Bazı isimler vardır; doğdukları yerle yalnızca bir nüfus kaydı bağı kurmazlar. O yer, onların sesinde, kelimelerinde, susuşlarında yaşamaya devam eder. Cemal Süreya böyle bir isimdir. Dünya şiirinin belleğine kazınmış dizeleriyle, yalnızca edebiyatımızın değil, insanlığın ortak duygusunun şairidir. Ama bizler için bir başka anlamı daha vardır: O, Pülümürlüdür.
Cemal Süreya’nın şiiri, yalınlıkla derinliği, ironiyle kırılganlığı aynı dizede buluşturur. Aşkı anlatırken tarihin acılarını, bireysel duygulanımı işlerken kolektif belleği sezdirir. Onun şiirinde kelimeler yalnızca estetik bir oyun değil; bir varoluş tavrıdır. Bu nedenle Süreya, çağdaş Türk şiirinin dönüm noktalarından biridir. İkinci Yeni’nin ufkunu genişleten, dili yeniden kuran, sözü hem incelten hem keskinleştiren bir şairdir.
Pülümürlü olması, bu şiiri folklorik bir yere sıkıştırmaz; tam tersine, ona derinlik ve kök kazandırır. Pülümür, yalnızca bir coğrafya değil; sürgünlerin, kopuşların, dirençli hatıraların yurdudur. Cemal Süreya’nın dizelerinde sezilen o hafif sızı, o incelikli hüzün, biraz da bu toprakların hafızasından süzülür. Onu “dünya şairi” yapan evrensel ses, yerel bir belleğin içinden yükselir. İşte bu yüzden Cemal Süreya, Dersim(Tunceli)’in kültürel mirasının en kıymetli hazinelerinden biridir.
Yıllar boyunca farklı zamanlarda, farklı biçimlerde Cemal Süreya’yı anma çabalarım oldu. Şiir dinletileri yapıldı, söyleşiler düzenlendi, anılar tazelendi. Bu etkinlikler yalnızca bir şairi anmak için değil; bir kültürel sürekliliği canlı tutmak için önemliydi. Ancak bu yıl, çeşitli nedenlerle bu çalışmaların fiziki olarak bir araya gelinen kısmına ara vermek zorunda kaldım. Bu bir vazgeçiş değil; bir zorunlu duraklamaydı.
İşte bu nedenle, bu yılki anmayı basın yoluyla, kelimelerin gücüyle gerçekleştirmeyi seçtim. Çünkü Cemal Süreya’yı anmanın en sahici yolu yine kelimelerden geçer. Onun şiirine yakışan da budur. Bir köşe yazısında, bir gazete sayfasında, belki sessiz ama kalıcı bir selam bırakmak…
Bu yazı, bir yokluğun telafisi değil; bir bağlılığın ifadesidir. Cemal Süreya’yı anmak, aslında Dersim (Tunceli)’in kültürel hafızasına sahip çıkmaktır. Unutmamak, unutturmamak ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmaktır. Çünkü kültürel hazineler yalnızca müzelerde değil; şiirlerde, yazılarda, hatırlama iradesinde yaşar. Bugün bir kez daha, dizeleriyle dünyayı incelten o büyük şaire, kendi toprağından bir selam gönderiyoruz. Cemal Süreya’yı anmak, onun dediği gibi “hayat kısa, kuşlar uçuyor” cümlesini yeniden ve yeniden düşünmektir. Ve evet, kuşlar hâlâ Pülümür semalarında uçuyor, selam olsun Süreya’nın kuşlarına…
Seher Kont Erdoğan