Dersim il merkezinden Ovacık ilçesine kadar uzanan Munzur Vadisi Milli Parkı, zengin biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Ayı, kurt, çakal, vaşak gibi yaban hayvanlarının yanı sıra çok sayıda kuşa da ev sahipliği yapan vadide yürüyüş yapan Erdoğan Göçmen isimli vatanda, tırıvırı diye tabir edilen ve balık yakalamak için kullanılan paraşüt ağa takılan kuşa denk geldi. Ağdan kurtulmak için çırpınan kuşu, dakikalarca süren uğraşın ardından özgürlüğüne kavuşturan Göçmen o anları da cep telefonu kamerasıyla kayıt altına aldı.

Göçmen, doğanın insana değil insanın doğanın bir parçası olduğunu belirterek onu korumanın sadece bir tercih değil aynı zamanda bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İşte, Göçmen’in konuya ilişkin gazetemizle paylaştığı yazı:

Tunceli Ovacık’ta Munzur Nehri kenarında yaptığım sıradan bir yürüyüş, aslında hepimizin yüzleşmesi gereken acı bir gerçeği gözler önüne serdi. Doğanın sessizliğinde ilerlerken, suyun kıyısında çırpınan bir kuş dikkatimi çekti. Yaklaştığımda gördüğüm manzara yürek burkucuydu: Yörede “tırıvırı” olarak bilinen ve kullanımı yasak olan balık ağına dolanmış bir kuş, yarı suyun içinde hayatta kalmaya çalışıyordu.

Bu yalnızca bir kuşun dramı değil; bu, doğanın bize verdiği açık bir uyarıdır.

Tırıvırı gibi yasaklı av araçları, doğaya bırakıldığında sadece hedeflenen balıkları değil; kuşları, su canlılarını ve hatta ekosistemin tamamını etkileyen bir ölüm tuzağına dönüşüyor. Kontrolsüz, bilinçsiz ve sorumsuz kullanım; geri dönüşü olmayan kayıplara neden oluyor. Bir anlık kazanç uğruna doğanın dengesini bozmak, aslında geleceğimizi de tehlikeye atmaktır.

Bugün gördüğüm o çaresiz kuşun çırpınışı, bize şu soruyu bir kez daha sordurmalı: İnsanoğlu doğayı daha ne kadar tüketmeye devam edecek?

Bizler Dersim coğrafyasında yaşayan insanlar olarak doğayla iç içe bir kültürden geliyoruz. Bu topraklar, sadece üzerinde yaşadığımız bir alan değil; aynı zamanda geçmişimizin, kültürümüzün ve geleceğimizin bir parçasıdır. Eğer biz bu doğaya sahip çıkmazsak, dışarıdan gelen hiç kimse bizim yerimize bu sorumluluğu üstlenmeyecektir.

Doğa, ihmali affetmez.

Bu nedenle buradan tüm yöre halkına açık bir çağrıda bulunuyorum: Yasaklı av araçlarını kullanmayalım. Kullananlara sessiz kalmayalım. Yazın insan yoğunluğunun artığı ve Munzur’un her bir noktasında kamp, piknik ve mangal yapanların geride bıraktığı çöplerin ve doğaya bırakılan her zararlı malzemenin bir gün bir canlının hayatına mal olabileceğini unutmayalım. Gördüğümüz olumsuzlukları ilgili kurumlara bildirmekten çekinmeyelim.

Ayrıca yetkililerin de denetimlerini artırması, caydırıcı yaptırımlar uygulaması ve halkı bilinçlendirecek çalışmalar yapması büyük önem taşımaktadır. Bu yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.

Unutulmamalıdır ki; Doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz. Ve onu korumak, sadece bir tercih değil, bir zorunluluktur.