{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/yazi/sonbaharin-huznu-bir-sarkinin-uyandirdigi-yaralar-281.html", "headline": "SONBAHARIN HÜZNÜ: BİR ŞARKININ UYANDIRDIĞI YARALAR", "datePublished": "2026-10-18T21:31:00Z", "dateModified": "2026-10-18T21:31:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "Nimet Canpolat" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/user/1792048608-209d8.jpg", "width": "800", "height": "800" } }

SONBAHARIN HÜZNÜ: BİR ŞARKININ UYANDIRDIĞI YARALAR

Nimet Canpolat

18-10-2026 21:31

 

Bazen bir şarkı yalnızca kulağımıza değil, geçmişimizin en derin yerine dokunur.

Bugün sıradan bir pazar günüydü. Ev işleriyle uğraşıyor, ütü yaparken müzik dinliyordum. Birden Aynur Doğan'ın o derin, insanın içine işleyen sesi yükseldi: “Haydi Yolcu Güle Güle…”

O an zaman sanki durdu. Ellerim ütü yapmaya devam ederken ruhum yıllar öncesine, çocukluğuma, kaybettiklerime, geride bıraktığım insanlara doğru yolculuğa çıktı.

Babamı hatırladım. Artık aramızda olmayan sevdiklerimi, yarım kalan çocukluğumu, içimde yıllardır taşıdığım kimsesizlik duygusunu… Gözlerim doldu. Ütümü bitirdim ama şarkının içimde açtığı kapıyı kapatamadım.

Aynur Doğan'ın sesinde yalnızca bir sanatçının yorumunu değil, sanki bir halkın hafızasını duyuyorum. Her kelimesinde bir ayrılık, her ezgisinde bir özlem, her susuşunda anlatılamamış bir acı var.

İnsanın ana diliyle söylenen bir türkü, bazen aklından önce hücrelerine ulaşır. Çünkü o dil, çocukluğunun sesidir. Annenin şefkati, babanın hatırası, doğduğun toprağın kokusu, kaybettiğin insanların geride bıraktığı sessizliktir.

Yıllarca göç ettirildik. Yıllarca sevdiklerimizden ayrı düştük. Ölümlerle, savaşlarla, yokluklarla karşılaştık. Kimi zaman evlerimizi, kimi zaman memleketimizi, kimi zaman da çocukluğumuzun güven duygusunu geride bıraktık.

Ama savaş yalnızca ülkeler arasında yaşanmaz. İnsanın kendi içinde de savaşlar vardır. Unutmakla hatırlamak, güçlü kalmakla ağlamak, umut etmekle vazgeçmek arasında sessiz savaşlar…

BAZEN EN AĞIR SAVAŞ, KİMSENİN GÖRMEDİĞİ, İNSANIN KENDİ KALBİNDE VERDİĞİ SAVAŞTIR.

Aynur Doğan'ı dinlerken sesindeki o derin hüznün hangi yaşanmışlıklardan beslendiğini düşünüyorum. Ne kadarını kendi acılarından, ne kadarını halkının ortak hafızasından taşıyor, bilemem. Ama söylediği her sözde kendimden bir parça buluyorum. Sanki onun sesiyle benim içimde yıllardır susturduğum duygular konuşmaya başlıyor.

Bazı şarkılar dinlenmez; yaşanır. Bazı acılar anlatılmaz; insanın içinde nesilden nesile taşınır.

Her sonbaharda bu duyguların yeniden canlanması da tesadüf gibi gelmiyor bana. Yazın sıcaklığı, güneşin coşkusu ve hayatın canlılığı yavaş yavaş geride kalırken doğa sessizleşiyor. Ağaçlar yapraklarını bırakıyor, günler kısalıyor. İnsan da sanki kendi geçmişine biraz daha yaklaşıyor.

Sonbahar benim için yazla kış arasında yalnızca bir mevsim geçişi değil, duygularımın üzerinden geçtiği hassas bir köprü.

Oysa kışı severim. Karın beyazlığını, yanan bir şöminenin sıcaklığını, dostlarla paylaşılan sofraları, uzun sohbetleri, sevgiyle açılan kapıları… Kış geldiğinde hayat yeniden başka bir güzelliğe bürünür.

Ama sonbaharın o geçiş günlerinde içimde bir şeyler sızlar. Belki de doğa yapraklarını dökerken insan da içinde biriktirdiği özlemleri ortaya çıkarır.

Bugün bir kez daha anladım ki insan yalnızca bugünkü hayatından ibaret değil. Geçmişiyle, kökleriyle, kayıplarıyla, sevgileriyle ve içinde hâlâ yaşayan çocukluğuyla bir bütündür.

İnsan bazen bir şarkıya ağlamaz. Bir daha sarılamayacağı babasına, sesini duyamayacağı annesine, geride bıraktığı memleketine, yaşayamadığı çocukluğuna ve içinde hâlâ özlemini taşıdığı insanlara ağlar.

Belki de bu yüzden bazı türküler hiç eskimez. Çünkü yıllar geçse de insanın içinde dokunulmayı bekleyen hatıralar vardır.

Bugün müzik sustu. Evdeki işler bitti. Dışarıda sonbahar bütün sessizliğiyle devam ediyordu.

Ama içimde bir ses hâlâ konuşuyordu…

Belki de sonbahar, doğanın sessizleştiği değil, insanın geçmişinin dile geldiği mevsimdir.

Ve belki de hepimizin içinde, kimsenin duymadığı ama her sonbahar yeniden çalmaya başlayan bir türkü vardır.

Ekim 2026

DİĞER YAZILARI GURBETÇİNİN PARASI DEĞERLİ, PEKİ GÜVENİ? 01-01-1970 03:00