Toplumsal ve kültürel değerler, her coğrafyada farklı biçimlerde somutlaşır. Dersim bölgesindeki ziyaret ve türbe yoğunluğu da yüzyıllardır süregelen Alevi-Bektaşi inancı, doğa sevgisi ve kadim geleneklerin doğal bir yansımasıdır.

Bilgi ve empati eksikliğiyle yapılan bazı alaysı yaklaşımlara cevaben biraz bilim diyelim.

Dersim'in dört bir yanında, türbeleri ziyaret ettikten sonra yürüdüğü, yıllardır sızlayan ağrılarından kurtulduğu ya da felcini yendiği anlatılan insanların hikâyeleriyle büyüdük. Birçoğumuz bu anlatılara hüsnükuruntu ya da basit birer efsane gözüyle bakıp geçebiliriz. Oysa işin derinine indiğimizde, bu durum sadece mistik bir tecrübe değil; insan zihninin beden üzerindeki muazzam hakimiyetini gösteren somut bir gerçekliktir.

​Tıpta "fonksiyonel nörolojik bozukluk" veya halk arasında "psikosomatik rahatsızlıklar" olarak bilinen tablo, bize bedenin bazen zihnin taşıyamadığı yükleri sırtlandığını gösterir. Yoğun stres, çözülmemiş travmalar ve bastırılmış duygular; bedende felç, his kaybı veya kronik ağrı gibi gayet gerçek ve fiziki semptomlara dönüşebilir. Yani organlarda ya da sinir sisteminde yapısal bir hasar olmasa bile, beynin yazılımı kilitlenir ve beden komut almaz hale gelir.

​İşte tam bu noktada, bir türbeyi ziyaret etmek, adak adamak ya da kutsal kabul edilen bir mekânda dua etmek devreye girer. Bu ritüeller, kişinin zihninde güçlü bir "kırılma noktası" yaratır. Yıllarca süren çaresizlik duygusu, yerini sonsuz bir teslimiyete, umuda ve "artık iyileşeceğim" inancına bırakır. Tıbbın "plasebo etkisi" dediği, aslında beynin kendi iç eczanesini çalıştırma mekanizması tam kapasite devreye girer. Beyin, iyileşeceğine yüzde 100 ikna olduğu an; endorfin, dopamin ve serotonin gibi iyileştirici kimyasalları salgılamaya başlar. Yıllardır zihinsel bir blokaj yüzünden hareket edemeyen kaslar, bu güçlü inanç dalgasıyla tekrar komut almaya başlar.

​Günün sonunda, birçok hastalığın ve bedensel kilitlenmenin temelinde yatan şey zihinsel düğümlerdir. Türbeler ya da benzeri inanç merkezleri, insan ruhundaki bu düğümleri çözen birer manevi kaldıraç görevi görür. Mucize olarak adlandırdığımız şey, belki de doğaüstü bir müdahaleden ziyade, inancın ve umudun insan beynine unuttuğu gücü yeniden hatırlatmasıdır. Zira zihin neye yürekten inanırsa, beden eninde sonunda ona döner.

Bu arada, türbe demişken doğduğum Pertek'e bağlı Zeve Köyü’ndeki Sultan Hıdır türbesini mutlaka ziyaret etmelisiniz

Esen kalın

SAVAŞ ALTUNBAŞ

savasaltunbas3301@gmail.com