23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali'ne davet edilen Ermeni folklor ve müzik grubu Veradardz Folk Ensemble'ye yönelik yasaklama kararının, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin son zamanlardaki göreceli iyileşmesine rağmen alınmış olması dikkatimi çekti.
“Zaza” sözcüğü üzerinden dayatılan sansür kadar “Ermeni” oldukları için bir müzik grubuna yönelik yasaklama kararı da, Türkiye’de çoğulcu demokratik toplumsal düzen taleplerine karşı da bir kulak tıkama ve görmezden gelmeyi temsil ediyor. Ani şehrinde ki Harabe Ermeni Katedralinin, Camii’ye çevrilmesi kararının alındığı şu günlerde alınan bu yasaklama kararını tasvip etmiyorum.
Yine geçtiğimiz günlerde Kürtçe müzik dinledikleri için İstanbul-Bayrampaşa’da saldırıya uğrayan ailenin maruz kaldığı şiddet de Türkiye’de Kürt Kültürüne yönelik bir ırkçı yaklaşımın tezahürüdür. Bu hak ihlallerinin temelinde “tek ulus, tek dil, tek ses” politikası yatmaktadır. Bu politika ister kamu idaresinden ister demokratik muhalefet içinden bir gruptan başka bir muhalif düşünce grubuna karşı gelsin neticede; Çoğulcu Demokratik Toplum Düşüncesine aykırıdır. 23.’sü düzenlenen Munzur Doğa ve Kültür Festivali işte bu “Tekçi Zihniyet” gölgesinde devam ediyor. Olmasa da olur yaklaşımı sergilediğim tüketim ve reklam kültürü odaklı 23. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin yeni bir hak ihlaline zemin vermeden, kazasız-kavgasız, gürültüsüz bitmesini temenni ediyorum.
Av. Cihan Söylemez
Tarihçi-Yazar



