Eğitim Sen Dersim Şubesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Munzur Üniversitesi’nin Pertek Sakine Genç Meslek Yüksekokulu için yayımladığı öğretim görevlisi ilanı, bu kez üçüncü defa karşımıza çıkmaktadır. Daha önce iki kez iptal edilen bu ilanın benzer içerikle tekrar yayımlanması, üniversitenin işe alım süreçlerinde demokratik, eşitlikçi ve kamusal sorumluluğa dayalı ilkelerin göz ardı edildiğini göstermektedir.
Demokratik bir işe alımın vazgeçilmez gerçeklerinden biri kısmi belirsizliktir. Bir kadronun kimin tarafından kazanılacağının süreç başlamadan belli olmaması, şartların belirli bir kişiyi tarif etmeyecek şekilde oluşturulması zorunludur. Ancak bu ilanda yer alan fakülte mezuniyeti, su altı teknolojileri programından iki yıl eğitim alma ve lisans sonrası on yıl teknik personel olarak çalışma koşulları, kısmi belirsizliği ortadan kaldırmakta ve ilanı kamusal bir başvuru süreci olmaktan uzaklaştırmaktadır. On yıl teknik personel olarak çalışma şartının programın eğitimsel ve bilimsel ihtiyaçlarıyla nasıl gerekçelendirildiği ise hâlâ açıklanmamıştır.
İlanın üçüncü kez aynı biçimde ısrarla yayımlanması, rektörlüğün bu kadroyu açtığı kişiye yönelik nasıl bir vefa ilişkisi içinde olduğunu ve bu ilişkinin niteliğine dair ciddi şüphelerin haklılığını artırmaktadır. Dahası, Dersim halkı bu süreçte Alevi bir gencin dışlandığını düşünmektedir; bu kanaat kamuoyunda giderek daha açık ve net bir şekilde dile getirilmektedir. Bu algı dahi, ilan sürecinin eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığını göstermeye yeterlidir.
Kampüs sınırlarını aşan geniş bir kesim, bu kadronun M.B. adlı şahıs için hazırlanmış olduğunu bilmektedir. M.B. açık ve eşitlikçi bir yarışmaya girerek bir başarı elde etmemekte; yalnızca sonucu kendisi için özel olarak düzenlenmiş bir ilana başvurarak bir hakkı değil, bir imtiyazı talep etmektedir. Bu durum, bir hakkın kazanılması değil; açık bir kadro gaspıdır.
Munzur Üniversitesi rektörü torpili bir istisna değil, bir yönetim kuralı haline getirmeye çalışmaktadır. Bu örnek, 2025 Türkiyesi’nde liyakatsizliğin kurumsallaştığını ve torpilin olağanlaştırıldığını açıkça göstermektedir. Bu süreçte yer alan tüm isimler, kamu hafızasında bir başarı ile değil; gasbedilmiş bir kadronun tarafları olarak anılacaktır. Dersim halkı ayrıca rektörün Alevilere yönelik ayrımcı tutumundan vazgeçmediğini açık biçimde dile getirmekte; bu ilanın da bu tutumun yeni bir örneği olduğunu düşünmektedir.
Bizler bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Kısmi belirsizlik olmadan ilan demokratik değildir; koşullu rıza olmadan meşruiyet yoktur. Munzur Üniversitesi yönetimini bu ilanı geri çekmeye ve eşitlik, kamu yararı ve liyakat ilkelerine uygun bir süreç işletmeye davet ediyoruz.