1937 yılında başta Seyit Rıza olmak üzere pek çok aşiret ileri geleni, Erzincan ve Elazığ’a gidip idari makamlarla görüşmek istemişti.

Aşiret İleri Gelenlerinin tek gayesi vardı; Dersim’e büyük bir askeri harekâtın önüne geçmek.

1) Bu hususta devlet içinden aşiret ileri gelenlerine davetler yapılmıştır.

2) Aşiret İleri Gelenleri, devletin davetine uyup, Elazığ ve Erzincan’a veyahut kendi bölgelerindeki en yakın idari birime gittiklerinde alı konulmuşlar ve tutuklanmışlardır.

3) Fotoğrafta Dersim Aşiret İleri Gelenlerinin yargılandığı yer, Elazığ’daki mahkeme salonudur.

4) Bu aşiret ileri gelenlerinin tamamına yakını 1. Dünya Savaşında Çarlık Rusya’sına karşı harbe katılmışlar, Pülümür-Erzincan-Erzurum’un işgalden kurtarılması için savaşmışlardır.

Bu mahkeme salonunda başta Seyit Rıza olmak pek çok aşiret lideri “1. Dünya Harbinin Savaş Gazi’sidir.”

5) Bu aşiret ileri gelenlerinin hiç birinin zirai toprağı 100 dönümü geçmez. Çünkü Dersim’de zirai arazi neredeyse 1930’larda yok gibidir.

6) Bu aşiret ileri gelenlerinin Kemalist ve Resmi Tarihçiliğin uydurduğu gibi ne onlarca-yüzlerce köyleri vardır ne de ırgatları. Ekonomik bir yokluk içindedirler. Kendi köylerinde hayvancılık yaparak büyük oranda geçimini sağlayan insanlardır.

7) 1938 öncesi Dersim’de vergi de verilmektedir, askere de gidilmektedir. Türkiye’nin o yıllarda pek çok vilayetinde olan vergi-askerlik sorunları neyse Dersim’in durumu da onlardan farksızdır.

8 ) Mahkeme salonundaki bazı aşiret ileri gelenlerinin gazilik madalyaları dahi olduğu ifade edilmektedir.

9 ) Aşiret Liderlerinin talepleri gayet nettir.

-Dersim’de köy içlerinde karakol yapılmaması

Zira;

-karakol yapılan köylerde halkın ırz ve namusuna yönelik mütecaviz vakaalar vuku bulmuştur.

- Bu durumdan kaynaklı da halk da infiale yol açan durumlar haklı olarak gelişmiştir.

- Dersim’deki karakol komutanlarının Alevi düşmanlığı yapmaları ve karakol komutanlarının özellikle Alevi düşmanı olan kişilerden oluşmasının önüne geçilmesi arzu edilmiştir.

10 ) Dersim Aşiret İleri gelenlerinin bu makul taleplerine, Tunceli Valisi-General Abdullah Paşa olumsuz yanıt vermiş, 1937 yılına kadar Dersim’i gezip, köylerine ve evlerine misafir olduğu, ekmeğini yediği Dersim Aşiret İleri gelenlerini tutuklatmıştır.

11 ) Tutuklanmayan Aşiret İleri Gelenleri, Abdullah Paşa’nın tavrının iyi niyetli olmadığını anladıklarında Dersim’deki halka zarar gelmemesi için, Singeç Köprüsü açılışında Atatürk ile görüşmek istemişlerdir. ( Atatürk ile görüşen Dersimli’nin Hikâyesi Önceki Paylaşımdadır.)

12 ) Aşiret İleri Gelenleri ile görüşmek yerine, onları tutuklayan Abdullah Paşa, durumu Ankara’ya bildirmiştir.

13 ) Başbakan İsmet Paşa bu gelişmeden sonra Dersim’de bir harekâtın gereksiz olduğuna kanaat getirmiş, 18 Eylül 1937 TBMM konuşmasında “Dersim’de asayiş sorunun kalmadığını, askeri harekâta lüzum olmadığını, meselenin çözüldüğünü” ifade eden konuşmasını yapmıştır.

14) İsmet Paşa’nın bu konuşmasından Şükrü Kaya, Fevzi Çakmak ve Atatürk rahatsız olmuştur. Atatürk ve Fevzi Çakmak İsmet Paşa’dan habersiz Celal Bayar ile görüşmüşler, İsmet Paşa’nın Dersimliler’e yönelik yumuşak başlı politikasından rahatsız olduklarını söylemişler ve Celal Bayar’a, Dersim’de harekât için Başbakanlık teklifinde bulunmuşlardır.

15) Celal Bayar ise İsmet Paşa’nın arkasından iş çevirmediğini göstermek için İsmet Paşa’ya bu görüşmeyi bir şekilde iletmiştir.

16) İsmet Paşa, 1936’dan beri Atatürk ile devam eden yönetim anlaşmazlığının sonucunda içten içe doludur. Çünkü iş artık bakanların kendisinden habersiz görevden alınması meselesinden, kendisinin görevden alınması meselesine evrilmiştir. Bu, İsmet Paşa’nın tasfiye planıdır. Bu plan için “Dersim” kurban seçilmiştir.

17) İsmet Paşa,19 Eylül günü haberdar olduğu bu tasfiye planlarından dolayı gündüz vakti sinirlerini yatıştırmak için Ankara Anadolu Klübüne gitmiş, günlük rutini aşacak derecede ancak kendini kaybetmeyecek bir vaziyette viski içmiştir.

18) İsmet Paşa, “Dersim’e Askeri Harekâta gerek yoktur.” dediği günün ertesi akşamı, Çankaya’da Atatürk Sofrasındadır.

19 ) İsmet Paşa, kendisine kurulan planın farkındadır amacı Atatürk ile yönetim anlayışı konusunda tartışmak ve gerekirse görevden alınmadan istifa etmektir.

20 ) İsmet Paşa, Atatürk ve çevresindeki kliği sert bir tonda eleştirmiştir. Atatürk’ün açıkça devleti yönetebilecek bir kabiliyette olmadığını, alkol ve asabiyet gerekçeleriyle söylemiştir.

21) Çankaya sofrası buz kesmiştir. Atatürk ve Falih Rıfkı Atay’ın ifadesi ile Atatürk’ün çevresindeki “Etraf” bu durum karşısında o akşam, İsmet Paşa’nın kendisinin tasfiye planını öğrendiğini anlamışlardır. Sofra tartışmadan sonra dağılmıştır.

22) 20 Eylül 1937’de İstanbul’daki tarih kongresi için İsmet Paşa ve Atatürk aynı trende farklı vagonlarda giderken, Atatürk akşamdan kalma sinir harabiyeti içinde İsmet Paşa’yı vagonuna çağırmıştır.

23) İsmet Paşa, geri adım atmak niyetinde değildir. Tren vagonunda İsmet Paşa ve Atatürk tekrar tartışmışlardır, İsmet Paşa “istifa ettiğini” söylemiş, Atatürk “ İstifa etmiyorsun, seni görevden ben alıyorum.” diyerek karşı bir çıkış yapmıştır. Bu tartışmadan sonra Atatürk, İsmet Paşa’nın haberi sanki öncesinden yokmuşcasına Celal Bayar’ı Başbakan tayin ettiğini, işi sonradan resmileştireceğini söylemiştir.

24 ) İsmet Paşa, durumu önceden bildiğinden tepki vermemiştir. Çünkü İsmet Paşa, Başbakanlığa Şükrü Kaya’nın gelmesi durumunda kendi hayatından endişe duymaktadır. Bayar’ın gelmesi ile bu endişesi azalmıştır. Çünkü Bayar, Atatürk’ün olası bir vefatı halinde İsmet Paşa dışındaki Cumhurbaşkanı Adayı seçeneklerinin, rejimi tehlikeye atacağını düşünmektedir.

25 ) 18 Eylül 1937 İsmet Paşa’nın TBMM Dersim konuşması, 19 Eylül 1937 İsmet Paşa ve Atatürk Kavgası, 20 Eylül 1937 Trende ikinci bir tartışma ve ayrılık ile Atatürk, İsmet Paşa’yı tasfiye etmiş ve “Oh, be” demiştir.

26 ) İsmet Paşa’nın tasfiyesi sonucu Atatürk-Fevzi Çakmak-Celal Bayar-Şükrü Kaya-Abdullah Paşa

Dersim’in tamamen insanlardan şu veya bu şekilde (şiddet ve sürgün) arındırılması için İsmet Paşa’nın itiraz ettiği ve görevden alınmasına neden olan planı tatbik etmeye başlamışlardır.

27) İlk iş olarak, aylardır Elazığ’da tutuklu olan Dersim Aşiret İleri Gelenlerinin yargılamasına İhsan Sabri Çağlayangil ( sonradan Dış İşleri Bakanı olacaktır.) ile müdahale edilmiş, Atatürk’ün Elazığ’a gelmeden mahkemenin hükmünü vermesi için işe başlanmıştır.

28) Seyit Rıza’nın yaşı yalancı şahitle küçültülerek, oğlunun yaşı da büyütülerek idam hükmü almaları sağlanmıştır. Hüküm infaz edilmiştir.

29) Atatürk ve mahiyeti, idamlardan iki gün sonra gündüz Pertek’te Singeç Köprüsü açılışına katılmışlar, aynı günün akşamı Elazığ Halkevi’nde bir kutlama ve ziyafet törenine katılmışlardır. Bu törende marşlar okunmuş, nutuklar atılmış, eğlence sabaha kadar devam etmiştir.

30) 1938’de İsmet Paşa’nın itiraz ettiği Dersim Askeri Harekâtı planı icrasına başlanmıştır. Atatürk’ün kızı Sabiha Gökçen, savaş pilotu olarak (resmiyette pilot değildir, sadece eğitim almıştır. Atatürk’ün özel izni ile harekâta Fevzi Çakmak’ın itirazına rağmen katılmıştır.) Dersim’de 1937 yılında Türkiye’nin vatandaşı sivil halkı bombalamıştır.

31) İsmet Paşa da bu dönemde (1938’de) ev hapsini andırır şekilde sıkı bir güvenlik çemberine alınmıştır. İsmet Paşa, suikast senaryolarına karşı temkinli davranmaktadır.

32) 1938 yılında yapılan Askeri Harekât sonucunda onbinlerce sivil katledilmiştir. Kayıpların büyük nedeni, sivil halka sürgüne gönderilecekleri bahanesiyle yapılan telkindir. Buna inanan onbinlerce sivil, ordu birliklerince Dersim’de aylarca süren katliamlara maruz kalmışlardır.

33) Almanya’dan satın alınan veya Almanya’dan Türkiye’ye gelip çalışan mühendisler marifetiyle üretilen ve satın alınan zehirli gazlar, Dersim’de sivil halkın üzerinde kullanılmıştır. Nazi Almanyası’ndan çok önce bu katliam yöntemi Dersim’de tatbik edilmiştir.

34) Askeri harekât sırasında sivil öldürmekten dolayı cephane dahi tükenmiştir. Kimi askerler bu katliam içinde yaşadıkları durumlardan dolayı ömür boyu sinir krizleri geçirmişler, vicdan azabı çekerek ölmüşlerdir.

35) Atatürk, Dersim Harekâtı sonucu TBMM açılışı için yapacağı konuşmayı Celal Bayar’a vermiş, Celal Bayar da bu konuşma metnini 1 Kasım 1938’de TBMM’de okumuştur. Celal Bayar okuduğu metnin Atatürk tarafından yazıldığını ve Atatürk emri ile okuduğunu ifade etmiştir. İsmet Paşa bu oturuma katılmamıştır. Çünkü bu oturumda, Dersim’de İstemediği harekâtın sonucu üzerine Atatürk’ün nutku okunmuştur.

36) Dersim’de katliam olduğu bugüne kadar 3 Cumhurbaşkanı, 1 TBMM Başkanı, 1 Başbakan, 1 Dışişleri Bakanı tarafından kayda geçirilen ifadelerde sabittir. Bu büyük insanlık suçları nedeniyle orduda bulunan askerler dahi travmalar geçirmiş, ölene kadar vicdan azabında Allah’tan af dileyenler olmuştur.

37) İsmet Paşa’nın, 11 Kasım 1938 tarihinde iktidarı sonucunda Dersim’de katliamlar durdurulmuş, sürgüne gönderilen binlerce Dersimli’nin 1947 yılı itibariyle Dersim’e dönebilecekleri yönünde bir karar alınmıştır.

38) İsmet Paşa hatıratında Dersimliler’den nefret ile değil övgü ile bahsetmiştir. İsmet Paşa’nın peki hiç mi dahili yok? Bu hususlarda tartışılmaya müsaittir. Ancak İsmet Paşa’nın, Dersim konusunda “Azıcık kanında Kürtlük var” diye aleyhinde konuşulması durumu dahi devlete hakim olan ırkçı cinnet halinin bir yansımasıdır.

39) Dersim; Alevi ve Kürt Meselesinin ortak kümesi olduğu için, acılar halen canlılığını koruduğu için Cumhuriyet tarihimizin en büyük ve kitlesel insan hakları ihlallerini içeren, insanlığa karşı bir suç olduğu için TBMM tarafından devlet-vatandaş ilişkisinin sağlıklı tesisi noktasında adım atılması gereken bir YASAL SÜREÇ durumu gerekmektedir.

40) Dersim’de 1938’de 33 askerin köprü başında katledildiği ( Böyle bir vaka hiç olmadı, Askeri kayıtlarda bu bilgi yok, Erzincan’da Rus Generallerle görüşüldüğü video kaydı (Videodakiler Erzincan ve Erzurum’daki aşiret üyeleri, Dersimli değiller. Video kaydındaki kişiler de ne Seyit Rıza ne de Şeyh Said’dir.) Dersimliler’in Fransız vs İngilizlerle işbirliği yaptığı gibi sosyal medyada servis edilen bilgiler ( İngilizce-Fransızca bilmeyen Dersimliler nasıl iletişim kurmuş? İngilizler ve Fransızlar ne zaman Zazaca öğrenmiş?) bir Derin Kriminal Devlet’in dezanformasyon politikasıdır. Birileri İngiltere ve Fransa ile tarihte iş birliği arıyorsa dönüp, İngiltere Kralının 1936 Türkiye gezisine baksın, Nyön Konferansında İngiliz ve Fransızlarla yapılan 1937 yılı ittifakına baksın, lütfen.

Son söz yerine Yeni bir Başlangıç; Cumhuriyet Tarihini yeniden yazmak gerekiyor, çünkü tarihteki mazlumların gökkubbede asılı kalmış feryad ve figanları bizleri, buna insanlık adına mecbur ediyor.

Tarihçi-Yazar

Cihan Söylemez

Yararlanılan Kaynaklar;

İsmet Paşa Hatıratı

Kılıç Ali Hatıratı

Falih Rıfkı Atay Hatıratı

İhsan Sabri Çağlayangil Hatıratı

Cüneyt Arcayürek- Süleyman Demirel Röportajı

Ezgi Başaran-Hüsamettin Cindoruk Röportajı

Kemal Kılıçdaroğlu - İhsan Sabri Çağlayangil Röportajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamaları

Sabiha Gökçen Hatıratı

Necip Fazıl Kısakürek Kitabı

Hasan Saltık, Kalan Yayınları Arşivi

Muhsin Batur Hatıratı

TBMM Dilekçe Komisyonu Dersim Alt Komisyonu

TBMM’ye gönderilen 5233 Dersimli Ailenin Dilekçeleri

Dersim Sözlü Tarih Çalışmaları

Dersim’de 2015 yılında Savcılık toplu mezar kazıları

Mahkeme kayıtları

Nüfus kayıtları

Valilik kayıtları

Sürgün kayıtları

Dönemin gazete haberleri

TBMM 1937 ve 1938 Başbakan Meclis Konuşmaları