Türkiye’de 1961 Anayasa Devrimi ( 1960 Askeri Darbesi ayrı, 1961 Anayasa Devrimi ayrı bir evredir) ile kurulan Anayasa Mahkemesi uzun bir süreden bu yana, varlığını Anayasa’ya borçlu olan siyasal iktidar tarafından tehdit edilmekte, siyasal iktidarın bileşeni parti tarafından “Anayasa Mahkemesinin Kapatılması” talep edilmekteydi.

Siyasal iktidarın bu baskılarına rağmen Anayasa Mahkemesi çoğunlukla “Anayasal Hak ve Özgürlükler” konusunda Hukuk Devletini pekiştiren karar almakta ve bu kararların icrası gerektiği Anayasa Mahkemesi Başkanları tarafından son beş yıl içinde sıklıkla dile getirilmekteydi.

Anayasa Mahkemesi, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Sayın Şerafettin Can Atalay bireysel başvurusunda, “yerel mahkemenin ceza mahkumiyetini ve bu mahkumiyet nedeniyle Milletvekili Can Atalay’ın tutuklu tutularak yasama faaliyetinden mahrum edilmesini” hak ihlali saymış ve gereğinin ifası için dosyayı Yerel Mahkeme olan Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş, Yerel Mahkemesi ise Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen dava dosyası hakkında karar vermeksizin dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmesine karar vermişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise 08.11.2023 tarihli kararla, “Anayasa Mahkemesinin kararının icrasını kabul etmemiş ve Anayasa Mahkemesinin Hak ve Özgürlükler hakkında karar vermiş çoğunluk üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına” karar vermiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin Hak ve Özgürlükler lehine karar vermiş hakimleri hakkında suç duyurusunda bulunması;

• Anayasa’yı ihlaldir

• Anayasal düzene karşı yargı makamları kullanılarak bir darbe girişiminde bulunmaktır

• Anayasa’da korunan, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin askıya alınması ve Anayasa’nın fiilen yürürlükten kaldırılması girişimidir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 153.maddesinde “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir,

Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar,” denilmekte yoruma açık olmayacak şekilde Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamanın bizatihi suç olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasanın 153. Maddesinde Anayasa Mahkemesi kararlarının, “Yargı” organlarını bağlayıcı olduğu, amir hükmüne rağmen, Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Türkiye Hukuk Tarihine kara bir leke olarak geçecek ve Anayasa Mahkemesinin kapatılmasını savunan siyasi görüşlere paralel şekilde, Anayasa Mahkemesi kararına uymamış ve uymamakla birlikte Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri açık bir şekilde Anayasa’yı, Anayasanın dayanağı Hukuk Düzenini kaldırmaya ve ülke de keyfi bir yürütme ve yargı düzenin önünü açacak bir karara imza atmışlardır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararının arkasında ki siyasi saik, Anayasa Mahkemesinin üyelerini cezai soruşturma sonucu “gözaltı, ev baskını, tutuklama ve ceza mahkumiyeti” ile tehdit etmekte, Anayasa Mahkemesinin hak ve özgürlüklerden yana üyelerinin istifalarını sağlamaya çalışarak, Anayasa Mahkemesine kayyum üye atamaya çalışmaktadırlar.

Anayasa Mahkemesine “Kayyum” atanamaz. İstifa etmesi gerekenler ve görevden el çektirilmesi gerekenler Yargıtay 3. Ceza Daire üyeleridir. Yargıtay Başkanlığı tarafından, Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri görevlerinden el çektirilmelidir.

AKP iktidarı, Türkiye Yüzyılı adı altında Türkiye’de ki Cumhuriyet Kurumlarını tasfiye etmek, ülkenin Hukuk Düzenini değiştirmek istemektedir. Cumhurbaşkanı Danışmanı Ayhan Ogan yapmış olduğu açıklama ile “Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararını” haklı bulmakta ve Anayasa Mahkemesi için “Yargısal Aktivede Bulunamaz” demekle, darbe girişimini arkasında olduğunu açık bir şekilde ifade etmektedir.

Konuyla ilgili sıcağı sıcağına, kararın açıklandığı 8 Kasım 2023 günü akşam saatlerinde toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Yasama Grubu adına Sayın Genel Başkan Özgür Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ve TBMM’de grubu bulunan veya bulunmayan siyasi partileri olağanüstü toplantıya çağırmış ve Darbe Girişimine karşı, TBMM’nin ortak bir tavır sergilemesini talep etmiştir. Türkiye’de Hukuk ve Demokrasi güçleri Sayın Özgür Özel’in çağrısını pekiştirmeli ve Halkın Gasp Edilen Hukuku için demokratik direniş yükseltilmelidir.

Siyasi İktidarı, akl-ı selim davranmaya, Cumhuriyet’in 100.yılında Cumhuriyet’in Modern ve Medeni Hukuk Tarihinin alnına geçecek bir kara lekeye daha fazla bir mürekkep olmamaya davet etmek gerekmektedir.

Sivil ve Yeni bir Anayasa adı altında Türkiye’yi bir Ortaçağ Karanlığına, Yargıyı bir Ortaçağ Engizisyonuna dönüştürme niyetlerinde olan siyasi iktidar;

Hürriyet, Eşitlik, Kardeşlik’ten korkmamalı

Hak, Hukuk, Adalet’ten korkmamalı

Kin, İntikam, Öfke ile hareket etmemeli

Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin kararları, Avrupa Konseyi Kararları yerine getirilmelidir.

Türkiye’nin ihtiyacı olan kutuplaşma değil, insan haklarına dayanan laik demokratik sosyal hukuk devletinin tesisi ve güçlendirilmesi, toplumsal kucaklaşma, üniter birlik içinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğüne riayet, ırkçılıkla, mafyayla mücadele, yıpranan yargı kurumunun güçlendirilmesi, iç barış, ekonomik kalkınma, etnik kültürel zenginliklerin korunması ve siyasal iktidarın demokrasi balans ayarlarına dönmesidir.

Saygılarımla.