2025 yılı kasım ayında Almanya Ludwigshafen’de yaşayan 39 yaşındaki Umut Karaboğa, boşanmak isteyen eşi 37 yaşındaki Dilan Aras Karaboğa ile evinde tartışma yaşamış, eşini defalarca bıçaklayarak katletmişti.
Çiftin 6 ve 10 yaşındaki çocukları gençlik dairesi gözetimine verilirken Dilan Aras Almanya’da toprağa verilmişti.
DİLAN CİNAYETİNDE KARAR: Eşine Müebbet Hapis Cezası.
Ludwigshafen'de vahşice öldürülen Dilan'nın eşi Umut K., cinayet suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkeme, sanığın eşini tam 43 bıçak darbesiyle öldürdüğüne hükmetti.
Frankenthal Eyalet Mahkemesi'nin 20 numaralı duruşma salonu kararın açıklanacağı gün neredeyse tamamen doluydu.
Mahkeme Başkanı Hâkim Mirtha Hütt, "Cinayet suçundan müebbet hapis cezası" kararını açıkladığında salonda derin bir sessizlik hâkim oldu.
Sanık Umut K. ise karar boyunca en ufak bir duygu belirtisi göstermedi.
Yaklaşık bir saat süren gerekçeli kararında Hâkim Hütt, savunmanın öne sürdüğü iddiaları tek tek değerlendirdi.
Sanığın avukatları Andrea Combé ve Sophie Boettcher, müvekkillerinin olay günü ağır bir psikolojik baskı altında bulunduğunu, duygularına hâkim olamadığını ve adeta "bir tünelin içindeymiş gibi" hareket ettiğini savundu.
Sanığın yaptıklarından pişman olduğunu ve yaşananları yalnızca parçalar hâlinde hatırladığını ileri sürerek cinayet değil, adam öldürme suçundan hüküm verilmesini talep ettiler.
Ancak mahkeme bu savunmayı ikna edici bulmadı.
“Bu ani gelişen bir olay değildi”
Mahkemeye göre Umut K.'nin eşine karşı duyduğu sevgi, çocuklarının doğumundan sonra giderek azaldı.
Ailenin ekonomik sıkıntılar içinde yaşadığı, sosyal yardımlarla ve zaman zaman Dilan'ın ailesinin desteğiyle geçimini sağladığı belirtildi.
Mart 2023'te Dilan'ın, eşinin kendisine yönelik saldırısı nedeniyle polisi aramasının ardından evlilik tamamen çıkmaza girdi.
Mahkeme ayrıca, sanığın Mayıs 2025'ten itibaren internet üzerinden başka bir kadınla romantik bir ilişki yaşadığını ortaya koydu.
Kimliği belirlenemeyen bu kadına gönderdiği kırmızı güllerin fotoğrafının altına, "Sen benim en güzel sırrımsın." notunu yazmıştı.
Ancak bu ilişki de zamanla sorunlu hâle geldi ve sanık büyük bir kıskançlık ve hayal kırıklığı yaşamaya başladı. Buna rağmen cinayet gününe kadar bu kadınla bağlantısını kesmedi.
Kıskançlık, öfke ve ölüm tehditleri
Aynı dönemde eşiyle yaşadığı sorunlar daha da derinleşti. Umut K., Dilan'ın kuzeniyle ilişki yaşadığına ve ona gizlice para gönderdiğine inanıyordu.
Dilan, banka hesap dökümlerini göstererek bu suçlamaların asılsız olduğunu kanıtlamaya çalışsa da sanık hiçbir açıklamayı kabul etmedi.
Öte yandan boşanması hâlinde hem maddi açıdan zor durumda kalacağını hem de çocuklarını kaybedeceğini biliyordu.
Ekim ayının sonlarına doğru ise eşinin kendisini zehirlemek ya da öldürmek istediğine dair gerçek dışı düşünceler geliştirdi.
Mahkemenin tespitine göre olay günü, yıllardır kullanılmayan eski bir cep telefonunu bulan sanık, bunu eşinin sadakatsizliğinin kanıtı olarak yorumladı.
Daha sonra internet üzerinden görüştüğü kadınla bu konu hakkında yazıştı. Kadının gece saat 23.00'ten sonra mesajlarına cevap vermemesi üzerine evde başlayan tartışma kısa sürede büyüdü.
Deliller, sanığın tartışmadan önce bodruma inerek av bıçağını aldığını ortaya koydu.
Bu nedenle mahkeme, cinayetin anlık bir öfke patlaması değil, önceden hazırlık yapılarak işlendiği sonucuna vardı.
Üstelik sanığın daha önce eşine, "Çok sürmez Dilan, her şey bitecek." diyerek ölüm tehdidinde bulunduğu ve "Umarım hastalanır ve geberirsin." sözleriyle hakaret ettiği de dosyada yer aldı.
“ÖLDÜRME İRADESİ TARTIŞMASIZDI”
Olay yerindeki delillere göre sanık önce sıcak çayı eşinin üzerine dökerek onu ağır şekilde yaktı, ardından bıçakla saldırdı.
Dilan uzun süre ayakta direnmeye çalıştı; daha sonra kanepeye, oradan da yere düştü.
Sanık yerde de saldırısını sürdürerek özellikle boyun ve sırt bölgesine defalarca bıçakladı.
Mahkeme Başkanı Hâkim Hütt, “Sanığın öldürme kastı tartışmasızdır” diyerek cinayetin tüm unsurlarının oluştuğunu belirtti.
Karara göre cinayetin nedeni; öfke, kıskançlık, sahiplenme duygusu, güç gösterisi, kendini haklı çıkarma arzusu ve incinen gururdu.
Mahkeme bu saikleri "insanlık dışı ve aşağılık nedenler" olarak değerlendirdi.
Ayrıca sanığın büyük bir ikiyüzlülük sergilediği vurgulandı. Eşini sadakatsizlikle suçlarken kendisinin başka bir kadınla ilişki yaşaması ve bu ilişki için para harcaması, mahkemenin dikkat çektiği önemli çelişkilerden biri oldu.
Akıl sağlığı yerindeydi
Mahkeme, sanığın akıl sağlığının yerinde olduğuna hükmetti.
Olayın bir anlık öfke sonucu gerçekleşmediğini, hatta cinayetten hemen önce internet üzerinden bu suçun hukuki sonuçlarını araştırdığını belirtti.
Kararda, sanığın 2023 yılında da eşine şiddet uyguladığı hatırlatılarak baskın ve kontrolcü bir karaktere sahip olduğu ifade edildi.
Hâkim Hütt kararını şu sözlerle tamamladı:
"Geride, hiçbir gerekçeyle açıklanamayacak kadar anlamsız bir cinayetin derin acısı kaldı. Dilerim toplum olarak bir daha böylesi trajedilerin yaşanmasına engel olabiliriz."
Aileye manevi tazminat,
Dilan'ın yakınlarına manevi tazminat ödenmesine de karar verildi.
Buna göre sanık;
İki küçük oğluna ayrı ayrı 17.500 avro,
Dilan'nın erkek kardeşine 7.500 avro,
Dilan'nın anne ve babasına ise ayrı ayrı 15.000 avro ve faiziyle birlikte ödeme yapılmasına hükmetti.
Karar henüz kesinleşmiş değil. 7 günlük bir itiraz hakkı var.
Duruşma sonrası duygusal anlar:
Kararın ardından adliye koridorunda duygusal anlar yaşandı. Dilan'ın annesi olduğu belirtilen bir kadın, gözyaşları içinde Türkçe "Katil! Katil!" diye haykırdı.
Dilan'ın anne ve babası ile erkek kardeşini temsil eden avukat Katja Kosian ise kadın cinayetlerinin önlenebilmesi için erkeklerdeki sahiplenme anlayışının değişmesi gerektiğini, şiddet gören kadınların ise zaman kaybetmeden hukuki yollara başvurup güvenli bir şekilde şiddet ortamından uzaklaşmalarının büyük önem taşıdığını söyledi.
Duruşma öncesinde de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddeti protesto eden gruplar adliye önünde gösteri düzenledi.
Dilan'ın babasının kız kardeşiyle evli olan 67 yaşındaki Hasan Yıldız, Gazete RHEİNPFALZ'IN sorusu üzerine, davanın on duruşmasının tamamını takip ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Dilan'ı bebekliğinden beri tanıyordum. Ludwigshafen'deki resmi nikâhın kayda geçirilmesinde nikâh şahidiydim. Mahkemenin yürüttüğü yargılama süreci ve sayın Hâkimin tutumu beni son derece etkiledi.
Verilen kararı adil buluyorum. Ama ne yazık ki hiçbir karar Dilan'ı geri getirmeyecek.
Onun acısı ailemizin yüreğinde ömür boyu yaşayacak."
Kaynak: https://www.rheinpfalz.de



