İnsanlar bana sık sık “Emekli oldun, artık dinleneceksin.” diyorlar.

Ben ise her seferinde içimden gülümsüyorum.

Çünkü benim için emeklilik, hayatın yavaşlaması değil; tam tersine, gerçek anlamda başlamasıdır.

Yaklaşık kırk dört yıl boyunca insan hayatına dokunan kutsal bir mesleğin içinde yaşadım. Her doğumda yeniden doğdum, her annenin korkusunda cesareti hissettim, her bebeğin ilk nefesinde yaşamın mucizesine bir kez daha tanıklık ettim. Bu yıllar bana yalnızca mesleki deneyim kazandırmadı; insan ruhunu, acıyı, umudu, sabrı ve sevgiyi okumayı öğretti.

Bugün geriye baktığımda görüyorum ki asıl servetim banka hesaplarımda değil; zihnimde, kalbimde ve ruhumda biriktirdiğim bilgi hazinesindedir.

Ben emekli oldum.

Ama bilgi emekli olmaz.

Tecrübe emekli olmaz.

İnsanlığa hizmet etme arzusu emekli olmaz.

Ruhun üretme isteği emekli olmaz.

Tam tersine…

Artık zaman bana aittir.

Yıllarca mesleğin sorumlulukları nedeniyle ertelediğim hayallerimi gerçekleştirebilecek özgürlüğe sahibim. Yazmak istiyorum. Eğitim vermek istiyorum. İnsanların hayatına dokunmak istiyorum. Yeni projeler üretmek, yeni insanlar yetiştirmek, öğrendiklerimi gelecek nesillere aktarmak istiyorum.

Çünkü biliyorum ki insan aktif kaldığı sürece yaşam enerjisi de aktif kalır.

Beden hareket ettikçe canlı kalır.

Zihin düşündükçe genç kalır.

Ruh paylaştıkça büyür.

Ezoterik öğretilerde bilgi, akarsuya benzetilir.

Su akmadığında durgunlaşır.

Durgun su zamanla kokar.

Oysa akan su hayat verir.

Ben de yıllar boyunca içimde biriktirdiğim bilgiyi akıtmak istiyorum.

Belki yalnızca bir damla…

Fakat biliyorum ki her büyük göl, bir damlayla başlar.

Bir insanın hayatına dokunabilmek, bazen binlerce insanın kaderini değiştirebilir.

Benim kazancım yalnızca ekonomik değildir.

En büyük kazancım, bir insanın gözlerinde yeniden umut görebilmektir.

Toplum için değer üretebilmektir.

İnsanların yaşam kalitesine katkıda bulunabilmektir.

İşte gerçek zenginlik budur.

Çevremde emekli olduktan sonra kendisine küçük uğraşlar edinen birçok insan görüyorum. Kimisi gününü köpek gezdirerek geçiriyor, kimisi yalnızca zamanın akmasını bekliyor. Buna asla küçümseyerek bakmıyorum. Her insan kendi yaşamını istediği gibi şekillendirir ve buna saygı duyuyorum.

Ancak kendi adıma düşünüyorum…

Yıllarca aldığım eğitimler…

Edindiğim mesleki deneyimler…

Psikoloji, insan davranışları, danışmanlık, alternatif yaklaşımlar ve yaşam bilgeliği üzerine yaptığım çalışmalar…

Bütün bunları yalnızca kendim için saklamak bana büyük bir israf gibi geliyor.

Bilgi paylaşılmadığında eksilir.

Paylaşıldığında ise çoğalır.

Ben bilgimin tozlanmasını istemiyorum.

Ben bilgimin insan hayatına dokunmasını istiyorum.

İnanıyorum ki her insanın bu dünyaya gelişinin bir amacı vardır.

Benim amacım ise yalnızca yaşamak değil; yaşadıklarımla başkalarının yolunu aydınlatabilmektir.

Bugün emekliliği bir bitiş olarak değil, ikinci baharım olarak görüyorum.

Artık zamanımı maaş karşılığında değil, anlam karşılığında kullanıyorum.

Her yeni proje, geleceğe bırakılmış bir izdir.

Her eğitim, yarına dikilmiş bir fidandır.

Her iyilik, görünmeyen ama büyüyen bir tohumdur.

Ve biliyorum ki insan bu dünyadan ayrılırken yanında ne malını götürür ne de makamını…

Geride kalan yalnızca dokunduğu hayatlar, yetiştirdiği insanlar ve bıraktığı izlerdir.

Ben de ardımda sessiz ama derin izler bırakmak istiyorum.

Çünkü benim için emeklilik, hayatın son sayfası değil; bilgeliğin, hizmetin ve insanlığa adanmış yeni bir yolculuğun ilk sayfasıdır.

Nimet Canpolat