Yazarken muallakta kaldım Zerafet mi? Zarafet mi?

Zerafet biliyordum, ama TDK doğrusu zarafet diyor.

Zarafet

Zarafet, yalnızca güzel görünmek değil, güzel davranabilme sanatıdır.

Bir insanın konuşurken sesini yükseltmemesi, haklıyken karşısındakini ezmemesi, gücü varken incitmemesi zarafettir.

Zarif insan, kendini göstermek için başkasını küçültmez. Çünkü bilir ki gerçek asalet, insanın başkalarına nasıl davrandığında görünür.

Kıyafet eskir, güzellik solar, makam değişir, fakat güzel bir söz, ince bir davranış ve gönül incitmeme erdemi insanın ardından kalır.

Zarafet, görünüşün değil, karakterin sessiz güzelliğidir.

Özür Dilemek

Hatalarınızdan ötürü Hayatınızda özür dileme geleneği var mı?

Çok fazla hatalarımıza rağmen en az özür dileyen bir milletiz.

Özür dilemek sermayeden bir şey kaybetmek değil, aslında bir erdemliktir.

Hanım şunu ver, emir içerir.

Hanım şunu verir misin? rica içerir

Hanım şunu versene, kalk kendin al.

Hanım şunu verir misin? Tabii hayatım.

Küfürbazız, dil alışkanlığımız olmuş, küfür katmadan cümleyi tamamlayamıyoruz, bulunduğumuz kahvelerde, çay ocaklarında ve arkadaş ortamlarında çok erken küfre yöneliyoruz, oysa küfür sosyal itibarımızı ve bereketimizi yok eder, kişiye karşı kin birikir, özellikle rahime giden yol hedef alındığı için geldiğimiz yeri, yani varoluş kaynağımızı lanetlemektir küfür.

Konuşabilmek ile konuşmayı bilmek farklıdır.

Kelimelerin geri dönüşüm şeklini insanın dili belirler, yani Eko’dur.

Sözünü hiç tartmadan söylüyorsan eğer, aldığın cevaptan da incinmeyeceksin.

Sözlerinin frekansını yükseltmek istiyorsan öfkeni azalt, diline AKORT ver.

Kaç yaşındasın? dediler, kimin yanında olduğuma bağlı dedim. Zarif insanın yanında hiçbir hücre vakitsiz ölmez, dolayısıyla kimse yaşlanmaz.

İnsanlar yan yana oldukları halde bir birlerine neden bağırırlar? Çünkü kalpler bir birinden uzaklaşır.

Meltem'i yardan gelen yel'e Merhaba...

Hayatla huzur arasında ince bir bağlantı var, eğer hayata hazırlanmışsan, huzurlusundur. Sınava çok iyi hazırlanan öğrenciler gibi..

Zarafeti doğuran AŞK’tır,

Aşksız Alem yaratılmamıştır.

Aşk ile yürüyen dünyayı sırtında taşır.

Aşksız yürüyen beden diye bir ceset taşır...Nedim

Aşk anı, akıl yarını düşünür

Aşk insana hakim olunca akıl sahayı terk edermiş.

Beden yaşıyor zihin çalışıyor ama ruhumuz sessiz, ruhun

Derin şifası doğada var.

İnsanın başına ne gelirse meraktan gelmez, merak bilginin MEŞALEsidir.

Sadece bir iyi vardır BİLGİ

Ve Sadece bir kötü vardır CEHALET

İrade zenginliği nasıl oluşur? bütün zenginliklerin kaynağı zamanın nasıl kullanıldığındandır.

Hayat çok boyutludur, Dünya şu an hangi boyutta? Bizler kaçıncı boyuttayız, bir general düşünün gelen acemi erleri ile sürekli aynı talimi görsün.

İnşikak suresi 19.Ayet - Mutlaka siz boyutlar değiştirerek o boyutların uygun bedenlerine dönüşeceksiniz.

Maddenin ilahi hali beyin ve bilgidir, beyin mevcut fakat bilgi eksik olduğu için dönüşemiyoruz.

İnsan beyni insanı korumak için programlanmıştır ama...! Kontrolden çıktığı görülmektedir.

Türkiye’nin en büyük açığı, ÖZÜR dilemekten yoksun, değişime direnen, dürüst ve zarif insan açığıdır..

Abartılı özgüven ve topluma hitap ederken bağırmak yetersizliğin haykırışlarıdır.

İlk defa helikopter gören temel Dursun'a sordu..! Ula Dursun pu nedur? Ne pilum ula Temel belki de BİN yaşında pi sinektur...

Ama çok zarif bir sinektur, şu ana kadar kimseyi sokmadı..

Bizim siyasiler çözümden çok ayrıştırıp, kendi taraftarını yanında tutmak için sorun üretiyorlar, grup toplantılarında kaba bir dille illa rakibi sokacak ve alkışlanacaklardır. Sahi, Zarafet içermeyen bir dili neden alkışlıyorsunuz...?

Nefret dilinin Atmosferi kirletmesine yataklık yapmak ve teşvik etmek manevi Alemde hoş karşılanmaz.

Gör zahidi kim sahih-i irşad olayım der, dün mektebe vardı bugün üstad olayım der...Bağdatlı Ruhi

Yaşam öğrenmek ile ilintilidir.

Ne kadar az bilirsen yanlışı o kadar şiddetli savunursun.

Padişaha sormuşlar ne kadar sevenin var? diye, henüz tahttan düşmedim demiş. Çünkü yanlış doğru demeden sürekli padişahı alkışlayanlar, İLAHİ hattan uzak genelde EMMECİ (çıkarcı) FON’cu takımıdır.

İnsan yaradılış olarak çok büyük bir varlıktır, ama aldığı konuma göre bir o kadar da küçüktür.

İlahi dengeden uzak sorgusuz milletler, zarafetten uzak ayrışmaya bayılırlar.

Oysa nefretini kazandığınız her toplumun negatif enerjisine maruz kalırsınız.

NİRVANAYA varmak istiyorsak ÖZümüze dönmemiz gerek.

Ülkemizdeki gerçekleri umursamadan, yanlışların üstünü örtenlerin yüzünden büyük sorunlar yaşıyoruz.

Sadede gelelim

Milyonlarca insan, aylarca dolandırılıyor ve yetkililer defalarca uyarılıyorsa burada zafiyet değil, denetimin suça ortaklığı vardır. Onların görevi kötüye kullanması yüzünden Dünyaya REZİL olduk, bu Türk ekonomisine atılmış bir bombadır.

Bu günkü siyasi mücadele, sağ sol, ön arka, din iman, vatan millet mücadelesi değildir, HAK yiyenler ile hakkı yenilenlerin mücadelesine dönüşmüş durumda.

Gerçekler örtülerek icraat üretilmez, Milletin Vekili efendiler, aldığınız maaşları hak etmiyorsunuz. Ayrıca sayınız da çok fazla.

Her konuda doğrularda birleşmeye değil, ayrışmaya bayılan bir milletiz.

Âl-i İmrân Suresi, 103. Ayet: Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın.

Gençlik geleceğinden ümidini yitirerek, sessizce eve gömülmüş durumda, geleceğimiz olan çocuklar zihnen ihtiyarladı farkında mısınız?

Müzzemmil Suresi 17. Ayet Küfre saparsanız, gençler ve çocukları ak saçlı ihtiyarlara dönüştürecek bir günden, kendinizi nasıl koruyacaksınız?

Ülke nüfusunun % 70 i yoksulluk ve açlık sınırının altında bir maaşla yaşamaya çalışıyor, asgari ücret kira düzeyinde.

Muhasebe kayıtları bir yönetimin aynasıdır, mizan, bilanço, gelir gider tablosu, faiz enflasyon ve paramızın değersizliği kötü yönetimin göstergesidir.

İçine 10 lira koymak için 100 liralık cüzdan alma, içine 100 lira koymak için 10 liralık cüzdan al. Gösterişe meydan verme, paylaşmaya meyil ver.

Beynin dili matematik ve fiziktir.

Sığırcık kuşlarından sürü dinamiğini, görsel şöleni izlediniz mi? İşte ekip ruhu budur..

Peki, profesyonel mühendis Kırlangıçların yuvasını hiç gördünüz mü?

(Görmediyseniz altta kendi çektiğim resimde görün) Aman Yarabbi bu nasıl simetrik bir mühendisliktir, hiç malzemeden çalmamış.

Buna çok boyutlu bir Akıl lazım, kırlangıç kaçıncı boyutta acaba?

Kırlangıçlar yuvayı ağzı ile yapar, insanlar ise dili ile kendi yuvasını yıkar.

Yaşamak bir oyun gibiydi, ne yazık ki herkes ezberini unutmuştu.

Hayat ileriye doğru yaşanır, ama geriye bakınca anlaşılır.

Geriye bakınca yorgun bir medeniyet, ümidini yitirmiş, depresif bir gençlik ve dağılmış yorgun bir MİLLET görüyoruz, yorulmuş ama hiç koşmamış.

Okumak ve eğitim kişisel gelişimin motorudur, motor olmadan boyut atlanmaz ki...

Karın soğukluğuna sabreden tohum yeşerir.

Bekle kar altında kalan eyy buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin...

Geldi Hazan mevsimi, bu ay Ekim ayıdır, bu aylarda renk çiçekten ayrılır, yaprağa konar.

Tohumlar ekildi Allah bereketini artırsın ÇİFTÇİ kardeş, ama o tarlaya çöp olarak attığın tohum ve gübre torbaları bereketini etkilemesin diye bu sabah tamamını topladım, tıpkı kimse küfür yemesin diye, yol kenarına atılan pet şişeleri topladığım gibi.

Horoz misali sabah ötebilmek için Tavuk misali erkenden yatmak lazım, saatinden fazla yatınca vücut toksinleri atamayıp bedende biriktiriyor, başta sağlık olmak üzere hayır ve bereket kapıları Güneşle birlikte uyananlar için açılır, öğleye kadar yatanlar için değil.

Dağ keçileri zirvelerde kendi rızkını arayıp bulurken, sürekli yatan sarı öküz sahibinin eline bakıyor.

Güneş diz çökenlerden çok ayakta duranları aydınlatır.

Bugün ben Güneşten büyüğüm, çünkü o benden bir saat sonra doğdu.

Boyut atlamayınca sıkıntı büyük.

Dünya 5. Boyutta, 5.boyut bilinç sıçramasıdır.

Biz halen 2. Boyutta acemi erler ile talimdeyiz, biraz geri kalmışız gibi..

Bu Cihan da gülmedik, belki başka Cihana...

Beyaza ısrarla siyah diyen inatçı insanlar vardır, arabayı atın önüne bağlayan liyakatsiz yöneticiler gibi.

Ruhsal sıkıntıların kaynağında, anlamsız insanlarla anlamlı ilişkiler yaşama isteği ve çabası yatar... Viktor Emil Frankl

Dedi ki meczup,

baktığını görmeyen, yaktığını görür mü?

Dünya'da SU katılmamış yobazlar vardır, bunlar kendini güncellememek ve boyut atlamamak için güvenlik duvarı oluşturmuştur.

Örnek İsrail'in başında ki ZIRTABOZ gibi, Dünya yüzüne tükürdüğü halde ders almıyor, bu tipleri akşamdan yumuşatıcıya koysan sabaha iyice sertleşirler, çünkü SADİSTLİK (İnsanlara zulüm etmekten ZEVK alan) ruhuna işlemiş vicdanı kemikleşmiştir.

Kadife sesli sanatçılar vardı gayet naif, birde gönüllere dokunuşları vardı ki oldukça Zarif.

Kozmik sahnenin vazgeçilmez aktörleridir zarif insanlar.

Güzellik bize, zarafet ruha dokunur.

Her insan Dünya’ya bir mucize olarak gelir. İsterseniz konuyu dağıtmadan bu mucizeye, bu yaradılış, bu oluşum zarafetine bir göz atalım.

Yaradılış

Çocuk insan meyvesidir...

Ebeveynlerin kıyılara paralel uzanması sonucu oluşan spermler yumurtaya ulaşmak için ( X) kızlı ( Y ) erkekli büyük yarış halindeydi, eğer X birinci gelirse bebek kız Y birinci gelirse bebek erkek olacaktı, yani cinsiyeti belirleyen erkektir, çünkü Kadın XX erkek XY kromozomları taşır.

Yumurtayı ilk ebeleyen kromozom çocuğun cinsiyetini belirler, çünkü yumurta ilk kavuşan spermle birleştikten sonra zırh oluşturup kapı kapanacaktı, diğer yarışmacılar kapıya çarpıp yere düşeceklerdi..

Spermin yumurta ile çarpışması varoluşun küçük çapta büyük patlamasıdır, yani RAHMAN ile RAHİM'in buluşmasıdır,

büyük patlama bildiğiniz gibi Bing Bang dünyanın ilk oluşumu patlamasıdır..

Yumurta aldığı mayasıyla bir süre sonra hücre oluşturmaya başlayacaktır, hücreler milyarlarca hücreden hücreye bölünüp bedeni oluşturacaktı...

Beslenme hortumu göbek bağı ile birlikte, Cenin oluştuktan sonra sıra organları oluşturmaya geldiğinde önce koruma kalkanları oluşur, beden deri ile kaplanmadan kemikler ve damarlar oluşmuyordu, kafatası oluşmadan beyin oluşmuyor, göğüs kafesi oluşmadan iç organlar yerini almıyordu, bütün hücreler aynı olmasına rağmen farklı organlar imal edilmesi ve bu hücrelerin hangi organa KAÇ ADET hücre gerektiği, hücrelerin toplu hareket etmeyip sırasını beklemesi, imal edilen organların görevini eksiksiz yerine getirmesi , insan aklı ile izah edilecek bir durum değil, bu hücreler bir yerlerden emir alıyorlardı, işte yaradılış bu emir sonucu gerçekleşiyordu.

Anne doğum yaparken sancı sonucu attığı çığlık çocuğun çığlığı duyuluncaya kadardır, çocuğun çığlığı annede morfin etkisi yapar, anne beyinde gerçek doktoruna yani iyileştirici bebeğine odaklandığı için, beyin artık sancı ile ilgilenmez, anne son çığlıkta en yüksek sancı desibelinde rekor kırar, insan dayanabildiği en yüksek acı 45 desibeldir, ondan sonra bayılır, anne doğumda 57 desibele ulaşır, ama mucizevi bir şekilde çocuğun çığlığıyla ayık kalır.

Hicr-29...Yaratılışını tamamlayıp onu insan olarak düzenledim ve içine kendi ruhumdan üfledim.

Kuran'da Kadın ve Erkek 24 kez eşit sayıda geçer..

Yaradılış, yalnızca var olmak değil, varlığın anlamını aramaktır. Bir tohumun toprağı yarıp güneşe yönelmesi, insanın ise kendi karanlığını yarıp hakikate yönelmesi gibidir.

Kız doğdu diye hanımına sitem eden erkekler, suç senin gönderdiğin (Y ) kromozomun yavaşlığında. Dünyada kız ve erkek nüfusu bir birine yakın olsa da eşit sayılır. Küsuratları saymaz isek her ikisinin de sayısı 4 milyardır. Yani cinsiyeti belirlemek insanın yetkisinde değildir.

İnsanın Yaradılışı ve yaşaması bir mucizedir.

Oluşum yetmez birde bu çocuğun yaşaması için orijinal bir ortam ve Atmosferde yeterli oranda gazlar lazım.

Gezegenlerin dünya yaşamında ki görevleri.

Bu yörüngeler ve Güneş sistemindeki gezegenlerin varoluşu elbette fiziksel olarak bir yaşamın kalkanıdır.

Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün o zehirli gazları boşuna tutmuyor bünyesinde, AY gereksiz uymamış konumuna, mutlaka bilmediğimiz bir görevi var ters yönde dönen VENÜS'ün.

Mars, seni çalışkan insanların sayesinde gördük ve büyük merakımız giderildi. Merkür bu kadar sır küpü olma, insan biraz tüyo verir, sen dünyamızdan çok küçüksün, aramızda kuşak çatışması olabilir, ama bilirsin her şeyin küçüğü daha çok sevilir.

İnsan vücudundaki atomlarında etrafında gezegenler gibi elektron var? İnsana enerji veren.

Kâinattaki gezegenlerle atomun yapısı arasında insanı düşündüren bir benzerlik var.

Atomun içinde küçük bir güneş sistemi gibi?

Atomun merkezinde çekirdek, çevresinde ise elektronlar bulunur Güneş’in çevresinde dönen gezegenler gibi.

Güneş Sistemi’ni değil, milyarlarca galaksiyi düşünürsek soru çok daha heyecan verici hale geliyor.

Şöyle düşünün: Dünya, milyarlarca yıldızın bulunduğu Samanyolu Galaksisinin içindeki küçük bir gezegen. Samanyolu da evrendeki sayısız galaksiden yalnızca biri.

Evrende milyarlarca galaksi, sayısız yıldız ve gezegen varsa, sizce bütün bu muazzam evren yalnızca Dünya’daki yaşam için mi var? yoksa insanın henüz keşfedemediği çok daha büyük bir yaşam düzeni mi bulunuyor?

Dünya kurulalı yüz elli milyar insan gelmiş geçmiş hiç biri araştırıp ta bu soruya bir cevap bulamamış, ne tembel insanlarsınız...!

Sen niye bulamadın? Ben değirmende UN öğütüyorum.

Hanımefendi ve Beyefendi güçlü ve asil bir insan demektir. Hak, Hukuk bilen, okumasını, yazmasını, konuşmasını, susmasını, oturmasını, kalkmasını, yemesini, içmesini, kısacası medeni ahlak ve adap kurallarını bilen kendini geliştiren öğrenen, öğreten, O gurur dolu boşlukları dolduran, yanlış yerde doğruyu savunmanın bedelini göze almış örnek insan demektir.

Duygular hayat boyu bizi yönlendiren enerjimizdir, bu enerji ile zarafet başkalarını incitmeden yaşama sanatıdır.

Zarafet, göze batmak değil, akılda kalmaktır.— Giorgio Armani

Zarafet, insanın kendisini dünyaya nasıl sunduğuna dair görünmez bir dildir. Bilincin olgunlaşmış hali, bedenin ölçülü hareketi ile ruhun iç dengesi arasındaki uyumdur.

Temelinde şu soru yatar, İnsan kendini nasıl taşımalı ki hem kendine hem çevreye hem de dünyaya layık olsun?

Ayrıca zarafet, yalnızca davranış değil bir iletişim biçimidir. İç zarafeti olmayanın dış zarafeti uzun sürmez, çünkü yapmacık davranışlar erken sırıtır, doğallık ise oturaklıdır, kendini mutlaka belli eder, topluma kabul ettirir.

Zarafetin en derin boyutu ise benlik bilincidir. Kişi kendini tanıdıkça, eksiklerini kabullendikçe, fazlalıklarından arındıkça yalınlaşır.

Yalınlık, felsefede en yüksek mertebelerden biridir. Çünkü sadeleşen insan, hakikate yaklaşır, gösterişten uzaklaştıkça özüyle, yani kendini özenle yaratan, yaradanı ile buluşur.

Bir insanın davranışı sözlerinden daha yüksek konuşur... Dale Carnegie

Zarafet, insanın dış görünüşünden çok iç dünyasının bir izdüşümüdür, adımların ritminde, ses tonunun yumuşaklığında, merhametli bakışlarında kendini gösterir. Ama asıl kaynağı, zihnin berraklığı, kalbin dinginliği ve iradenin tutarlılığıdır, bu yüzden zarafet, öğrenilmiş bir gösteriş değil, kazanılmış bir olgunluktur.

Sonuç olarak zarafet, bir davranış biçiminden çok bir varoluş biçimidir. İnsanın içsel düzeninin dış dünyaya yansımasıdır.

İnsanı büyüten anlayış hatasızlık değildir.

Hata yapmak insan olmanın, hatayı düzeltmek erdemin, hatadan ders çıkarmak ise bilgeliğin gereğidir.

Mesele hiç yanılmamak değil; yanıldığında hakikate sırtını dönmemektir. Akıl bilgiyle güçlenir, vicdanla güzelleşir, sorgulamayla olgunlaşır.

Bilgi sonsuz, ömür sınırlı, ama insanın öğrenme merakı varsa bir ömür bile güzel bir yolculuğa dönüşür.

Kibirden KULE inşa edenlere kimse işçilik etmez.

Mâkâlede zariflikte zafiyet göstermiş olabilirim, çünkü ben dağ köylüyüm. Sürç-i lisan ettiysek affola, özür dilemekten artık imtina etmeyeceğim.

Peki, ZARİF olmanın PÜF noktası var mı?

Var...!

Gelin öfkemiz soğuyana kadar konuşmayalım...

Necati KÖSE