Dersim’de, doğal güzellikleri, zengin su kaynakları, endemik bitki türleri ve zengin yaban hayatını barındıran Munzur ve Pülümür vadileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla “Kesin korunacak hassas alan” olarak tescil ve ilan edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, “Tunceli İli, Pülümür, Merkez ve Ovacık ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Munzur ve Pülümür Vadileri Potansiyel Doğal Sit Alanının koruma statüsünün değerlendirilmesi sonucunda, ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109 uncu maddesi gereğince karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı.

Kararda, alanların krokisi ile koordinatlarına da yer verildi.

Munzur ve Pülümür vadileri, bir bölümü endemik olan zengin bitki çeşitliliğinin yanı sıra kırmızı benekli alabalık, vaşak, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı, kurt, samur, kınalı keklik gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor.

Kentte son derece olumlu karşılanan kararı, Tunceli Barosu eski başkanı ve baro çevre komisyonu üyesi Avukat Özgür Ulaş Kaplan değerlendirdi.

Kararın son derece önemli olduğuna vurgu yapan Kaplan, “Neden önemli karar? Çünkü bu bölgenin koruma statüsünü yükseltecektir. Burayı tahrip edebilecek, her iki vadiye zarar verebilecek belli projelerin ileride yapılmasına engel olabilecek türden karardır. Bu nedenle koruma alanlarının içerisine alınması, bu sahaların korunması, bu alanlarda daha hassas davranılmasını gerektirecek statüdür. Doğal sit alanları içerisinde çeşitli kategoriler var. Doğal sit alanları içerisinde en ciddi koruma sağlayan kesin korunacak hassas alandır. Bu anlamda burada bilimsel çalışmalar dışında ya da çevresel, düzenleyici çalışmalar dışında çalışma yürütmek, buraya zarar verecek, buranın doğal yapısını bozacak; tahrip edecek projelerin hukuki mevzuat gereğince engellenmesi gerekiyor” dedi.

Munzur Vadisi’nin daha önceden milli park sahası olduğunu hatırlatan Avukat Özgür Ulaş Kaplan, “Munzur Vadisi, 42 bin hektarlık alanıyla milli park sahasıydı. Ancak buna rağmen yine de bu alanı tahrip etmeye yönelik bazı projeler gerçekleştirilmek isteniyordu. Baraj projeleri yapılmak isteniyordu. Yine Pülümür vadisi de aynı şekilde. Buralara karşı yargısal mücadeleler devam etti ve netice itibariyle mahkemeler tarafından bu baraj projelerine karşı iptal kararları verilmişti. Ancak yine de ileriki aşamalarda da benzer şekilde farklı HES projeleri veya buraya yok edebilecek, zarar verebilecek projeler her zaman gerçekleştirilebilirdi. Böyle tehditler mevcuttu. Bu anlamda bu tehditlerin son bulabilmesi, ortadan kalması, buranın hukuki anlamda koruma statüsüne kavuşturulması açısından böyle bir karar alınması sevindiricidir. Çünkü doğal sit alanları ve doğal sit alanlarının kategorisi içerisinde en ciddi korumayı sağlayan kesin korunacak hassas alan ilan edilmesidir. Bu anlamda karar, buraların korunmasına fayda sağlayacaktır” diye konuştu.

Munzur ve Pülümür vadilerinin zenginliklerinin altını çizen Avukat Kaplan, “Burası içinde bulundurduğu biyolojik çeşitlilikle, endemik bitki türleriyle, hayvan çeşitliliğiyle, faunasıyla ve görsel yapısıyla evrensel değerlere sahip, bilimsel kriterleri taşıyan, uluslararası kapsamda bilimsel kriterlerle koruma altında olması gereken alanlardır. Bu alanlar üzerine bilimsel çalışmalar yapılmış ve bunun neticesinde bu alanlar milli park sahası kabul edilmişti. Sahanın özellikleri ayrıntılı olarak idari makamlar tarafından incelenmiş, raporlar hazırlanmıştı. Bu raporlar neticesinde aynı zamanda doğal sit kategorileri içinde kesin korunacak hassas alan içine alınması uygun bulunmuş ve karar altına alınmıştır” şeklinde konuştu.

Bölgenin önemini yıllardır dile getirdiklerini kaydeden Kaplan, “Bizler, bölge halkı yıllardır bunu dile getiriyor. Burası eşsiz güzellikte doğal alanlardır. Bitki çeşitliliği ile Avrupa’nın birçok ülkesinden daha fazla çeşitliliğe sahip alanlardır. Yine fauna çeşitliliği vardır. Milyonlarca yıl içinde oluşmuş bu eşsiz güzellik evrensel değerlere sahip bu güzelliklerin korunması ve geleceğe aktarılması gerekiyor. Bunlar koruma altına alınması gereken insanlığın ortak mirasıdır. Tüm insanlık tarafından korunması gereken alanlar olduğu için bu tarz idari kararlarla buranın koruma alanlarının güçlendirilmesi bizleri sevindirmiştir. Bu önemli kararın alınmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.