TBMM’de konuya ilişkin söz alan Milletvekili Ayten Kordu, “Munzur Üniversitesi Kampüsü’nü adliye ve valiliğe tahsis edilmesi ve itiraz eden öğrencilere soruşturma açılması üzerine akademik özgürlüklere dair ortaya çıkabilecek endişelerimizi sorduk. Rektör Kenan Peker’den gelen resmi yanıtta ise “Kampüse gelenler dağdan inen eşkıyalar değildir” hadsiz ifadesi yer almıştır. Bunu kınıyorum.

Üniversiteler kışla ya da soruşturma odaları değil; bilimin ve özgür düşüncenin merkezidir.

Rektörü ve onun bu ciddiyetsiz cevabını TBMM ‘ye iletmeye imtina etmeyen yetkililerin de, bu lakayt ve ayrımcı dili görmezden gelmeleri de kurumun ciddiyetine yakışmamaktadır” dedi.

BİR TEPKİ DE ESKİ VEKİL AYHAN BİLGEN’DEN

Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker’in soru önergesine verdiği yanıta bir tepki de eski milletvekili Ayhan Bilgen’den geldi.

Bilgen, konuya ilişkin X hesabından şunları paylaştı:

Munzur Üniversitesi Rektörü göreve geldiği günden beri bir çok iddia ve şikayetin konusu oluyor. Bu da doğal olarak halkın oylarıyla seçilmiş, yasama üyesi milletvekillerinin soru önergeleri ile ilgili bakanlık ve kurumlardan cevap talep etmelerini beraberinde getirmekte. Fakat görünen o ki söz konusu bakanlıklar da bu sorulara cevabı yine iddiaların merkezinde yer alan Rektöre bırakarak, sorumluluğu üzerinden atıyor. Bahse konu iddiaların doğruluğu-yanlışlığı bir yana, Rektörün bizzat kendisi hakkında Gazi Meclis'in üyesi milletvekilleri tarafından bugüne kadar verilen çoğu soru önergesine cevapları da ciddi bir "üslup sorununa" sahip olduğunu gösteriyor. Bu üslubun vahametini en son, DEM Parti Tunceli vekili Sayın Ayten Kordu'ya verdiği yazılı yanıtta görüyoruz: "KAMPÜSE GELENLER DAĞDAN İNEN EŞKIYALAR DEĞİLDİR." Bir rektörün milletvekiline yönelik bu üslubu asla kabul edilemez. Peker'in milletvekillerini azarlarcasına soru önergelerine verdiği bu ve bunun gibi ifadeleri bile başlı başına bir inceleme konusudur. Sonuç olarak tüm bu yaşananlar bizlere şunu bir kez daha göstermiştir: Munzur Üniversitesi, çatışmacı bir üslupta olmayan bölge kültürüne saygılı ve seçilmiş milletvekillerine nasıl hitap etmesi gerektiğini bilen bir rektörü hak etmiyor mu?