{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/haber/tuncelide-yasananlarin-perde-arkasi-ve-kapatilmis-dosyalar-4390.html", "headline": "Tunceli’de yaşananların perde arkası ve kapatılmış dosyalar", "datePublished": "2026-04-25T22:30:00Z", "dateModified": "2026-04-25T22:30:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/news/default/1777145515-59712.png", "width": "800", "height": "400" } }

Tunceli’de yaşananların perde arkası ve kapatılmış dosyalar

GÜNCEL - 25-04-2026 22:30

Türkiye, bir haftadır Tunceli’de altı yıl önce ortadan kaybolan Gülistan Doku dosyasını konuşuyor. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in tutuklanmasıyla, Türkiye, belki de ilk kez böyle bir dosyada bir valinin tutuklanmasına tanıklık etti. Ama mesele birilerine “itibar” kazandıran tek bir soruşturma değil. Sadece bir kentte, sistematik olarak kadınların yaşadıkları ortada. Baraj gölünde bulunan cesetler, evinde ölü bulunan kadınlar, taciz ve tecavüz iddiaları…

Tunceli Hozat, 2010 yılı…

Hozat Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre; A.A. adlı kişi, 2010’da 11 yaşında olan kız çocuğuna bıçak zoruyla tecavüz etti. O sırada cezaevinde olan kızın babası, olayı, tahliye olduğunda öğrendi. Pompalı tüfekle A.A.’nın evinin önüne giden baba, havaya bir el ateş etti. Baba, bu eyleminden dolayı şikayet edildi. Baba da kızının istismara uğradığını belirterek A.A.'dan şikayetçi oldu. A.A., gözaltına alınarak tutuklandı ancak yaklaşık 10 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Baba hakkında ise tehdit ve hakaretten dava açıldı. Yargılamalar sonunda, çocuğun beden ve ruh sağlığının bozulduğuna yönelik Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin raporuna karşılık, Fırat Üniversitesi’nin “fiili livata bulgusu yok” raporuna itibar edildi. Mahkeme, başka kanıt olmadığı gerekçesiyle A.A.’nın beraatine, babanın ise 11 ay 20 gün hapsine karar verdi. Aldığı ceza nedeniyle, babanın daha önceki şartla salıverme kararıyla tahliye olduğu davadaki 17 aylık infazı da yandı. Her iki karar da temyiz edildi. Bu süreçte, küçük kızın bir başka istismara daha maruz kaldığı ve o davanın sürdüğü de ortaya çıktı.

Baba, bu süreçte yaşadıklarını, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e gönderdiği mektupta anlattı. Mektubunda, 2006’da esrar sattığı gerekçesiyle hakkında dava açıldığını, 2008’de tutuklandığını anlatan baba, şunları aktardı:

“O zaman 11 yaşında olan kızım, okulundan gelip giderken, aynı mahallede oturan A.A., yol güzergahında olan ahırın önünde bekleyerek çağırıyor. ‘Gel sana para vereyim, bizim eve ekmek al’ diyor. Çocuk yaklaştığında ahıra alıp kapıyı kapatıyor. Çıkardığı bıçağı kızımın boğazına bastırıyor. ‘Elbiselerini çıkart, sesini çıkartırsan, boğazını keserim’ diyor. Çocuğuma tecavüz ediyor. 35 yaşlarında bu şahıs, evli, bir çocuğu var. Bütün bunlar olurken ben cezaevindeydim. Çocuğum korkusundan bu durumu söyleyemiyor. Ama ikinci kez kızımı ahıra çağırdığında, mahalleden biri, ‘ne yapıyorsun’ diye müdahale ediyor. Ben geçen yıl cezaevinden çıktım. Kızım, geceleri uykusunda ‘kimseye söylemeyeceğim’ diye bağırıyor, kalkıyordu. Bir gün kahvede otururken arkadaşım H. geldi. Bana bir şey söylemeye çalışıyordu. ‘Benden bu lafı duymadığına yemin et, yoksa beni öldürürler’ dedi. Bana cezaevindeyken olan bitenleri anlattı…. A.A.’yı ekip arabasıyla götürdüler. Polis, çelişkili ifadeleri nedeniyle nezarete aldı. Oradan bağırıyordu. ‘Beni kimse tutuklayamaz. Ben askeriyenin ve JİTEM’in adamıyım. Yüzbaşını arayın’ diye bağırıyordu. Kızım da gelip ifade verdi. Ertesi gün A.A., tutuklanarak Elazığ’daki cezaevine gönderildi. Elazığ’a Adli Tıpa götürdüler kızımı da. Sonra Hozat Adliyesi’nde ilk duruşma yapıldı. A.A.’nın askerin, akrabalarının devreye girmesiyle mahkemeye bile çıkmadan 10 günde serbest bırakıldığını o zaman öğrendik.”

* * *

Küçük kızın yaşadıklarından tam 10 yıl sonra, Gülistan Doku için arama çalışmaları yürütülürken, baraj gölünde bir ceset bulundu.

Uzunçayır Barajı Gölü’nde yapılan arama çalışmalarında bulunan cesedin Esma Kılıçarslan’a ait olduğu anlaşıldı.

10 yıl önce istismar edilen küçük kızın ablası…

Gülistan Doku dosyasının raftan indirilmesinin ardından, DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, Esma Kılıçarslan’la ilgili iddiaları da Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesinde, Kılıçarslan’ın 11 Mart 2020’de Hozat’taki evinden ayrıldığı, 15 Mart’a kadar ailesiyle iletişimde olduğu, sonra ortadan kaybolduğu, bu süreçte aileye “olayın fazla dillendirilmemesi” telkinlerinde bulunulduğu iddiaları yer aldı.

Pandemi döneminde cesedin bulunduğu, otopsinin geç ve eksik yapıldığının iddia edildiği, Kılıçarslan’ın cesedinde birden fazla erkeğe ait DNA izlerine rastlandığı iddialarının bulunduğu anımsatıldı.

Dosya “intihar” gerekçesi gösterilerek kapatıldı.

* * *

İddiaların odağında Tunceli var ama Tunceli sadece ülkeden bir kesit.

Gülistan Doku dosyasında eski Vali Sonel’in tutuklanmasıyla, kentteki atmosfer de gündeme geldi

Cinayet gerekçesiyle tutuklanan oğlu, ifadesinde bol bol hamasette bulundu. Kentte baskı altında olduklarını, silahla, belirtilen tarzda bir hayatla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Oysa kentte, Sonel görevdeyken Mustafa Türkay Sonel’in daha o yaşlarda belinde silahla, beyaz BMW’siyle nasıl dolaştığı konuşuluyordu. Kimsenin kendisine yanaşmaya, uyarmaya cesaret edemediği de…

Beyaz BMW ile ilgili diğer iddiaları, T24’te, Tolga Şardan’ın yazısında bulmak mümkün…

* * *

Peşine düşülen ve Gülistan Doku’nun kaybolmasının soruşturulmaya başlandığı gün kent dışına çıkartılıp, bir hafta sonra geri getirilen BMW ile ilgili sorular yanıt bekliyor.

Yanıt bekleyen ve üzerine düşülmeyen başka sorular da var.

Misal, kent merkezindeki bir ev.

Bir kamu görevlisinin kiralamış olduğu evde, örneklerine büyük kentlerdeki villa eğlencelerinde rastlanan biçimde partiler düzenlendiği, Sonel ve arkadaşlarının da bu eve sıkça gidip geldikleri iddialar arasında.

Nedense ziyaretçisi bol olan bu evle ilgili bugüne kadar bir inceleme yapılmadı.

İncelenmeyen bir başka konu, Tunceli’deki kadın öğrenci ve bazı kadın kamu görevlilerine yönelik taciz iddiaları.

Bunların Gülistan Doku dosyasıyla doğrudan ne ilgisi olduğu sorulabilir.

Ancak kentten gelen bilgiler, bütün yaşananların birbirine paralel olduğu, kentte kurulan baskı ortamında bunların yaşandığı, Doku’nun kaybolmasıyla Kılıçarslan’ın cesedinin bulunması, diğer kadınlara yönelik baskı ve tacizlerin birbirinden bağımsız olmadığı yönünde.

* * *

Ve bir de tutuklanan Vali Sonel’in ve oğlunun üniversite ile bağlarına, ilişkilerine bakmakta fayda var.

Kentteki tek üniversitenin rektör atamasında bile etkili olduğu söylenen Sonel, üniversite ile nedense yakından ilgili…

Yerel haber sitelerinin gündeme getirdiği üniversitedeki taciz iddialarına, rektör odasında yaşandığı öne sürülen baskı ve tacizlere yönelik bugüne kadar açıklama yapılmış değil.

Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilmesi, üniversitedeki kadın öğrencilerden gelen taciz şikayetleri, üniversite çalışanı kadınlara yönelik mobbing ve taciz iddiaları da bugüne kadar araştırılmadı. Bütün bu bağlar yok sayılmaya, görünmez kılınmaya çalışıldı.

Kentin dokusuna, kültürüne yabancı olmayan bir rektörün atanması yönündeki talepler hep sonuçsuz kaldı. Tunceli, “burası küçük yer, istediğimiz biçimde davranırız, kimse karışamaz” anlayışının bir göstergesi haline geldi.

* * *

Kentte dillendirilen iddialardan biri de “yolsuzluk.”

Yetkili makamlardaki isimlerin ihaleler, kadrolar konusunda büyük bir rahatlık içinde hareket ettiği sürekli konuşuluyor.

Örnek olarak Sonel’in valiliği döneminde hızla büyüyen bir turizm şirketinin, kamu kurumlarının düzenlediği neredeyse bütün gezilerin organizasyon işlerini alması gösteriliyor. Bu şirketin etkinliğinin bugün de sürdüğü söyleniyor.

* * *

“Terörle mücadele”, “terörist”, “devlet düşmanlığı” gibi kavramlar ne çok kirin üzerini örtebiliyor değil mi?

Kirin pasın içinde kaybolmuş insanlar ne kadar da kolay bu kavramların arkasına saklanarak canlarının istediğini yapabiliyor.

Tunceli, bunun örneklerinden biri…

Olanı biteni protesto etmek isterseniz suçlanıyorsunuz.

Bugün ortaya dökülenleri dile getirdiğinde “terörist” ilan ediliyorsunuz.

Kendini “dokunulmaz” sananlar ve gerçekten de dokunulmayanlar, her istediklerinde bu kartı masaya sürebiliyor.

Misal Sedat Peker’in iddialarını anımsayalım.

Elazığ’da Kanal 23’te çalışan Yeldana Kaharman’ın evinde ölü bulunmasından hemen önce yine Tunceli Pertek’teki bir tesise götürüldüğü, burada tacize uğradığı iddiasıyla karşıdaki jandarma karakoluna sığındığı Peker tarafından dile getirilmişti. Peker, bunun ardından Mehmet Ağar'ın oğlu Tolga Ağar'ı helikopterle Elazığ’a götürdüğünü öne sürmüştü. Peker, Kaharman'ın ertesi gün evinde ölü bulunduğunu söylemişti. Peker'in videolarla Türkiye’yi sarstığı dönemde dile getirdiği bu iddialar Tolga Ağar tarafından yalanlandı.

Bir süre sonra da Peker'in iddiaları tam olarak araştırılmadan dosya kapatıldı.

* * *

Türkiye, bir haftadır Tunceli’de altı yıl önce ortadan kaybolan Gülistan Doku dosyasını konuşuyor.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in tutuklanmasıyla, Türkiye, belki de ilk kez böyle bir dosyada bir valinin tutuklanmasına tanıklık etti. Ama mesele birilerine “itibar” kazandıran tek bir soruşturma değil.

Sadece bir kentte, sistematik olarak kadınların yaşadıkları ortada. Baraj gölünde bulunan cesetler, evinde ölü bulunan kadınlar, taciz ve tecavüz iddiaları…

“Dokunulmaz” kılınanlara dokunulabilmesiyle bu ülkenin yol alabilmesi mümkün. Buna rağmen konuyla ilgili hemen herkeste derin bir kuşku var.

Bütün bunların bir PR çalışmasının ötesine geçebilmesi kapsamlı, sistematik, herkese dokunulabilen soruşturmalarla mümkün.

İşe aynı kanıtları 6 yıldır bulması mümkün olanlarla, ilişki ağlarının çözülmesiyle başlanabilir. Önüne geleni “teröristlikle” suçlayarak yol alanlara, ilişkilerine doğru biçimde bakılırsa, tek bir düğümün çözülmesiyle karanlıkta kalan onlarca dosya aydınlatılabilir.

https://t24.com.tr/yazarlar/gokcer-tahincioglu-yuzlesme/tuncelide-yasananlarin-perde-arkasi-ve-kapatilmis-dosyalar,54891?_t=1777143414881

Günün Diğer Haberleri