Tunceli İl Özel İdaresi, Dokuzkaya (Markasor) Köyü’ne ilişkin yapılan haberlerle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklama, “Bazı basın-yayın organlarında "İnsanlar aya gidiyor, biz köyümüze gidemiyoruz" başlığıyla yayımlanan ve Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde bulunan Dokuzkayalar bölgesindeki köprüye ilişkin kamuoyuna yansıyan haberler üzerine, doğru bilgilendirmenin yapılması amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur” ifadeleriyle başlıyor.
Açıklamaya tane tane cevap…
“Haberlerde "Dokuzkayalar Köyü" olarak ifade edilen yerleşim alanının günümüzde tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Söz konusu alan, hâlihazırda Nazımiye ilçesine bağlı Büyükyurt Köyü'nün mezrası statüsündedir.”
Cevaben: “Haberlerde konuşan kişilerin tüzel kişilikle ilgili bir söylemleri olmamıştır. Bölgede sürekli yerleşim ve yaşam bulunduğuna dair bir ifade de söz konusu değildir. Bir yerin tüzel kişiliğinin düşürülerek başka bir köye bağlanması insanların oraya “Köyümüz” demesi gerçeğini değiştirmez. Yerleşim olmayınca “köyümüze ulaşamıyoruz” ifadelerinin durumu tam olarak yansıtmadığına gelince (Ki buradaki “tam anlamıyla” ifadesi bir kabullenmeyi de barındırıyor.) tam olarak bu durumu yansıtıyor. Çünkü insanlar, ata-dede topraklarına, mezarlarına gidememekte, zamanında geçimlerini sağladıkları başta ceviz olmak üzere birçok üründen faydalanamamaktadır.
Söz konusu bölgede geçmiş dönemlerde vatandaşlarımızın kullandığı yapı ve ulaşım güzergâhlarının bulunduğu bilinmekle birlikte, bugün itibarıyla burada aktif ve sürekli bir köy yerleşimi mevcut değildir. Vatandaşlarımız tarafından dile getirilen köprü talebi ise mevut bir köy yerleşimine ulaşımın sağlanmasından ziyade, geçmişte kullanılan güzergâhının yeniden oluşturulması ve bölgeye yeniden ulaşım imkânı sağlanmasına yönelik bir taleptir.
Cevaben: “Bir yerde aktif ve sürekli yerleşim bulunabilmesinin asgari şartlarının olması gerekir. Köprünün; yolun olmadığı bir yerde aktif ve sürekli yerleşim nasıl sağlanacak? Bu soruya özel idarenin tatmin edici bir cevap vermesi gerekmez mi? İnsanların bölgeye yeniden ulaşım imkanı sağlanmasına yönelik talepleri neden görmezden gelinir? Sürekli ve aktif bir yaşam olmasa da insanların ata-dede topraklarını; Hakk’a yürümüşlerinin mezarlarını ziyaret etmek istemeleri insani bir talep değil midir?
Bölgede geçmişte vatandaşlarımız tarafından kendi imkânlarıyla oluşturulan geçiş yapılarının özellikle Pülümür Nehri'nde meydana gelen yağışlar ve su seviyesindeki yükselmeler nedeniyle zarar gördüğü anlaşılmaktadır. İl Özel İdaremiz sorumluluk alanındaki yol, köprü ve altyapı ihtiyaçlarını mevcut durum, ihtiyaçlar, teknik şartlar ve kurumumuzun imkânları doğrultusunda değerlendirmekte; vatandaşlarımızdan gelen talepleri de ilgili birimler aracılığıyla takip etmektedir.
Kamuoyuna yansıyan haberlerde, söz konusu alanın mevcut idari statüsü, yerleşim durumu ve vatandaşların talebinin niteliği konusunda yeterli bilginin aktarılmadığı görülmektedir.
Tunceli İl Özel İdaresi olarak vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması, kırsal alanlarımızdaki ulaşım ve altyapı ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
Cevaben: “Köylüler, yaklaşık iki yıl önce yaptıkları köprü sayesinde köylerini yıllar sonra ziyaret etme imkanı elde etmişti. Ancak yapılan köprünün bir bölümünü sel götürünce bu bölümü yeniden yapmak zorunda kaldıkları bir gerçektir. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve kırsal alanlardaki ulaşım ve altyapı ihtiyaçlarının giderilmesi için çalışma yürütülmesinden bahsediliyor, peki, Dokuzkayalıların yıllardır istedikleri ve mağduriyeti küçük ölçekli de olsa giderecek köprü neden çok görülmektedir? Ki köprüye ilişkin açılmış bir dava mevcuttur. Buna ilişkin gelişmelere de önümüzdeki günlerde yer vereceğiz.
Kamuoyunun, kurumumuzun resmi açıklamaları dışında yapılan değerlendirme ve yorumlara itibar etmemesini; haberlerin bölgenin mevcut hukuki ve fiili durumu dikkate alınarak değerlendirilmesini önemle rica ederiz.
Cevaben: Resmi açıklamalar dışındaki değerlendirme ve yorumlara itibar edilmemesi hususuna gelince, açıklamanın tamamı incelendiğinde bu konudaki eksiklik bir nebze de olsa kabul edilmiştir. Resmi kurumlar özellikle İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği eleştiriden muaf değildir. Bu konuda yapılması gereken eksikliklerin ve vatandaş mağduriyetlerinin açıklamayla değil anlayışla karşılanarak gereğinin yerine getirilmesidir.
NOT: 17 Temmuz 2004 yılında kabul edilen 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, kapsamında zararlarının giderilmesini talep eden Dokuzkayalıların bu talepleri, elektrik kayıtları bulunmadığı (Ki tarihi boyunca köye hiçbir şekilde elektrik verilmemişken) reddedilmiş; köylüler, uzun yıllar süren hukuk mücadelesi sonucu zararlarının bir kısmını tazmin edebilmişlerdi.
Ercan TOPAÇ



