13 Nisan Pazartesi günü toplanacak olan İnceleme Değerlendirme Komisyonu öncesinde düzenlenen açıklamayı Karagöz (Gurik) Çevre Köyleri Platformu adına Kasım Fırat okudu.
Dimin Madenciliğin Karagöz Köyü’ndeki maden projesinin proje bedelinin 7 milyon 827 bin 500 TL olduğunu söyleyen Fırat, “ 7 değil 70 milyon TL de olsa bu bedelin ilgili projenin sadece gerekli önlemleri sağlama yükümlülüklerini dahi karşılamayacağı açıktır. Bu yönüyle bu proje daha ilk sayfasından yüksek rant, yüksek talan ve yüksek tahribat projesiyim demektedir” dedi.
Bölge yaylalarında yıllık üretilen sırf tulum peyniri katma değerinin bu bedellerin çok üstünde olduğuna vurgu yapan Fırat, “Bu yönüyle de bu proje daha en başından bir kalkınma projesi değil bölge üretim gücünü ve üretim alanlarını yok etme projesi anlamı taşımaktadır. Zira bölgemiz iyi mera vasfına sahip bir bölgedir. Bu vasfından ötürü Tunceli İl Tarım Müdürlüğünün 22941346 sayılı yazısı ile köyümüz ile bitişik Dağbek köyündeki Krom Çinko Ocağı projesi sonlandırılmıştır. İl Tarım Müdürlüğü aynı raporu bu projeye de ÇED süreci içinde sunmuştur. Her ne kadar ilerleyen zamanda Dimin Madenciliğin başvurusundaki ÇED alanında bir miktar meranın vasfı değiştirilerek bu raporun yenilenmesi istenmişse de esas değişmemektedir. Aynı mera sınırı korunmaktadır, aynı maden dolayısıyla aynı sonlandırma gerekçesi reel ve geçerlidir. Bu yönde de uygulanmalıdır” diye konuştu.
PROJENİN HAYATA GEÇMESİ HALİNDE PARAYLA TELAFİ EDİLEMEYECEK ZENGİNLİKLER YOK OLACAK!
Bölgedeki zenginliklerden bahseden Fırat, “7, 70 değil 700 milyon paraların karşılayamayacağı, kaybı halinde telafi edemeyeceği zenginliklerimiz vardır. Munzur havzasında bulunan bölgemiz biyoçeşitlilik açısından yüksek habitat çeşitliliği bölgesi olup birçok endemik bitki türünü, koruma altındaki bitki çeşitlerini florasında barındırmaktadır. Tarım Bakanlığı tarafında yürütülen HEL DAĞI bölgesini de içeren Munzur Havzası'nda, UBENİS PROJESİ kapsamında yapılan çalışmalarda 2.250'nin üzerinde bitki türü saptanmış olup anılan bitki türlerinin beşte biri endemik durumdadır
Bölgede bitki çeşitliliği çalışması yürüten Munzur Üniversitesinden Prof Dr. Mehmet Yavuz Paksoy’un maden kamyonlarının dibinden geçeceği şu küçük alana dair tespiti dahi zenginliği ve vahameti özetler niteliktedir: “Pülümür ilçesinin özellikle dağlık bölgeleri, Ovacık’ın doğusu yani Pülümür’e bakan kısmı zaten Anadolu diyagonalinin en yüksek bölgesi ve endemik bitkilerin de en fazla bulunduğu bölge. Özellikle Karagöz ve Dağbek köyü. Bu civarlarda endemizmin yoğun olduğu bir bölge. Karagöz köyü girişinde hemen yol kenarında yaklaşık 10-15 metre çapında bir bölgede dahi 6 tane endemik bitki türünün bir arada yayılış gösterdiğini tespit ettik.”
Bu zenginliktendir ki bölge balımızın polen çeşitliliği analizinde, değerler ülke ortalamasının çok üstünde çıkmış, yüzde 13 oranında laboratuvar literatürüne girmemiş özgün polen türleri tespit edilmiştir. Ve bu analiz bölge balının coğrafi işaret alması sürecinde kullanılmıştır
Ayrıca yöremiz Anadolu Parsı, Vaşak, Dağ keçisi, kaya kartalı ve Anadolu engereği gibi koruma altındaki birçok hayvan dostumuza yani eşsiz bir fauna zenginliğine de ev sahipliği yapmaktadır” şeklinde konuştu.
PARANIN SATIN ALAMAYACAĞI DEĞERLER VAR!
Yaşam alanlarında kültür ve benliğin şekillendiğini dile getiren Kasım Fırat, “Ederi ne olursa olsun paranın satın alamayacağı değerler vardır. Bu köyler üstünde bizim kültürümüz, benliğimiz şekillenmiştir. Atalarımızın mezarları, ziyaretlerimiz buralardadır. Fikrimiz, duygumuz, ruhumuz buralara kopmaz bağlar ile bağlıdır.
Bu köyler yaşamımız, ekmeğimiz, aşımızdır. Buralar sadece civar köylüler için değil diğer ilçelerden de yüzlerce üretici ailemiz için de kritik önemdedir. Barajlar ile tarımsal üretimi gittikçe daralan şehrimizde temel geçim ve üretim kaynağı arıcılık ve bilhassa küçükbaş konargöçer hayvancılıktır. Yani bugün maden yağması ile karşı karşıya bırakılan yaylalarımız, mera ve dağlarımız bölgemizde üretimin, yaşamımızı sürdürmenin asli unsurlarıdır. Aksi bu bölgenin insansızlaştırılması yahut kendi üretim kendi kazanması değil de kara toprağın altında köleleştirilmesi anlamına gelmektedir.
Bu nedenle biz Pülümür Karagöz/Gurik civar köyleri halkı, bölgemizin demokratik kurumları ve kamuoyu olarak; verdiğimiz dilekçelerde de belirttiğimiz gibi kamu yararıyla alakası olmayan, doğanın, bölgenin ekonomik kaynaklarını ve zenginliklerini yok edecek Pülümür Karagöz köyünde yürütülmesi planlanan projeyi istemediğimizi bir kez daha yineliyoruz.
Ve memleketin birçok bölgesinde bu topyekün maden kuşatması altındaki bütün kesimleri birlikte mücadeleyi güçlendirmeye; tüm duyarlı dostlarımızı da sesimize ses olmaya dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın yanı sıra madencilik faaliyetinin sona erdirilmesi amacıyla çok sayıda dilekçe de müdürlüğe teslim edildi.