Dersim Barosu yönetim kurulu tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

Dersim’in Pülümür ilçesi, Şampasa Kara Derbent köyü sınırları içinde, Bağır Dağı mevkiinde yürütülen madencilik faaliyetleri, hem Anayasa’ya, hem 2872 sayılı Çevre Kanunu’na, hem de uluslararası çevre ve insan hakları normlarına açıkça aykırıdır.

Bu alan, Aleviler için kutsal bir mekân olup, yürütülen faaliyetler inanç özgürlüğünü ihlal etmektedir.

Devletin ve ilgili idarelerin bu kutsal alanlarda madencilik faaliyetlerine izin vermesi, hem Anayasa’nın

24. maddesi (din ve vicdan özgürlüğü), hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesi kapsamında ciddi bir hak ihlali niteliğindedir.

Ayrıca Bağır Dağı ve çevresi, zengin yaban hayatı ve endemik bitki türleri açısından korunması gereken bir ekosistemdir. Yapılan faaliyetler bu doğal yasamı geri dönülmez şekilde tahrip etmektedir.

Bağır Dağı ve çevresi, Dersim’in yüksek biyoçesitliligine sahip bölgelerinden biridir. Bölgede endemik bitki türleri bulunmakta, madencilik faaliyetleri bu türlerin yok olma riskini arttırmaktadır. Aynı zamanda bölgede ''boz ayı, yaban keçisi, vaşak, kurt, tilki'' gibi koruma altındaki yaban hayvanları bu bölgede barınmaktadır. Madencilik faaliyetleri, habitatları bozarak geri dönüsü olmayan ekolojik tahribatlar yaratmaktadır. Gürültü, toz, kimyasal atıklar ve patlatmalar, hem hayvanların yasam döngüsünü hem de bitki örtüsünü olumsuz etkilemektedir. Bu durum, sadece çevresel değil, insan sağlığı açısından da risk taşımakta ve su kaynakları zarar görmektedir.

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yapılmadan ya da mevzuata aykırı şekilde yürütülen bu faaliyetlerin derhal durdurulması, alanın rehabilite edilerek eski haline getirilmesi ve kutsal mekanlara yönelik yasal ve fiili koruma önlemlerinin alınması zorunludur.

Dersim Barosu olarak yerinde yapmış olduğumuz incelemeler sonrası 10.10.2025 tarihinde Tunceli Valiliği’ne resmi başvurumuzu yapmış bulunmaktayız.

Sürecin takipçisi olacağız. Hukuki ve toplumsal tüm yolları kullanarak doğamızı, inancımızı ve yaşam alanlarımızı savunmaya devam edeceğiz.