{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/haber/sayin-kilicdaroglu-ile-ne-konustuk-iklim-su-krizi-islam-ve-sol-izledigi-film-dersim-meselesi-uzerine-3621.html", "headline": "Sayın Kılıçdaroğlu ile Ne Konuştuk? İklim, Su Krizi, İslam ve Sol, İzlediği Film, Dersim Meselesi üzerine…", "datePublished": "2025-12-19T22:56:00Z", "dateModified": "2025-12-19T22:56:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/news/default/1766174244-49e18.jpg", "width": "800", "height": "400" } }

Sayın Kılıçdaroğlu ile Ne Konuştuk? İklim, Su Krizi, İslam ve Sol, İzlediği Film, Dersim Meselesi üzerine…

GÜNCEL - 19-12-2025 22:56

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu bugün (19/12/2025) Ankara’da yeni ofisinde ziyaret ettim. Her zamanki gibi gözleri ışıl ışıl, cemâli nur saçan, sosyal ve politik çilelerin Kemal’e erdirdiği Kemal Bey’i zinde gördüğümü söyleyebilirim.

77. yaş gününü kutladım. Gülerek teşekkür etti.

Çay-kahve sohbeti eşliğinde başlayan sohbetimiz, kendisinin bir suali ile akmaya başladı.

- Munzurlar’a kar yağdı mı? Nasıl memleketim?

Kendisine, “Son yıllarda kuraklığın etkilerinin görüldüğünü, iklim döngüsünün aleyhte olduğunu, eski kışlardan eser kalmadığını,” ifade ettim.

Devamla, aynı kuraklığın sadece Türkiye’de değil, İran ve Mezopotamya’da da hissedildiğini söyledim. Bir vakit gittiğim İran’ın İsfahan şehrindeki Zayende Nehri’nin içler acısı halini Kemal Bey’e anlattım.

Kemal Bey, “Cumhurbaşkanlığı adaylığı sırasında bu hususta özel raporlar hazırlattığını, Ortadoğu’da su meselesinin petrol meselesinden daha fazla gelecekte siyasal ve toplumsal sonuçları olacağını,” ifade etti.

Kemal Bey, “İklim değişikliğinin neticesinin insanoğlunun varoluş öyküsünün olduğu Mezopotamya’yı ve Türkiye’yi ortak çareler aramaya ittiğini, insani ve çevresel büyük bir krizin kapıda olduğunu,” belirtti.

Ben de, “Su savaşlarının yakın gelecekte olası olduğunu ancak su kaynakları üzerinde sadece bir ülkenin kaynakların su çıkış kaynağı itibarıyla tekel oluşturmasının etik olmadığını, su kaynakları üzerinde tek yönlü ancak komşu devlet ve toplumlar aleyhine bir politikanın da sorunlu olduğunu,” ifade ettim.

Kemal Bey’le son bir sene içinde T24 haber sitesinde yazdığı makaleleri üzerine konuşmaya devam ettik.

Kemal Bey’e, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan bu yana devam eden modernleşme süreçleri üzerine okumalar yaptığımı ifade ettim. Sohbete, Fransız İhtilali’nin dayandığı dört ana ilkenin su kadar önemli olduğu hususuyla devam ettim.

Kemal Bey ile “Adalet” fikri yanında “Hürriyet, Kardeşlik, Eşitlik” ilkeleri üzerine sohbetimiz ilerledi.

Kemal Bey’e Prof. Dr. İdris Küçükömer’i sordum, tanışmışlığı var mıydı? Kendisi, tanışmadığını, ismini duyduğunu, Hikmet Kıvılcımlı’nın yazılarını okuduğunu, Hikmet Kıvılcımlı’nın İslam ve sol düşünce arasındaki bağına dikkat çekerek,

“İslam ile sol arasında bizim anladığımız ve anlayışımızdaki İslam’a göre karşıtlık yoktur. Bir uyum vardır. Ancak Yavuz’un Mısır ulemasını İstanbul’a getirmesi, bu ulemanın zaman içinde tahakkümü neticesinde farklı anlayışlar gelişmiştir. Şehzade Mustafa’nın katli olayında dahi bu ulemanın etkisi vardır. Kanuni dönemi, kimi tarihçilere göre devletin çöküş emarelerinin filizlendiği dönemdir. Bunda Yavuz’dan sonra şekillenen ulemanın etkisi vardır. Bizim anlayışımızdaki İslam’ın adalet ile hoşgörü ile kardeşlik ile bağı vardır. Mısır Seferi ve Mısır ulemasının İstanbul’a getirilişi ve bu ulemanın bakış açısı, devletin kurumlarını zaman içinde dumura uğratmıştır. Bu, toplumsal yapıyı da etkilemiştir.

İslam’ın fikri altın çağını Moğol istilası bitirmiştir. Ancak bu istila sonucunda İslam kütüphanelerinde pek çok kitap, yok olmaması için Batı’ya da götürülmüştür. Batı’da bu kaynaklar zaman içinde Rönesans’ın fikri temelinde etkin olmuşlardır.

Bir vakit bir film izlemiştim, İngiltere’den yola çıkan İbn-i Sina ile tanışmak için çabalayan bir insanın hikâyesini anlatıyordu. O filmde de Ortaçağ’da İslam ve Batı dünyası arasındaki uçurum güzel yansıtılmıştı,” dedi.

Ben, “Sanırım ‘The Physician/Hekim’ filminden bahsediyorsunuz, ben de izlemiştim. O filmde ve gerçekte İbn-i Sina’nın çalışmalarını özgürce yaptığı dönemde Büveyhiler’in İslam dünyasında siyasal güç olduklarını,” ifade ettim.

Kemal Bey’e, modernleşme tarihimizde kimi zaman militarist anlayışların da hâkim olduğunu, bu durumun toplumda karşı bir refleks geliştirdiğini, İsmet Paşa’nın cumhurbaşkanlığı döneminde ötekilenenlerin yönetime katıldığını, bir uzlaşı döneminin olduğunu, Kemal Bey’in uzlaştırmacı ve birleştirici siyasetinin İsmet Paşa, Bülent Ecevit, Erdal İnönü’nün diyalog ve uzlaşı kültürünün devamı olduğunu ifade ettim.

Kemal Bey, diyalog ve uzlaşının önemli olduğunu vurguladı.

Kemal Bey’e, “İzninizle, mahsuru yoksa Dersim meselesi ile ilgili bir-iki soru sormak istediğimi, zira kendisinin siyasetten evvel tarihçi kişiliği olduğunu, araştırmacı yönünü bildiğimi,” ifade ettim.

Kemal Bey, araştırmacı tarihçilik günlerini anlatırken gözleri gülüyordu.

“Bir gün randevu aldım Celal Bayar’dan. İstanbul’a gittim. Heyecan içinde tam görüşeceğimi umarken Celal Bayar’ın rahatsızlığının arttığını bana söylediler ve görüşme olamadı. Ben İstanbul’dan Ankara’ya dönerken radyoda Celal Bayar’ın hastaneye kaldırıldığı ifade ediliyordu. Bir süre sonra da Bayar vefat etti.

Sonradan Cavit Çağlar aracılığıyla Yalova’da İhsan Sabri Çağlayangil’le görüştüm. Kendisine Dersim meselesini sordum. Anlattı. O zamanın teknolojisiyle teyp-bant kaydı yapıyorum. İmkanlar şimdiki gibi değil.”

Ben araya girerek, “Efendim, İhsan Sabri Çağlayangil ile sesli röportajın montaj olduğunu iddia edenler var. Bu hususta mahsuru yoksa bilgi alabilir miyim?” dedim.

Kemal Bey devamla, “Hayır, hayır, montaj yok. Röportajı yaptım. Video ses kaydı gerçek. İhsan Sabri Bey röportaj bittiğinde, ‘Ne yapacaksın sen bunları?’ diye soruyordu. Tabii yaşları ileri, devleti yönetmişler, cevap veremedim. İhsan Bey’in bildiğim kadarıyla bir arşivi vardı. O arşivde fotoğraflar da olduğunu biliyorum. Anılarda geçiyor Macar Mustafa ile olan hani. Seyit Rıza’nın idam fotoğrafının, Peygamber soyundan geldiği için halkta infial yaratabileceği nedeniyle imha edildiğine dair. Atatürk, gazetelerde fotoğrafın yayımını halkın seyyidlere olan saygısından dolayı istememiştir. İhsan Bey’de tahminim bu fotoğraflar vardı. Vefatından sonra arşivine ne oldu, araştırmak gerekir.”

“Dersim İsyanı” ifadesi çok telaffuz ediliyor. Bu hususta siz ne düşünüyorsunuz?

“Dersim İsyanı deniyor. Ancak ne kadar doğru? Ağız alışkanlığı. Osmanlı zamanından bir kanun veya bir karar olduğu ifade edilir. Dersim’e özel. Seyyitler’in askerden ve vergiden muaf olduğuna ilişkin. Dersimliler lehine özel bir hüküm yani.

Dersim’de ne olmuştur? Ben, bir köylü kadına tecavüz olayından ötürü hadiselerin alevlendiğini, bu olayın o zaman içinde aşiretler arasında infial yarattığını babamdan duymuştum. Meselenin başlangıcında bir karakol komutanının Dersim’de evli bir kadına tecavüzü vardır. Bunun üzerine aşiretler de karakolu basmışlar, karakola yardım gelmesin diye telefon kablolarını kesmişler ve köprüyü yıkmışlardır. Hadisenin merkezinde böyle bir durum olduğunu rahmetli babamdan dinlemiştim. Ben bunu Nazımiye adlı (Prof. Dr. Şükrü Aslan Hoca’nın Nazımiye adlı kitabındaki röportajını kastediyor) kitapta anlatmıştım.”

Ben de, “Efendim, karakol ve tecavüz olayı hadisesi üzerinden karakola yönelik tepkinin ve kanlı neticesinin siyasi olmadığı, Türkiye’nin neresinde hangi benzer hadise yaşansa buna yönelik tepki durumunun siyasi olmadığını, dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın ve bürokratlarının iyi niyetli olmadıklarını, İsmet Paşa’nın Şükrü Kaya’yı cumhurbaşkanı olur olmaz görevden aldığını, tarih okumalarımdan çıkardığımı,” ifade ettim.

Kemal Bey devamla, İnönü’nün Şeyh Said’in torunlarına zorunlu iskânı kaldırdığını, 1947’de memleketlerine gittiklerini, bu hususu Şeyh Said’in torununun kendisine anlattığını ifade etti.

Yoğun görüşme trafiği içerisinde bekleyenlerin hakkına girmemek için ben müsaade istedim.

Kemal Bey’e, “Türkiye’de sağdan sola, her etnik gruptan, mezhepten, dinden insanların sizin diyalog ve uzlaşı kültürü hamiliğinize ihtiyaç var. Bu hususta sanılanın aksine sizin tarihsel rolünüz geçmişte olduğu gibi gelecekte de müspet olacak,” dedim.

Kemal Bey teşekkür etti; “Memleketime, Munzur’a selamlarımı iletin,” dedi. Tokalaştık, ayrıldık.

Tarihçi-Yazar

Cihan Söylemez

Günün Diğer Haberleri