Yaklaşık 15 gün önce başlatılan örgütlenme çalışmaları kapsamında köylerde ve sosyal medyada yapılan çağrılar sonucunda geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Gün içinde Pülümür ilçe merkezinde konuya ilişkin broşür dağıtılırken ardından Aşkirek Köyü’nde toplantı gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında söz alan dernek temsilcileri, maden projelerinin doğa üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekerek örgütlü mücadelenin önemini vurguladı. Pülümür Belediyesi çevre mücadelesine destek vereceklerini açıklarken, Dersim Barosu da hukuki sürecin takipçisi olacaklarını duyurdu.
Toplantıya Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun ve İl Genel Meclis Üyesi Meftun Kılıç’ın yanı sıra Dersim Barosu Başkanı Doğukan Kudat, Avukat Barış Yıldırım, köy muhtarları ve çevre köylerden çok sayıda yurttaş katıldı. Katılımın yoğunluğu, mücadelenin bölge genelinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu.
Toplantıda söz alan Dersim Barosu temsilcileri, bölgenin zengin flora ve faunasıyla korunması gereken önemli bir doğal alan olduğuna işaret etti.
Öte yandan toplantıda yeni eylem kararları da alındı. Buna göre Çarşamba günü saat 11.00’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapılacak ve eş zamanlı olarak dilekçeler sunulacak. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte bölgeye gelecek yazlıkçıların da sürece dahil edilmesi hedefleniyor.
“ÇED Süreci Sonlandırılmalı”
Avukat Barış Yıldırım yaptığı açıklamada, Dimin Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Karagöz Köyü ve çevresinde planlanan krom madenciliği projesinin ÇED sürecinin sonlandırılması gerektiğini belirtti. Yıldırım, aynı havzada daha önce planlanan benzer bir projenin mevzuata aykırılık nedeniyle iptal edildiğini hatırlattı.
ÇED raporunun eksik ve yetersiz olduğunu ifade eden Yıldırım, proje alanının Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan birçok tür için yaşam alanı olduğunu vurguladı. Bölgede yaban keçisi, ayı, kurt, vaşak gibi türlerin yanı sıra Anadolu parsının da habitat bulduğuna dikkat çekildi.
Munzur Havzası’nın yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Yıldırım, bölgede 2 bin 250’den fazla bitki türünün bulunduğunu ve bunların önemli bir kısmının endemik olduğunu söyledi. Ayrıca söz konusu alanın ekolojik koridor niteliği taşıdığı ve farklı bitki kuşaklarının kesişim noktası olduğu ifade edildi.
Proje sahasında Hel Dağı Ziyaretgahı gibi inanç alanlarının bulunduğunu da hatırlatan Yıldırım, bunun inanç özgürlüğü açısından da sorun yaratacağını dile getirdi.
Ekolojik ve Ekonomik Etki Uyarısı
Açıklamada, projenin hayata geçirilmesi halinde bölgenin temel geçim kaynakları olan hayvancılık ve arıcılığın ciddi zarar göreceği vurgulandı. Karagöz, Kocatepe, Kaymaztepe, Kovuklu, Dağbek, Çakırkaya ve Mezra köylerini etkilemesi beklenen projenin ekolojik, sosyal ve ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğuracağı belirtildi.
Ayrıca projenin Çevre Düzeni Planı’na, Mera Kanunu’na, Orman Kanunu’na ve Toprak Koruma Kanunu’na aykırı olduğu ifade edildi. Proje alanının aynı zamanda doğal sit statüsünde olduğu ve önemli su kaynaklarını barındırdığına dikkat çekildi.
Yıldırım, projenin birçok uluslararası sözleşmeye de aykırılık taşıdığını belirterek, yetkilileri süreci durdurmaya çağırdı.
Hel Dağı’nda planlanan maden projesine karşı yürütülen mücadelenin önümüzdeki günlerde daha da büyümesi bekleniyor.



