Konuya ilişkin TBMM’ye başvuran Milletvekili Kordu, araştırmanın gerekçesinde şunları kaydetti:

19 Aralık 2000 tarihinde başlayan ve 22 Aralık 2000’e kadar süren, kamuoyunda “Hayata Dönüş Operasyonu” olarak adlandırılan hapishaneler operasyonu; Türkiye’nin cezaevi tarihinde ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuran bir devlet müdahalesi olarak kayda geçmiştir. Dönemin siyasi iktidarı tarafından “Tufan”, “Bora” ve “Atmaca” gibi askeri kod adlarıyla planlanan bu operasyon, 20 ayrı cezaevinde eş zamanlı olarak yürütülmüş; binlerce asker, jandarma, çevik kuvvet ve ceza infaz personelinin katılımıyla gerçekleşmiştir.

Operasyon sırasında mahpusların bulunduğu koğuşlara ağır silahlar, yanıcı maddeler ve kimyasal gazlar kullanılarak müdahale edilmiş; resmi kayıtlara göre 30 mahpus yaşamını yitirmiştir. Adli Tıp Kurumu raporları, operasyon sırasında hayatını kaybeden 2 askerin de yine güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu öldüğünü ortaya koymuştur.

Operasyonun gerekçesi olarak kamuoyuna, F Tipi cezaevlerine geçiş sürecinde sürdürülen ölüm oruçlarının sona erdirilmesi gösterilmiştir. Ancak operasyonun ardından ölüm oruçlarının sona ermediği, aksine daha da yaygınlaştığı; sonraki yıllarda 122 kişinin daha yaşamını yitirdiği, yüzlerce mahpusun kalıcı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı bilinmektedir.

Katliamın ardından yürütülen adli süreçler ise etkin bir soruşturma ve hesap verme mekanizmasının işletilmediğini açıkça ortaya koymuştur. Operasyonda sınırlı sayıdaki asker hakkında açılan davalar göstermelik yargılamalarla sonuçlanmış; operasyonu planlayan, talimat veren ve siyasi sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlar yargı süreçlerinin tamamen dışında tutulmuştur. Açılan davalar beraat, zamanaşımı ya da düşme kararlarıyla sonuçlanmış; yaşam hakkı ihlallerine ilişkin hakikat ortaya çıkarılmamıştır.

Aradan geçen 25 yıla rağmen, 19–22 Aralık 2000 tarihlerinde yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılmamış olması; cezaevlerinde yaşanan ağır ihlallerle yüzleşilmemesi; sorumluların tespit edilmemesi ve yargı önüne çıkarılmaması, hukuk devleti ilkesini ve adalete olan toplumsal güveni zedelemeye devam etmektedir.

Yaşam hakkı ihlallerinin, işkence ve insanlık dışı muamelenin zaman aşımına tabi tutulamayacağı evrensel hukuk ilkeleri gereğince; bu operasyonun planlanma süreci, emir-komuta zinciri, kullanılan yöntemler ve sonuçlarıyla birlikte Meclis bünyesinde araştırılması zorunludur. Bu araştırma, yalnızca geçmişte yaşanan ağır ihlallerin aydınlatılması için değil; benzer uygulamaların bir daha yaşanmaması, cezaevlerinde insan onuruna uygun koşulların sağlanması ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi açısından da hayati önemdedir.

Bu nedenle, 19–22 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamı’nın tüm yönleriyle araştırılması, sorumluların tespit edilmesi ve etkili bir adalet sürecinin önünün açılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulması gereklidir.