Bu hafta “10 Aralık İnsan Hakları Haftası”

1948 tarihli bildirge ile İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin BM tarafından kabul ve ilan edildiği gün ve haftadayız.

BM kararından 10-11 sene önce 1937-38’de Türkiye’de Dersim Bölgesinde onbinlerce sivil, kadın-çocuk, yaşlı havadan ve karadan ordu birliklerince;

-Gazla

-Mermi ile

-Uçak Bombardımanı ile

-Bıçakla

-Süngü ile

-Odunla, taşla katledildi.

Aşağıda bulunan fotoğraftaki Dersimli Alevi çocuklar da dahil.

Tarihimizin en kitlesel insan hakları ihlalleri Dersim’de oldu.

Şu fotoğraf karesinde duran askerlerin tavırları, duruşları ve çocukların çaresiz ölümü bekleyen halleri ne kadar da vahim değil mi?

Almanya’da zehirli gaz Yahudiler üzerinde kullanılmadan ilk Türkiye’de Dersim’de sivil halk üzerinde kullanıldı.

Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çeşitli tarihlerde kayda geçen konuşmalarıyla Dersim’de sivil halka karşı yapılan cinayetleri anlattılar.

TBMM Başkanlığı yapmış Hüsamettin Cindoruk, röportajlarında Dersim’de katliam olduğunu kayda geçirdi.

Türkiye’nin Dış İşleri Bakanlarından olan İhsan Sabri Çağlayangil, Dersim’de zehirli gaz kullanılarak insanların katledildiğini CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile röportajında kayda geçirdi.

Katliam sonucunda binlerce yetim çocuk, ganimet gibi subaylara beslemelik verildi.

Bu soykırımda

1. Dünya Savaşında Rus Harbinde savaşan gazilik belgeleri olan Dersimliler katledildi.

Yemen Cephesinde

Çanakkale Cephesinde savaşmış Dersimli Gaziler katledildi.

Erzincan’ı Erzurum’u Rus İşgalinden kurtarmak için harp etmiş, Dersimliler katledildi.

Osmanlı Ordusunda subaylık yapmış Dersimliler katledildi.

Diyap Ağa’nın askerden gelen oğlu dahil ailesinin tüm erkek çocukları katledildi.

Hamile kadınlar, anne karnındaki ceninler katledildi.

Köyünde tarlasında çalışan binlerce köylü, sürgüne gönderilecekleri bahanesiyle toplanıp, katledildi.

200’den fazla köy

300’den fazla mezra yakıldı-yıkıldı.

Dersimli kadınlar katledilip, elleri kolları kesilip altınları, takıları yağma edildi.

Dersimli Alevi Pirleri’nin zorla sakalları kesilip, Pirler katledildi.

TBMM’de, Osmanlı’da Mebus’luk yapmış insanların aileleri katledildi.

Diri diri ateşler içinde çocuklar katledildi.

Necip Fazıl’ın dediği gibi Dersim’de elli bin insan katledildi.

Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun doktorluğu sırasında kendisine tedaviye gelen, katliama katılan, kendisine vicdan azabı çektiği için uyuyamadığını, kabuslar gördüğünü söyleyen hasta askerleri, Mehmet Bekaroğlu, kayıtlara geçirdi.

Dersim’de İnsanlık Suçu işlendiğini Devlet’in her kademesi biliyor.

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü.

Dersim’de tarihte eşine, benzerine az rastlanan katliamın hukuki olarak iki tanımı olabilir;

Soykırım Suçu

İnsanlığa Karşı Suç.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti,

Tarihte Devlet-Vatandaş arasındaki bağı ağır şekilde zedeleyen Dersim 1937-38 için;

1) TBMM kararıyla Dersim Halkından özür dilemelidir.

2) Genelkurmay Askeri Arşivi açılmalıdır.

3) “Tunceli” ismi Tunceli Kanunu gibi mülga ve ilga kabul edilmeli; Dersim-Munzur ismi idari olarak kabul edilmelidir.

4) Ders Kitaplarında Dersim 1937-38 Soykırımı okutulmalıdır.

5) TBMM’de Dersim Komisyonu kurulmalı, 5233 Dersimli ailenin 2011-12 yıllarındaki başvuruları tekrar değerlendirilmelidir.

6) Dersim 1937-38’de yaşanan vahşeti savunanlarla ilgili TCK’ya özel bir hüküm konulmalı veya TCK’da bulunan ilgili maddelerin uygulanması sağlanmalıdır.

Türkiye, hepimizindir.

Bu ülkenin her karış toprağı bizim için kıymetlidir.

Tüm etnik gruplardan, inançlardan insanlar arasında milli birlik ve kardeşliğin sağlanması arzumuzdur.

Çoğulcu ve Hürriyetçi Laik-Demokratik Sosyal bir Hukuk Devleti, tüm yurttaşlarımızın ortak paydası olmalıdır.

Cami-Cemevi-Kilise-Havra’dan çıkan her vatandaşımızın kendisini eşit yurttaş hissettiği, kardeşliğin tesis edildiği, birlik içinde çoğulculuk anlayışı ile Türkiye’nin İhyası yolunda,

Dersim Meselesi’nin çözümü

Tarihi, Ahlaki, Vicdani ve Hukuki bir Görev kabul edilmelidir.

Dersimliler bugüne kadar hiç kimseye kin ve düşmanlık duymadılar. Ancak Haksızlığın giderilmesi için seslerini yükseltmeye her yasal ortamda devam edeceklerdir.

Saygılarımla,

Tarihçi-Hukukçu

Cihan Söylemez