İşte, Doç. Dr. Çakmak’ın o açıklaması:
Şah İsmail, kendine doğrudan bir etnik kimlik yakıştırmadı. Ayrıca hiçbir Safevi kaynağı da Safevilerin Türklüğüne dair bir referansta bulunmaz! Aksine köken meselesine dair sadece Kürt olduklarına dair bilgi vardır. O nedenle kimse İsmail'in yazı diline bakarak ona bir kimlik biçmesin.
Eğer meseleye böyle bakacaksak tarihte Anadolu Selçukluları'nın saray dilinden tutun da Osmanlı sultanlarının Farsçaya olan eğilimlerinden de farklı sonuçlar çıkabiliriz. Ayrıca Safvetü's-Safa'da Safevilerin soyuna yönelik dile getirilenleri kabul etmiyorsanız kuruluşundan yüzyıl sonra Osmanlıların Kayı boyundan geldiklerine dair "üretilen" hikayeye de itibar etmemeniz gerekir! Şah İsmail'in Türk olduğunu ifade edenler onun bizzat kendi divanında soyunu Sasani şahlarına dayandırdığını da bilmez mi? Ayrıca Safvetü's-Safa'da sadece dip atası Firuz/Piruz el-Kurdi'nin kendisinden ziyade buraya neden geldiği ve etnik kökenine dair farklı bilgiler de vardır. Söz konusu malumat, bu eserin 1485 Leiden ve 1491 tarihli Ayasofya yazmalarında da net olarak ortaya konulur.
Bu nedenle; İran, Azerbaycan ve Deylem'e dair konuşacaklar söz konusu bölgelerin tarihine ve demografik yapılarına iyi bakmalı! Özellikle de Azerbaycan mıntıkasının Türkleşme süreci ve öncesi çok önemlidir. Demem o ki tarih, hamasetle ve bilhassa günümüzün kimlik siyasetiyle okunmamalı...




Mail adresim
sadiates62@gmail.com