Türkiye’nin hamur işi tarifleri projemiz kapsamında Bingöl ve Elâzığ illerinden sonraki durağımız, Tunceli’nin Pülümür ilçesiydi. Günlerdir yollarda, yerel tariflerin peşindeydik. Pülümür ilçesine yol alıyor ve harika tabiatın o coğrafyadaki güzelliğini yaşıyorduk. Pülümür’ü görmek ve yöre halkıyla birlikte olabilmek hissi bizi çok heyecanlandırıyordu. Belediye Başkanı Sayın Müslüm Tosun bizi ilçenin girişinde karşıladı. Yörenin en lezzetli hamur işi tariflerinden birisi olan “Şire Şaj”ın (Sirani) yapılışını öğrenmek üzere ilçenin değerli insanlarından birisi olan Yadigâr Yüce’nin evine geçtik. Başkan Müslüm Tosun sürekli bize yardım ediyor, kendi elleriyle taşıyordu malzemelerimizi. Alışıldık bir başkanla karşılaşmadığımız belliydi…
Yadigâr teyzemiz mutlu bir şekilde karşıladı herkesi. Sanki yıllardır mahallemizde beraber yaşadığımız bir komşumuz gibi sarıldı bize. İsmimizi bir kere sordu ve asla unutmadı. Bütün tarifleri en ince ayrıntısına kadar veriyor, yörenin tarihî ve kültürel değeriyle alakalı nokta isimler söylüyor, aydın bir coğrafyanın kadını olduğunu vurgulayarak ne istersek sormamızı sağlıyordu. Yadigâr teyzemizdeki akıl berraklığı bizi çok etkilemişti. Harika bir Sirani yaptı. Orada bulunan diğer yöre insanlarıyla birlikte sofraya oturduk ve yörenin en lezzetli hamur işini yedik. Yediklerimiz lezzetli, sohbetimiz ise oldukça keyifliydi…
Sirani’yi yedikten sonra Pülümür ilçesini tepeden gören bir çay bahçesinde oturduk. Yadigâr teyzemiz yapmış olduğu lezzetli yemeği bize yine çok güzel bir şekilde anlattı. Bununla da kalmadı, Başkan Müslüm Tosun’la beraber Tunceli’nin, özelde de Pülümür’ün Türkiye’nin gıda ve yemek kültürü açısından büyük bir değeri olduğunu tek tek örneklerle izah ettiler. Çünkü Munzur yahut Mercan sıradağlarında yetişen tek dişli dağ sarımsağı endemik bir bitkiydi ve neredeyse sadece bu yörede yetişiyordu. İlkbahar aylarında yetişen ve coğrafyaya göre; çaşır, çakşır, çaşur, çarçur, heliz ve göbek gibi isimler alan bu mantar çeşidi, insanlar için değerliydi, lezzeti anlatılanlara göre oldukça farklıydı ve yine Pülümür’de fazlaca yetişiyordu. Özel bir yemek olan ve Hızır Ayı’nda yapılan Kavut’un tarifini almak da bizi ayrıcalıklı kıldı. Dağ gülü olarak da adlandırılan ünlü Savile (Aygülü) bitkisinin özellikle tansiyon, astım ve şeker hastalığına iyi geldiğini, Tunceli yöresine has bir bitki olduğunu ve yine özellikle Pülümür’de yetiştiğini Başkan Müslüm Tosun ve Yadigâr teyzemiz detaylarıyla anlattı. Ayrıca cevizin ilçe için çok değerli bir ekonomik kaynak olduğu vurgulandı. 700 yıllık gövdesi olan en geniş ceviz ağacının da yörede bulunduğunu hatırlatmak gerekir. Tunceli, Pülümür ve çevresinde yetişen o kadar çok bitki saydılar ki hepsini burada tekrarlamak mümkün olmayacak. Fakat Sayın Pülümür belediye başkanının girişimi ve Ankara Orman Araştırma ve Çevre Derneği iş birliğiyle Pülümür ve çevresinde yetişen bitkilerle alakalı sahada yapılan araştırmaları içeren bir kitabın yazım sürecinde olduğunu duyup mutlu olduk. Yadigâr teyzemize hüzünlü bir vedanın ardından yine yola koyulduk.
Zamanında Pir Sultan Abdal’ın evi, şimdi ise Pir’in sekizinci kuşak torunun yaşadığı Seyidi Mustafa’nın çocuğu olarak tanıdığımız dedemiz Mehmet Çelebi’yi mekânında ziyaret ettik. Bu mabet Alevi kardeşlerimiz için büyük bir önem arz etmektedir. “Büyük Dam” olarak anılan bu yer, halen özellikle Hızır Ayı’nda geleneksel Cem’lerin çevre illerden bir araya gelinerek yapıldığı bir yerdir. Yaşanılan önemli olayların en büyük tanığıdır bu mekân. İlk günkü gibi varlığının korunduğu aktarılan bu mekânda insanın ruhunu rahatlatan manevi bir havayı solumak mümkündür. Değerli Mehmet Çelebi’nin “Ayırt etmeksizin, Alevi, Sünni, Laz, Türk, Kürt demeksizin, Allah insanı Âdem olarak yaratmıştır” sözleri, orada oluşumuzun en büyük kanıtıydı aslında. “Büyük Dam’ı” gezip mekânla alakalı daha çok bilgilendirme aldıktan sonra huzur mekanına veda ettik.
Tunceli Pülümür’e gelip de Pülümür balıyla ilgili bilgi almadan ilçeden ayrılmak doğru olmazdı tabii ki… Közlüce Köyü Muhtarı Kazım Aksakal, ballarını yetiştirdiği harika doğasında Pülümür balıyla ilgili bize çok detaylı anlatımlarda bulundu ve bununla da kalmayıp yetiştirmiş olduğu ballardan tattırmak üzere bizleri evine davet etti. Eşi ve çocuğu bizleri evlerinde harika bir şekilde ağırladı. Bir taraftan eşi, diğer taraftan kızı ve muhtar Meşe’nin sürekli samimi ve insanlara rahatlık veren sevecen tavırları bizi çok etkiledi. Ayrıca ikram etmiş oldukları Pülümür petek balı bize öncesinden yemiş olduğumuz bütün balları unutturdu ve bir süre başka bir bal yemememize neden olacak gibiydi.
Közlüce köyüne de veda ettikten sonra, son bir nokta olarak Pülümür’de yetişen doğal kaynak tuzuyla ilgili bilgi almak için Munzur Kaynak Tuz işletmesine geçtik. Başkan Müslüm Tosun yine ayrıntılı bir şekilde Türkiye’nin doğal yollarla yetiştirilen en iyi tuzlarından birisi olduğunu bize aktardı.
Artık ayrılık vaktiydi. Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun’unla hüzünlü bir veda yaşadık. Gün boyu bize ilçesini gezdirdi. Harika insanlar tanımamıza vesile oldu. Girdiğimiz her yerde mutlu ve samimi karşılandık. Çıktığımız her yerden de hüzünle ayrıldık. Bir bütün olarak Pülümür’ün insanı; güler yüzü, samimiyeti, doğaya ve insanlığa olan sevgisi ile çok yönlüydü. Ne yaptığının bilincinde olan ve insanlara sevgiyle bakan bir halkla birlikte olmak, onlardan projemize kaynak sağlayacak bilgiler almak çok mutlu etti bizi. Çengelköy Börekçisi Bülent Dilbağı ve Araştırmacı-Yazar Durmuş Durukan olarak Tunceli Pülümür’de harika insanlar ve hikâyeler biriktirdik. Henüz ülkemizi gezmek için yolun başındayız ama ne denli güzel bir iş yaptığımızın da farkındayız. Pülümür bize mutluluk ve huzur verdi…
Çengelköy Börekçisi Fikir-Sanat-Lezzet Ekibi
Bülent Dilbağı - Durmuş Durukan
1/10/2022