Özcan tarafından “Sayın Vali” başlığıyla yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Sayın Vali,
“Bırakın Munzur, kendi inancında, kendi sesinde özgür aksın.”
Munzur Gözeleri; Dersim’in kalbinde, Ovacık’ta, Munzur Vadisi Millî Parkı’nın içinde doğan bir serçeşmedir. Burası yalnız suyun değil, Ehlibeyt ahkâmıyla yürüyen yol erlerinin ikrar, rızalık ve teberik mekânıdır.
1971’de millî park ilan edilen bu vadinin zengin ekosistemi ve kültürel hafızası, yalnız coğrafyanın değil, yüzyıllık yol terbiyesinin emanetidir.
Gözelerin koruma statüsünün bu yıl yeniden “birinci derece doğal sit/kesin korunacak hassas alan” olarak teyit edilmiş olması, devletin dahi “çivi çakılmayacak” hassasiyeti kabul ettiğini gösterir.
Bu kabul, inanç alanlarına yapılacak her fiilî müdahalede daha ince bir ölçü ve rızalık usulünü zorunlu kılar.
Ne var ki, Gözeler girişine bir “mescit” açıldığına dair haberler, Dersim’in serçeşmesine, Hakk erenlerinin erkânına, inanç dokusuna üstten bir mühendislik olarak okunmaktadır.
İnanç mekânı üzerine başka bir inanç göstergesinin dikilmesi, “ihtiyaç”tan çok “simge” üretir; simge ise burada yarayı kanatır. Bu tasarrufa dair kamuoyunda yükselen itiraz, “asimilasyon” kaygısını ve rızalık eksikliğini açıkça dile getirmektedir.
Bizim dilimizde inşa yerine ihya makbuldür. Munzur’un ruhunu ihya eden
Yer ile gök arasında doğaya ve sessizliğe saygı bütünlüğü ile yaşamak esas ilkedir.
Su yürür gönüle, gönül yürür Hakk’a,
Serçeşmeden içen kişi, dile düşürmez başkasını.
Taşın hafızası vardır; suyun kadrini bilmeyen,
Kendi sesini gür sanır, Munzur’un sesini kısmak ister.
Biz deriz ki: Yol, rızalıktan geçer;
Zorla kurulan gölge, nurun önüne set olur.
Yol usulüyle çözüm çağrımız
Rızalık Meclisi: Gözeler için valilik, belediye, ocak temsilcileri ve yerel kurumların katıldığı sürekli bir “Rızalık ve Koruma Kurulu” kurulsun; her düzenleme bu kuruldan onaysız yapılmasın.
İnanç Alanı Hassasiyeti: Gözeler girişinde “burası inanç alanıdır” ilkesini görünür kılan bilgilendirme ve sessizlik düzeni sağlansın; gürültü, mangal, ticari yayılma sınırlandırılsın.
Mekânın Kendi Dili: İbadet ihtiyacı için bölge dışında yeterli cami varken, serçeşmenin yanı başında simgesel tesislerden kaçınılsın; ihtiyaçlar, nötr ve geçici çözümlerle (sessiz dinlenme/tefekkür alanları) karşılanabilsin.
Doğa-Hafıza Eğitimi: Ziyaretçilere, Munzur’un ekolojisi ve inanç anlamını anlatan rehberlik ve levhalar yerleştirilsin; tahribatın önüne eğitimle geçilsin.
Munzur’u korumak; yalnız suyu değil, suyun taşıdığı ikrarı, niyazı, rızalığı korumaktır. Ehlibeyt yolunun adab ve edeble talep ettiği budur: Kimsenin inancına gölge düşürmeden, herkesin inancına saygı duyarak, ortak mekânda nezaketle yaşamak.
Sözümüz sitem için değil, ölçü içindir. Devlet, serçeşmenin ruhunu incitmeden; herkes, Hakk’ı incitmeden davranırsa bu diyarın suyu berrak, yüzü ak kalır.
“Bırakın Munzur, kendi inancında, kendi sesinde özgür aksın.”
Ya Hakk.



