“88 yıldır kapanmayan yara/Seyitlerimizin mezarları nerede?” başlığıyla yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Yaramız 88 yıldır kanıyor. Haykırışımız bütün dünyaya ulaştı, ama bu insanlık suçunu işleyenler, onların hukuki temsilcileri inkara devam ediyorlar.
15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza, Wuşênê Seydi, Fındık Ağa, Aliyê Mırzê Sıli, Hesenê Cıvrail Ağaê Arekiye, Wuşênê Sey Rızay, Hesnê İvraimê Qıji hukuksuz bir biçimde idam edildiler. Dersim’in önemli şahsiyetleri Qemer Ağaê Wusuvu, Cıvrailê Kheji, Qemer Ağaê Heyderu, Cıvrail Ağaê Arekiye hakkında ise önce idam kararı verildi, ardından ömür boyu hapse çevrildi. Dersim’in bu önemli şahsiyetleri de kısa sürede cezaevinde öldü ya da öldürüldüler.
İdam edilişlerinin 88. yılında, onları saygı ve rahmetle anıyoruz. Onları anmak, sadece geçmişe bakmak değildir; onları anmak, Dersim’in çığlığını üniversitelere, okullara ve kamuoyuna taşımaktır. Dersim Tarih ve Kültür Merkezi olarak Dersim Seyitlerimizi anmak için 15 Kasım’da Ruhr Üniversitesi ile yaptığımız tarihi çalışma çerçevesinde 10 tanık videosunu daha kamuoyuna açacağız. Dersim’in çığlığı Alman üniversitelerinde de yankılanıyor.
Bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu değerlendirmeler, o dönemde devletin uyguladığı şiddetin bir toplumu yok etme hedefi taşıdığını göstermektedir. Bugün hâlâ giderilmemiş bu haksızlık; tanıma, hesaplaşma ve onarım taleplerini canlı tutmayı gerektirir. Belirlediğimiz bu hedefleri gerçekleştirmek amacıyla Bochum Ruhr-Universitesi ile ortak bir proje yürütüyor ve bunu hayata geçirmeye çalışıyoruz. Devleti, Dersim mağdurlarına ve kamuoyuna karşı sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz.
* 15 Kasım 1937 günü haksız, hukuksuz bir şekilde idam edilen Dersim Seyitlerinin mezarları nerede?
* Arşivleri, resmi belgeleri ve döneme ilişkin yazıları kamuoyuna açın.
* TBMM’de toplanan, 154.000 olduğu söylenen belgeleri açın.
* Dersim’de insanlık suçu işleyenlerin isimlerini her yerden silin.
* Yaşanan vahşeti açık ve şeffaf biçimde kabul etmeye, Dersim halkından resmi olarak özür dileyin; maddi ve manevi zararları tazmin etmeye çağırıyoruz.
Bu kabul ve hesaplaşma, coğrafyamızda benzer vahşetlerin bir daha yaşanmasını önleyecek en temel adımdır.



