Yannis Ritsos, Yunan Edebiyatı’nın dünyaca ünlü şairlerindendir. Yazdığı şiirler bütün dünyaca biliniyor ve okunuyor. Bizde Nâzım neyse, Yunan emekçi halkı için de Ritsos odur. Türkiye’de en çok bilinen ve okunan şairdir.
İlk olarak “ Barış “ şiirini, Ataol Behramoğlu’nun “ Kardeş Türküler “ adlı seçme şiirler kitabında okumuştum. Çeviri öyle güzeldi ki, âdeta büyülendim. Sanki şiir Yunanca değil de, Türkçe yazılmış. Okuyunca çeviri hissi uyandırmıyor insanda. Böyle güzel çevirmenlerin olması insanı sevindiriyor. “ Kardeş Türküler “ kitabında başka güzel şiir çevirileri de vardı. Dünyanın o büyük şairlerini de böylece tanıma ve bilme olanağı doğuyor.
Bizde Ritsos’un güzel çevirmenleri var: Özdemir İnce, Herkül Milas, Cevat Çapan...Belki başka da vardır benim bilmediğim. Çeviri çok önemli, büyük emek ister. Çeviri yapılan ve çevrilecek dili iyi derecede bilmek gerekiyor. Yabancı dilleri iyi bilenler ve Türkçe’yi okurken yazarken iyi kullananlar başarılı çeviri örnekleri veriyor.
Bu çeviri örneklerinden biri de Ritsos’un “ Barış “ şiiri. Çevrildiği zamandan beri güzelliğinden hiçbir şey yitirmemiş. Barış’ı evrensel ve insancıl boyutlarda ele almış şair. Şiiri okurken soyut bir barıştan çok, yaşanan ve yaşanması gereken gerçeklik gözümüzün önüne geliyor. Şiirde işçi sınıfı ve emekçi katmanların bakışı, gözle görülür olarak ortaya çıkıyor. Emeği ve alı teriyle yaşayanların istediği ve ortaklaştığı bir anlatım görüyoruz şiirde. Herkesin işinin, aşının ve ekmeğinin olduğu güvenceli bir yaşamdır istenen.
Ritsos, hem düzyazı şiirlerin güzel bir örneğini vermiş, hem de duygu yüklü şiirlerin yazarıdır. Güzel çeviriler onun ülkemizde daha çok okunmasını sağlamıştır. “ Barış “ şiiri okunduktan sonra Ritsos’un başka güzel şiirlerinin aranışı içine girilecektir. Ataol Behramoğlu, Özdemir İnce, Herkül Milas ve Cevat Çapan Seçme Şiirler’le bunun güzel örneklerini vermişlerdir. Başka ülke insanlarının birbirini tanıması ve bilmesi böyle güzel çeviri örneklerinden geçiyor. Ritsos’un “ Barış “ şiirini okuyun, seveceksiniz.

BARIŞ
Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konulan toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.
Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek kanlarının,
barış budur işte.
Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpermediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.
Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! - diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.
Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.
Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.
Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerinde
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.
Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.
Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren barıştır işte.
Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.
Yannis Ritsos ( Çeviren: Ataol Behramoğlu )
Mehmet PEKDÜZ
11 Ağustos 2025




Bu sebeplerle şairler ve şiirleri taze kan taşıyacak damarlarınıza ve ayağa kalkıp koşacağız yeniden. "Barış budur işte! " diyeceğiz.
Umutla...Sevgiyle...Hayalle...Sağlıkla...
“Barış; sadece silahların susması değil, ellerin kenetlenmesi ve insanın içindeki ışığı unutmamasıdır.”
Bugün hala aynı şiiri yeniden okuyorsak, barış sadece bir geçmiş özlemi değil, geleceğe dair bitmeyen bir çağrı bence...