Klasik antropoloji-sosyoloji yazınında yer aldığı gibi, festivaller geleneksel dünyada bir tür dini ve kutsal alana dair birer ayin gibiydi. Modern zamanlara gelince daha çok ulus kimliğinin icra-temsil edildiği etkinlikler olarak tezahür etti. Hızlı-yaygın iletişim ortamının belirlediği küresel dünyada ise bambaşka işlevleriyle gündelik hayatın bir parçası olmuş görünüyorlar. Özellikle modern milliyetçilikle baskılanan kimliklerin yeniden inşasında önemli bir işlev görüyorlar.
Bugünün festivalleri, modern zaman milliyetçiliğinin yarattığı ağır toplumsal-siyasal yüklerin altında bırakılan coğrafyalarda daha büyük bir toplumsal-politik ilgiye konu oluyorlar. Zira yüzyıllar boyunca dışlanan diller-inançlar, bu festivaller aracılığıyla görünür olma imkânı bulabiliyorlar. Türkiye’de bu tür festival deneyimi olan şehirler fazla değil ve Dersim onlardan birisidir. Munzur Doğa Kültür Festivali’nin oldukça yaygın politik ve akademik ilgiye konu olmasının nedeni de budur.
1999’da ilki yapılmak istense de politik müdahaleler nedeniyle 2000 yılında başlayan ve kesintilerle 2026’da 24. kez gerçekleştirilen festival, bugün çeyrek asırlık geçmişe ulaşmış bulunuyor. Sahip olduğu bu deneyim de onun özel bir ilgiye konu yapıyor. Bu deneyimin belki de en dikkat çekici yanı, ilk kez içeriden açık eleştirel seslerle karşılaşması ve ilk kez düzenleyici bazı kurumların bu görevlerinden çekilmeleri oldu.
∗∗∗
Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin, Dersim’deki toplumsal dinamiklerin kendisini bulabildiği, bu coğrafyadaki seslerin küresel dünyaya ulaşabildiği, akademik-politik-kültürel yeni kanalların açılabildiği ve yeni sözlerin-seslerin söylenebildiği, her alanda çoğulculuğu gözeten bir mecra olarak inşa olması temel ve doğru-haklı beklentidir. Dersim bunu yapabilir ve nitekim daha zor zamanlarda bile yapabilmiştir. Ne ki son yıllarda festival hem çoğul seslerin görünmez olduğu, hem de giderek kendini tekrar eden, dolayısıyla etkisi zayıflayan bir etkinliğe dönüştü. Bugünkü eleştirel seslerin nedeni de, bağlamı da budur.
Munzur Doğa ve Kültür Festivallerinin birkaçına konuşmacı, büyük bir bölümüne de dinleyici-izleyici olarak katılmış, dahası festivalin hafızasını üretme kaygısı taşımış bir Dersimli akademisyen olarak, festivale dair acil üç hususun altını çizmek isterim.
Birincisi, festivali düzenleyen kurumlar/aktörler, öncelikle festivalin bu coğrafyadaki tüm seslerin bir mecrası olduğunu ihmal etmemeli, kurumsal temsil esas olmak üzere Dersim’in bütün seslerini dinlemelidirler. Zira Dersim’in pek çok sesi uzun zamandır bu festivallerde kendini göremiyor.
İkincisi, her konuda bir şey söyleyen ve dolayısıyla hiçbir konuda derinlikli bir şey söyleyemeyen festivaller yerine, tematik festivallere odaklanan yeni bir form inşa edilmelidir. “Müzik”, “Eğitim,”, “Doğa”, “Çevre”, “Dil”, “94”, “Sinema”, “Diaspora”, “Sosyoloji”, “38”, “Sağlık”, “Tarih” gibi daha bir dizi tema sayılabilir. Her festival bu temalardan sadece birine odaklansa, Dersim coğrafyasındaki sorunların bilinirliği ve çözümü yönünde uluslararası akademik-politik büyük etkisi olabilir.
∗∗∗
Üçüncüsü, bu yıl 24. kez yapılsa da hâlâ hafızası olmayan festivalin hem dijital hem de fiziki ortamda hafızasını yeniden kurmak büyük bir ihtiyaçtır. Unutmamak gerekir ki hafızasını kamusallaştırmayan bir festivalin somut çıktıları da olamaz. Nitekim son festivalde de yer aldığı gibi hemen tüm festival afişlerinde ‘dilimiz ve kültürümüz’ kaygısı vurgulansa da, festivalin bu kaygılara dair ne tür çarelere-çözümlere vesile olduğunu gösteren açık bir veri-olgu yoktur.
Özetle Munzur Doğa ve Kültür Festivali, Dersim’in ulusal ve uluslararası ölçekte bilinmesini-tanınmasını sağlayan çok önemli bir politik-kültürel-akademik etkinliktir. Mutlaka devam etmelidir. ‘Festival yapmayalım’ önerileri Dersim’i radikal biçimde geriye çeker. Ama mevcut biçimiyle devam etmemesi gerektiği de açıktır. Yeni bir festival formu-mecrası inşa etmek için ilk adım, Dersim’in bütün seslerini dinlemektir. Festivali düzenleyen kurumları bu ilk adımı atmaya davet ediyorum. Eminim, daha iyi fikirler oradan çıkacak; Munzur Doğa ve Kültür Festivali kendi mecrasını bulacaktır.