumayı, güçlü olmayı da…

Bir tek tel saçı için hayatını ortaya koyduğun, büyüttüğün kızına; erkek çocuğuna göre bir adım önde yürümesini öğreteceksin. Çünkü bir anne ve baba olarak kalbin, bu çürümüş hayatın içinde yaşamak ve yaşatmak istiyorsa, kızını daha çok koklayıp kucaklayacaksın.

İlla bir kız annesi de olmayabiliriz; ama bir zamanlar bir annenin kızı olduğumuzu hatırlayarak kucaklamalıyız onları. Her defasında bedenimizi, ruhumuzu çuval ve çuvaldız misali tamir etmeye de mecburuz. Mecburuz, çünkü başka türlüsü mümkün değil. Her kapının anahtarı mutlaka vardır; doğru anahtarı seçmek tamamen vicdanın gözündeki perdeyle ilgilidir. Açtığında, hayatın vicdan ve iyilikle nasıl bir Gülbahçe’sine dönüştüğüne şahit olacaksın. Üstelik inanıyorsan, yaratılanın Yaradan’ın şefkatiyle var olduğunu bilerek ona sahip çıkmak ve onu kucaklamak, kalbine ve vicdanına giden bileti almak demektir. İnanmıyorsan da vicdanın seni aynı kapıya götürecektir. Bunun için âlim olmaya da mâlum olmaya da gerek yoktur.

Hatanın mühendisi kendimiziz ve bu hayatta iyi olmak için de kötü olmak için de binlerce örnek vardır. Tercih, çıkarı geçip kalbe ulaşırsa doğru bize eşlik eder. Ancak bizim bir suçumuz var: Öncelikle erkek çocuklarımızı, sanki gelecekte en büyük koltuğun sahibi olacakmış gibi koruruz. O koltuk, onlara daha ağzı süt kokarken, oyuncak silahlarla oynarken hata yapmayı öğretir. Diğer taraftan kızlarımıza önce “namuslu” olmayı ve gelecekte bir kadın, bir anne olacağını öğreterek büyütüyoruz. Kadının susması gerektiğini, eteğini toplamasını, saçını düzeltmesini ve daha sayamayacağım birçok şeyi…

Yapalım; ama aynı şeyi erkek çocuğuna da yapıyorsak bir anlamı olur. Aksi hâlde adaletin kılıcı baştan etkisini kaybeder — ve kaybediyor da. Bir kız annesi olarak biliyorum; biliyorsunuz da. Yaşadığımız her acıyı, sorunu, derdi bir hekim gibi tedavi eden ve hayatı çiçek bahçesine çeviren kızlarımıza ihtiyacımız var; biz annelerin, babaların annelerimize ihtiyacımız olduğu gibi. Ayrıca bizler anne ve baba olarak birer ressamız; elimizdeki şaheserlerin kıymetini bilmeden onları yok sayan da yine bizleriz. Hayat yormuyor mu? Hata yapmıyor muyuz? Yapıyoruz, yapacağız da… Ama hatalarımız diz kapağını geçmemeli, vicdanımıza yetişmemeli.

Gülistan da, Narin de, Rojin de ve öldürülen çocuklarımız, öğretmenlerimiz — üstelik bilmediklerimiz de — bizi korkaklığa mahkûm eden ve korkunun ölümün kardeşi olduğunu unutturan her şeye karşı bir borcumuz olduğunu hatırlatıyor. Onlar bu ülkeyi, onlara bu zulmü yapanlardan daha az sevmiyordu. Üstelik yaşamak için, insan olmak için kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Biz, çok sevenlerin hatasında boğulduk.

Gülistan’ın annesinin feryadında boğulduğumuz gibi… Bu şehir, kız çocukları için bir adım öne geçmeli; bu şehirde okuyan her öğrenci için bir adım öne geçmeli.

Gülistan’ı tanıyan biri olarak diyorum: Bu olayda “ama” ile başlayan ithamlarınızı gömün. Öyle, kendisine ya da başkasına yapılan haksızlığa boyun eğen bir kız değildi. Büyük bir oyunun içinde kayboldu ve susturuldu. Şimdi geç gelmiş bir adaleti, “adalet” olduğu için; umudumuza merhem olduğu için kucaklıyoruz.

Şımarık, kendini bilmez biri ise hiç değildi. Yüzündeki narinlik kalbinin aynasıydı, bilin bunu. Kimseyi rahatsız etmek, laf söylemek gibi bir huyu yoktu. Zorla eline tutuşturduğum kaşıkla, tabağına konulan bir parça yemeği paylaştığım sofradan biliyorum. Ayağını hiç üst üste atmazdı; saygıyla karşında oturur, nezaketle dinlerdi ve anlatırdı. Ama yakalayamadığım birçok şey için ondan, ruhundan, yüreğinden özür diliyorum.

Şimdi, yavrusunun kemiklerine muhtaç bir annenin feryadında kayboluyoruz. İçindeki erkeği eğitememişlerin, kadını Tanrı’nın kendileri için yarattığına inanan birkaç kendini bilmezin hatasında kayboluyoruz. Kayboluyoruz da ama şunu bilmek gerekiyor bu dünyada her ne kadar güç bazen onlarda olsa iyilerin sayısı kötülerin sayısından daha fazla.

Ben bir kadın ve anne olarak Gülistan’ın yaşadıklarına tanık olamadım; ama onun başına gelenlerin bir gramına bile tahammülüm yok. Hepimiz, yeri geldiğinde ya da geçmişte aşkın kervanında kaybolmuşuzdur.

Şimdi Gülistan’ı:

Aşık olduğu için yargılamayın,

Yanlış kişiyi sevdiği için yargılamayın,

Sustuğu için yargılamayın…

(Ki sussaydı, her pisliği kabul etseydi; inanın şimdi aramızda olacaktı.)

Gülistan, tam da adının hakkını veren bir gül bahçesiydi. Öğrencileri onu çok sevecekti.

Yine geleceğimizi teslim edeceğimiz bir öğretmen adayının kalbine kül atan herkesin, adalet önünde hesap vereceği umuduyla yaşamaya kaldığımız yerden devam edeceğiz. Edeceğiz… Ama yarın, bunları yapanların ve benzeri olayların faillerinin hesap verebileceği bir yarın olacağına olan umutla.

Gülistan… Bir gül bahçesidir, öyle de kalacak.

Nursel DEMİR AÇIK

Günün Diğer Haberleri