İnsan dünyaya yalnız gelir amma..!
Kalbi yalnız kalmak istemez.
Ayrı cinslerin partneriyle birleşmesi sonucu Aşk meyvesi olan insanın sevme ve sevilme duygusu içsel huzurun başlangıcı kendinle barışma seanslarıdır.
Sevmek, insan olmanın gereğidir.
Sevmek insanın iç dünyasında yanan en sıcak ışıktır. Bir kalbin başka bir kalbe dokunması, bazen kelimelerden daha güçlüdür. Çünkü sevgi çoğu zaman konuşmaz, bakışlarda küçük fedakârlıklarda ve sessizce yapılan iyiliklerde kendini gösterir.
İnsan sevdikçe büyür.
Sevgi kalbi yumuşatır, insanı daha anlayışlı ve merhametli yapar.
Sevgi, sadece romantik bir duygu, ya da edebi bir tema değil, insan doğasının en temel ve dönüştürücü gücüdür. Bir toplumun harcı, bir bireyin ise en güçlü savunma mekanizmasıdır. Peki, bu soyut kavram nasıl olur da somut dünyamızda bu denli büyük değişimler yaratabilir?
İyileştirici bir kuvvet olarak sevgi ve şefkat görmenin insan sağlığı üzerindeki etkilerini defalarca kanıtlamıştır. Sevgi stres hormonlarını azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve ruhsal yaraların sarılmasını hızlandırır. Bir çocuğun büyümesindeki en önemli vitamin, gördüğü karşılıksız sevgidir.
Sevgi ve Aşk tan mahrum bir insan veya toplum da gerginlik eksik olmaz, gerginlikte biliyorsunuz vukuatı tetikler, mutluluk endeksi düşük ülkeler genelde özgürlüğü kısıtlanmış, sevgiden yoksun kapalı toplumlardır, kapalı toplumların ekseriyetle suçlu ve sapıkları çok olur. Cezaevleri ağzına kadar doludur.
Sevgiden yoksun İnsanları itibar kaybederken, ülkesi ise sürekli irtifa kaybeder....
Bir karakaş bir karagöz sende var
Uslanmaz bir deli gönül bende var
Bunca yıldır derde derman ararım
Demedin ki derde derman bende var....Kemaliye Türküsü
Kalpten çıkan kelimeler kalbe ulaşır.
Aşk sevenleri şekillendirir, fikirlere sözel güzellik katar.
Hayal kurmak bile, sevmenin tohumudur.
Bir annenin evladına sarılışı, bir dostun zor zamanda omzuna koyduğu el, yaşlı bir insanın yalnızlığını paylaşan bir selam. Bunların hepsi sevmenin farklı yüzleridir.
Sevgi olmadan hayat kuru bir ağaca benzer; ayakta durur ama meyve vermez.
Yaprak ne kadar uzağa savrulsa da, o meyveli ağacın çocuğudur.
Sevgi olmayan bir hayat sadece geçen boş zamandan ibarettir.
Aşk boş zamanları doldurmak için değil, geçen zamanı dolu dolu yaşamak için vardır.
Sevmeyi hor gören İnsanların bir çoğu sandığımız kadar mantıklı bir varlık değildir..!
Çok eşli Atalarımızın haram kıldığı kurallar ile , ateş ve barudun patlamamasına gösterdiğimiz özeni nükleer santralin patlamasına göstermemişiz..
Sevmek yolunda bir incelik göstermeyip, hep incitmişiz gönülleri..
Ben Aşk nedir bilmem, eski kafalıyım bir seni bilirim birde ismin geçince sıkışan yüreğimi...Atilla İlhan
Pardon Aşk-ı nerede bulabilirim? Şu köşeyi dön ana avrat dümdüz git, kime sorsan gösterir..
Her gün bir kadının katledildiği bizim coğrafya da kadının elini sıkmak haram, kafasına sıkmak helaldir.
Halo; Sence platonik aşk nedir?
Yeğen, pilavlık aşkı falan bilmem ama..! Bence aşk işi, itin zemheride gar yemesidir..
Aşk sizin NEYİNİZE..?
Zaten ne zaman Aşk'la hayata tutunmaya kalktıysak, hep mahrem yerleri geldi ELİMİZE
Hayatta olmanın getirdiği keyif ve zorlukları yaşıyoruz.
Dilin anlatamadığını hakikat fısıldarmış. İşte buna kulak vermek gerek.
İnce sızım sessiz çığlığım, hayatta ki en mükemmel çılgınlığım, nerelerdesin? seni çok ama çook özledim.
Özlemek
Özlemin birikti bende..!
Özlemek en savunmasız duygudur
Özlemek ayrılınca düşüneni düşlemektir
Özlemek sevmenin dozunu artırmaktır
Özlemek beklemektir
Özlemek beklemekse kavuşmak yaşamaktır....
Özlemek, insanın kalbinde sessizce büyüyen en derin duygulardan biridir. Bazen bir insanı, bazen bir şehri, bazen de geri gelmeyecek bir zamanı özleriz. Özlemek, yokluğun içimizde bıraktığı boşluğu hissetmek, hatıraların zihinde yeniden canlanmasıdır.
İnsan özlediği şeyde aslında kendinden bir parça bulur. Bir babanın evladını özlemesi, bir dostun dostunu araması, ya da çocukluk günlerinin hatırlanması.
Hepsinde ortak olan şey kalbin geçmişe doğru attığı sessiz bir adımdır. Çünkü özlemek, sevmenin görünmeyen yüzüdür. Sevgi varsa özlem de vardır.
Bazen özlemek acı verir. Çünkü özlenen kişi uzaklardadır, Ama bu acı aynı zamanda insanın kalbinin hala canlı olduğunu gösterir. Hatıralar gözlerimizi nemlendirirken, ruhumuza da bir sıcaklık bırakır. Özlemek, insanın duygularını diri tutan bir köprüdür.
Belki de özlemek, hayatın bize öğrettiği en ince duygudur. Çünkü insan en çok kaybettiklerini ve değer verdiklerini özler. Bu yüzden özlemek bize şunu hatırlatır: Yanımızda olanların kıymetini bilmek gerek.
Sürme beni, sürme beni
Çek gözen Sürme beni
Kul oldum kapına geldim
Ne olur Sürme beni... Harput Manisi
Sonuçta özlemek sadece bir yokluk değildir; sevginin zamana karşı verdiği sessiz bir mücadeledir. Kalp bazen kavuşamaz ama yine de sevmeye ve özlemeye devam eder. Çünkü insan, özlediği kadar insandır.
Hasret bitince GECE ler gündüze döner, içinde tomurcuklaşmış bütün çiçekler açarmış.
Gece
Ne mehtap görünürde
ne de yıldızlar gökte
Güneş'i de yok etmiş
bütün bulutlar perde
Eyy karanlık geceler
söylesene derdin ne
Ne istiyorsun benden
Benim sevdiğim nerde
Ben bilmem ki sevmeyi
gönlüm istedi seni
Hiç bana danışmadan
aldatarak hep beni
O gelmeden gün doğmaz
Hayatın ritmi olmaz
Hala anlamadın mı...!
O gelse GECE olmaz...N.Köse
Beni üzüyorsun demekten sen üzülürsün diye vazgeçtim,
Sen varsan bende varım, sensin benim diğer yarım, ve ben hala bıraktığın yerde hasretinle halleşiyorum, diye yar'e yazarken cümleyi tamamlamadan ondan mesaj geldi;
Kalbimde arama eski yerini...!
Sen gözümden akan sele karıştın__
İşte O AN
Felek bam telime dokundu benim.
Güllerim sararıp soldu , bülbüllerim lâl oldu..
Aşk dediğin böyle olur, sağ gösterip solla vurur.
Siz yumurtadan çıkmadınız, Leylek ile hiçbir kan bağınız yok, sevin, sevilin, her zaman haklı olmaya çalışmayın, mutluluğun kaynağı bu.
Kendinize iyi bakın, çünkü bir daha hiçbir ANA doğurmaz sizi...
İşiniz, kaşıkla tünel kazıp, özgürlüğe yelken açan mahkumlardan daha kolay.
Gerçek sevginin kaynağı EMPATİ yapmaktır.
Dünya yörüngesinde denge üzerine dönüyor, hayatta dengeli olmayı gerektiriyor, bu gezegende sadece dengeli iyiler yaşamıyor, yaşadığı şartlara göre sevgiden mahrum kalmış dengesiz kötülerde yaşıyor. Orman elbette çakalsız olmaz, ama martı b*kuyla da deniz kirlenmez.
Zenginlik eşittir mutluluk değildir.
İnsan sevgisi, düşüncesi görgüsü ve kalbi ile zengin olmalı.
Zengin bir kalp yoksa, servet çirkin bir dilencidir….. R. Waldo Emerson
Baş Aktör şöyle diyordu..!
Başkalarının oskarlık hayatlarında figüran olmaktansa, kendi hayatında başrol ol.
Aldığınız çiçekleri kurutup saklayan kadınları sakın kaybetmeyin.
Şayet kendinize partner arıyorsanız, çeyizi kitaplar olan kişileri tercih ediniz.
Nedeni, Kitap okumayan kişilerin birçoğu KÜTÜK tür, kütük ler yola gelmez, niye? diyeceksiniz, çünkü ters döndürünce de kütük tür. Bunlardan ne masa olur, ne de sandalye....
Ben bilmez merkez bilir, ben yola gelmem, yol bana gelsin, diye tutturur, kendi ömründen yemez sizin ömrünüzü yer.
Kalp sırrına erenler neler yapar, bilir misin...?
Kızmazlar... Küsmezler... Kırmazlar... Kırılmazlar...
Veee Her şeyde bir güzellik bulurlar...
Satırları üzülerek sonlandırmak zorundayım, ben aslında sana yazmaktan hiç usanmam da..!
Kalbimde arama eski yerini...!
Sen gözümden akan sele karıştın
dedin ya..!
İşte ben o selde boğuldum..
Çok ısrar ettim amma..!
Pompacı kalp, sana yazmak isteyen parmaklara KAN göndermiyor artık...
Necati KÖSE