DKG tarafından yapılan açıklamada konuya ilişkin şunlara yer verildi:

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyuna “Ramazan Ayı Genelgesi” olarak yansıyan düzenleme, kamusal eğitimin tarafsızlığına doğrudan bir müdahaledir. Devlet okullarının belirli bir dini pratiğin kurumsal organizasyon alanına dönüştürülmesi, anayasal laiklik ilkesine ve eşit yurttaşlık anlayışına aykırıdır.

Kamusal eğitim, tüm yurttaşlara eşit mesafede durmak zorundadır. Devlet, herhangi bir inancı organize eden ya da yönlendiren bir konumda olamaz. Laiklik, farklı inançların ve inançsızlığın eşit biçimde var olabilmesinin güvencesidir. Eğitim alanı bu eşitliğin korunması gereken temel kamusal zemindir.

Dersim ve Alevi toplumunun tarihsel deneyimi, kimlik ve inanç alanında yürütülen tekçi ve dayatmacı politikaların kuşaklar üzerinde derin ve kalıcı sonuçlar doğurduğunu göstermiştir. Zorunlu din uygulamaları ve asimilasyon politikaları, yalnızca bireysel hakları değil, toplumsal hafızayı da zedelemiştir. Bu nedenle eğitim alanında yapılan her yönlendirme tarihsel sorumluluk bilinciyle değerlendirilmek zorundadır.

Bu meseleyi geçici bir idari tasarruf olarak değil, toplumsal gelecek meselesi olarak ele alıyoruz. Eğitim politikaları yalnızca bugünü değil, yarının toplum yapısını da belirler.

Pedagojik açıdan okul, hiçbir çocuğun kendisini dışlanmış ya da baskı altında hissetmeyeceği bir güven alanı olmak zorundadır. Katılımın fiilen zorunluya dönüşebileceği uygulamalar akran baskısını ve ötekileştirmeyi artırır. Çocuğun üstün yararı ilkesi tüm eğitim politikalarının temel referansıdır.

Türkiye’nin çok inançlı ve çok kültürlü yapısı dikkate alındığında, eğitim sistemi çoğulculuk temelinde yeniden ele alınmalıdır. Din eğitimi verilecekse bu eğitim gönüllülük esasına dayanmalı, çoğulcu içerik taşımalı ve her inanç grubunun kendi temsilcileri tarafından yürütülmelidir. İnanç eğitimi temsil ilkesine dayanmalıdır. Bu bağlamda Alevi inancına ilişkin eğitim Alevi öğretmenler tarafından verilmelidir. Aynı ilkenin doğal sonucu olarak Cemevlerinin inanç merkezi statüsünün tanınması eşit yurttaşlık ilkesinin gereğidir.

Adalet ve hakkaniyet bu toplumun ortak değerleridir. Eğitim alanında eşitliğin korunması yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur.

Bu nedenle, kamusal eğitimin tarafsızlığını ihlal eden söz konusu genelgenin yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. Eğitim politikaları anayasal laiklik, eşitlik ve özgür irade ilkeleri doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.

Eğitim, siyasal yönlendirmelerin değil; özgür düşüncenin, etik değerlerin ve birlikte yaşama kültürünün alanıdır. Toplumsal barışın temeli dayatma değil eşitliktir.