İnsan çoğu zaman yalnızca kendi bulunduğu noktayı görür, oysa biraz geri çekildiğinde ve yaşantısına bir başkasının gözünden veya daha yüksekten baktığında yaşanan her anın daha büyük bir bütünün parçası olduğu anlar, ayna doğaldır seni sana olduğun gibi anlatır.

Konuşabilmek ile konuşmayı bilmek arasında büyük bir fark vardır;

Meselâ çoğu insan

İkincisini bilmez... Cemal Süreya

Kullandığımız kelimeler düşüncelerimize giydirdiğimiz elbiselerdir aslında...

Geçen gün aynanın önünden geçerken kendimi gördüm , uzun zamandır görüşmüyorduk, önce tanımadım görüşmeyeli bir hayli olmuş , hey be adam , bu ne hal ..?

Saç sakal ak, göz kenarlarında kaz ayakları, alında çizgiler, kaşlar çökük, yanaklar yıkık..

Küçükken büyümeyi çok isterdik. 18 yaş olunca demek özgüven yerleşti ki gezişimiz ile birlikte gülmemiz de değişti, ayaklarımız yerden kesikti tıpkı kelebekler gibi..

Aynaya sordum ben kaç kez 18’e girdim, şu an ki halim kaçıncı 18..?

Soruyu duyunca ayna buğulandı, görüntü matlaştı, yoksa gözlerim mi yaşardı....?

Şimdi bu dünyadan gitmeyi bekliyorum, bilmem, hangi 18’imde öleceğim..

18’imizde günde 180 defa güldüğümüz olurdu, artık evlerden gülme sesi de hiç gelmiyor, yoksa kulaklar ağırlaşmış ben mi duymuyorum? Sabah, sabah bu ayna da nerden çıktı karşıma, ne söylesem tekrar ediyor, bu yaştan sonra işin yoksa bunaklara cevap ver.

Kim asmış lan bu aynayı buraya?

Anne.. Anne.. ben hangi baharda doğdum? Kaç bahar yaşadım? Anne... Niye ses vermiyorsun? Sen hangi kışta öldün ANNE....?

Artık aynanın önünden geçerken kendime selam veresim gelmiyor içimden.

Her yaşın acemisidir insan, belki de Galaksinin tımarhanesidir bu Gezegen,

Uçamadığımız için kanatlara sahip olmayı düşleriz, oysa Dünya'nın uçtuğunu bilmeyiz..

Yaşamak sadece kelimeler ile bir Dünya kurmak değil, o Dünya'yı hakikatle savunmaktır...

Pazara çıkmadan önce alacaklarımızın listesini yaparız, peki yaşadığımız hayattan bu yaşa kadar neler aldık? İnsan kendine şu soruyu sormalı, hayat pazarından aldıklarım ile kendimden ne yapabilirim?

Bazen hayatımızın bir noktasında kendimizden sıkılmaya başlarız, aynı bedende yaşamak, her gün aynada aynı yüzle karşılaşmak, aynı hayatı tekrar tekrar oynamak yorucu olabilir.

Yaşlılık hıçkırık, pıskırık öksürüktür

Rahmetli Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in şair oğlu

Can Yücel kürsüde şiir okurken öksürüklere boğulur, öksürüğü durunca, öksürükler şiire dahil değildi ha, diye seyirciyi uyarır.

İnsan davranışları iki türlüdür, seni göklere çıkardıkları bir şey için, beni yerden yere vururlar... Victor Hugo

Bedenler yaşlansa da beyinler yaşanmamalı çünkü Yaşlılık yavaşlıktır.

Halden anlayan seni bulmadıkça

Bulduğun her şey seni halsiz bırakır...

Dilini yitirmiş bir lal gibiyim,

Oysa ne çok muhabbet birikmiş içimde.

Ne çok özlemler.

Yaşlanınca yalnızlık 24 ayar derlerdi de inanmazdım, ah Süheyla ah, ne çabuk gittin başka diyarlara..

Çok yattın kara yerde, hadi çıkıp ta gel..

Kalk gidek daş eyvana

Gölgesi loş eyvana

Sen söyle ben ağlayam

Damlasın yaş eyvana..Harput Manisi

Bu yaşıma kadar düşüncelerimin üstesinden gelemeyince, düşünenlerin üstesinden gelmeye çalışmışım, etrafımda ki insanları kaybedince anladım, hayatımda ki yerlerini..

Meğer ne kadar yer kaplıyorlarmış, gel de bu boşluğu doldur...?

Yalan dünya işte hayatımız pamuk ipliğine bağlı, 35 yolun yarısı diyen şaire bile Azrail haydi ABBAS vakit tamam deyip 45’inde aldı canını, yarına kimsenin garantisi yok ama bunu sadece cenazelerde anlıyoruz...

Matem

Kırıldı dizimin bağı, matem sardı avluyu

Toplanmış gidiyorsun kaplamışsın tabut-u

Sigaran yarım kalmış sofa'daki tablada

Ben sensiz ne yaparım bu karanlık od da...

Gidenler gelmez oldu, bağ bahçeler tarumar

Gittin sende gelmezsin, gönül şimdi ne umar?

Ne ummuş, ne bulmuştu o masum düşlerim

korkarım geri gelmez o güzel gülüşlerim...!

Esmesin, kokunu getirmeyen rüzgarlar bana doğru

Neredesin gönül bağım, göster görünmez yolu

İlahi rayihalar getirsin beni sana

İrem bahçelerinde dolaşalım kol kola...N.K

Sitem

Bir gidenim var, içimden hiç uğurlayamadığım

Sanki seksen yıldır üzerindeyim

Ne çabuk yamuldu dizlerim?

Bel zaten büküktü, bey öldüğünden

beri

Sanki acelesiydi gidip te dönmeyesi...

Hani nerde uykusuz gecenin sebepleri

Her biri bir yerde

Oğlan gelinin eşeği oldu

Kız da sarhoşa düştü

Şimdi en sadık dostum, dayandığım değnek, arıstakta örümcek, kovduğum hamamda ki böcek.

Ah ah, her öksürdüğünde

Derdim ya..! Garna gısse, olmaz olaydın

Ben o sözden caydım

Keşke olaydın.....N.K

Çile

Bitmese ömrünce çektiğin çile

Söyleme derdini yellere bile

Güzel tomurcuk gül idin güller içinde

Bazen küsüp açmasan bile

Varsın bahçelerinde mehtap gezinsin

Bir ruh gülümsüyor görmesen bile

Kimbilir şimdi hangi Alemlerdesin

Bil ki AKLIM sende gelmesen bile...N.K.

Dünya'da ki yaşam bir ilahiyat okuludur, Dersler ise;

Sevinç, Şüphe, karışıklık, kargaşa, Kriz, üzüntü, acı, kızgınlık, umutsuzluk, hayal, heyecan ve ölüm... Bu derslerin tümü olgunlaşmak için mükemmel derslerdir, bu derslerden ihmale kalmadan geçen İnsanlar bir üst boyutta yaşamın anlamını ve tadını çıkarır.

Ben dağda kimseye kârı ve zararı olmayan bir taştım, sonra beni bir yerlere götürdüler, yanımı yöremi murç ve çekiç ile dövdüler, şimdi şehrin en işlek caddesinde bir heykelim, gelen geçen bana hayranlıkla bakıyor, çok hoşuma gidiyor, iyi ki o murçları yemişim..

Zaman, hayatın omurgasıdır, geçmiş tecrübe olur, geleceğe umut..

Hayatta denge önemlidir. Aşırılık hastalık doğurur, ölçü ise sağlığı korur.

Dünya yörüngesinde döner, Anlamdan kopmuş yörüngeden çıkmış bir yaşam, canlı ama ruhsuz bir bedene benzer.

Geçmişi sürekli sırtında taşıyanlar, geçmiş sana ders olsun diye vardır, yük olsun diye değil.

Onun için sürekli olayları objektif değerlendirmek zorundayız, bu objektiflik dar açıdan çıkıp geniş açı ile daha sağlıklı bir panoramik bakış ile değerlendirmeler sonunda bilinçaltımız emrimize amade olacaktır.

Yaşamı bazen güzel kılan vazgeçmelerimizdir.

Güzel huydur vazgeçmek.

Maldan, Mülkten

Kadir kıymet bilmeyenden samimiyeti çiğneyenden

Menfaati için değişenden Kibirlenenden, böbürlenenden

Önemsedikçe değersizleşenden

Güzel huydur vazgeçmek,

Kendini vazgeçilmez zannedenden..

Ve en önemlisi bunları kendinde görmeyenden.

Everest tepesine ilk çıkan dağcı unvanını kazanan Yeni Zelandalı Edmund Hillary'ye gazeteciler sordu..! Dünyanın en yüksek tepesine çıkınca ne hissettin?

Hillary; Egomun kristalleştiğini hissettim.

Egolarımızı eriterek Kendi izoleli zindanımızdan çıkmalıyız.

Eski anahtar ile yeni kapılar açılmaz.

İnsan Sosyal bir varlıktır.

Sosyal düzeyde insan, ilişkiler ve değerler ağı içinde şekillenir.

Sosyal ilişki ağı geniş olanlar, dar olanlara kıyasla daha sağlıklı ve uzun yaşıyor, buna karşı yalnızlık toksik bir sonuç veriyor, kendini toplumdan İZOLE edenler, zihnen ve bedenen kendini çürümeye terk ediyor.

En büyük DUA sı dır Annelerin,

Yavrum Allah iyiler ile karşılaştırsın, İnsana rast gelesin..

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı.. Yunus Emre

Güzel insan aramak ile insandaki güzellikleri aramak arasında derin bir fark vardır. Başarı çirkini bile güzel gösterir.

Başarı, BAŞ olmak için ARI gibi çalışmayı gerektirir, arılar petekteki görevini yaparken diğerleri çalışıyor mu? Diye kimseyle ilgilenmezler.

Günümüzde başarılı insanlardan çok, başarılı taklidi yapanlar var.

Bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz?

Gerçek başarılı insanları ayırt etmek için yamalıkların bedenin neresinde olduğuna dikkat etmek gerek.

Öncelikle ne okuduğuna, ne konuştuğuna, nasıl dinlediğine, duvarlarına ne astığına, raflarına ne dizdiğine bakın, güçlü güçsüz, haklı haksız seçimine,

Herkese karşı tavırlarına, konuşma anlatma hitabet adabına bakın, diğer canlılara davranışlarına, karşı cinsle münasebetlerine, rakibine karşı saygı derecesine bakın , ve emanetindeki emniyetine bakın , onlar size onun ruhunun ne ile beslendiğini gösterecek..

Malikanede çifti olmak için iki aday başvurmuştu, biri genç diğeri yaşlıydı, Malikane sahibi yaşlıdan yana tercihini kullandı, hanımı neden genç olanı seçmedin? diye kocasına sitem ederken, kocası cevap verdi;

Yaşlının pantolonundaki yamalık dizindeydi, genç olanın ise g*tünde....

İnsan kendi kontrolünden çıkınca rüzgarda savrulan yaprak gibidir, onu şekillendiren, çevre, dış etkenler ve empozelerdir.

Dünyanın en tehlikeli suçu düşünce suçudur, bütün değişimler düşüncelerin değişmesiyle başlar. Düşünen insandan toplumu sömürenler korkarlar, çünkü bugün az olan diğer insanları da düşünmeye sevk eder, yarın çok olur karşısına dikilirler.

Üretken olmalı insan, üretmek çaba gerektirir, tüketmek haz verir, İnsan arayan değil aranılan olmalı. Tanıdığın herkes sana şunu demeli...

Allah seni bana vermekle vermediklerini telafi etmiştir. Ali Şeriatı

Dünya'da Yeşerebileceğiniz kadar toprağınız olsun kâfi, insanı yeşertmeyen toprak ölü toprağıdır.

18 yaşına gelmemiş çocukları güncel evrensel bilgiler ile yetiştirmeli, onlar yarım insan değil, tam insandır, sadece algılamaları ve ilgi alanları farklıdır.

Menfaat uğruna her şeyi yok sayanların son durağı hüsrandır.

Hazıra konan huzura konur.

Onun için bazen ayna gerekli, ama evdeki,

SİRK teki değil..

Fikirler parlak görünse de zihni karanlık insanları tespit için, Peygamberimizin sözünü hiç unutmayalım.

Kişinin namazı ve orucu sizi yanıltmasın. Onun dirhemle ve dinarla, yani bugünkü tabirle TL. İle Altın ile Euro’yla ve dolarla olan münasebetine bakın...

İnsan neden bile bile günah işler? Zayıflığın zorladığı zafiyetten mi?

İnsanın gözü ayaklarına fenerdir, Allah'ım bizleri olumsuz eylemleri görmeyecek kadar GÖZ' ü yamalıklı, zihni kapalı kullarından eyleme..

Güvenilir ve düşünebilir insan olmak, bir insanın yükselebileceği en büyük mertebelerden biridir.

İçimizdeki iklim neyse yaşadığımız mevsim odur aslında..

Farkındalık öğrenmede, ara eleman olmazsanız aranan eleman olamazsınız. Panorama yüksek yer gerektirir, hayatı daha net görebilmek için önce merdiven tırmanmak gerektirir.

İnsan gibi yaşamak için, Ruhun zihinden aldığı güç ile söylediği şarkıda, vicdanın sana vokalistlik yapıyorsa, hiç şüphen olmasın. Hayat mutlaka seni DANS'a kaldıracaktır...

Necati KÖSE