Bir toplumun entelektüel kadrosunun sistematik biçimde tasfiye edilmesi,
Bir Medeniyetin Sessiz Ölümüdür.
Bir ülkeyi ileri götürecek o ülkenin zeki çalışkan vicdanlı inançlı ve eğitimli insanlarıdır.
Şu an Dünya'da gelişmiş olan ülkeler bu insanlara hak ettiği değeri ortamı ve makamı veren ülkelerdir...
Bir toplumu ayakta tutan sadece orduları, ekonomisi ya da sınırları değildir; asıl gücü düşünen beyinleridir. Alimler, filozoflar, sanatçılar ve sorgulayan zihinler. Onlar bir milletin hafızası, vicdanı ve pusulasıdır. İşte "Beyin Katliamı" denilen şey, sadece insanların öldürülmesi değil, bir toplumun aklının susturulmasıdır.
Cehalet insana yüktür, cehalet cana yüktür, cehalet en çok ta kadına yüktür.
Bulunduğu topluma katma değeri yüksek insanlar, yeteri kadar değer görmediği ülkeyi göçmen kuşlar gibi istemeyerek terk eder.
Beyinler sadece öldürülerek yok edilmez, itibarsızlaştırılarak ve atıl duruma atılarak ta katledilir.
Akıl devreden çıkınca, meydan kargaşaya kalır.
Akıl olmayınca neylesin fikir, çalsın Abdurrahman oynasın Bekir..
Cehaletin güç kazanması, bilgi yerine kör itaat tercih edilmesi sonucunda,
Uzun vadeli çöküş yaşanır, Bilim, Sanat, Ekonomi, inanç ve Ahlaki yapı zarar görür.
Tarihten Örnek
Bağdat’ın Moğollar tarafından işgali
Hülagü Han’ın Bağdat’ı işgalinde binlerce âlim, bilim insanı ve sanatkâr öldürüldü. Bu olay İslam dünyasının bilimsel gücünü ciddi şekilde sarstı.
Tabii bilim adamlarının da tamamı temiz değildi.
Edison bulduğu ampulle herkes Dünya’yı aydınlattığını zanneder fakat..! Edison aslında Nikola Tesla'ya oynadığı oyunlar ile Dünya’yı karanlığa gömen karakter yoksunu bir kişiliktir.
Nikola Tesla
Nikola tesla’nın hayat hikayesini okuyup ta etkilenmemek elde değil, sıradan bir insan değil,
Hayran olunacak bir ROL MODEL
Dünyanın en zeki insanı Nikola Tesla insanlık tarihinin en yüksek IQ'larından birine sahipti, Tahminlere göre IQ'su 245 ile 280 arasındaydı.
Nikola Tesla 10 Temmuz 1856 yılında Sırbistan’da doğdu aslında Hırvat’tır o dönem Sırbistan daha parçalanmamış, kendisi çocukluk yıllarında ele avuca sığmaz bir kişilikti, babası Tesla’nın büyünce kendisi gibi papaz olmasını istiyordu, Tesla ise bu isteği reddedip kesinlikle mühendis olmak istiyordu, babasının papazlığın vermiş olduğu baskıcı zihniyetine dayanamayıp üzüntüden yataklara düştüğünde daha çocuk sayılacak yaştaydı, bütün doktorların çabasına rağmen iyileşmiyor gittikçe kötüleşiyordu, babası bir gün Tesla’nın başucuna oturup çocuğunun isilik döküp titrediğini görünce ağladı, Tesla babasının ağladığını görünce babasına, baba ben aslında iyi olabilirim dediğinde nasıl diye heyecanlandı babası, düşünce gücüyle baba, papaz olma yolunda inadından vazgeçip beni rahat bırakırsan iyi olabilirim, bunu duyan babanın gözleri parladı sarıldı tekrar ağladı, tamam oğlum bundan kolay ne var sen nasıl istersen.
Tesla Üniversite çağına gelince Avusturya Graz üniversitesi fizik mühendisliği bölümüne yerleşti dört yıllık okulu üç yılda bitirerek , (bazı kaynaklar okulu bitirmeden) iş hayatına atılmak için Paris’in yolunu tuttu burada Edison’un şirketine girip çalıştı, şirket hak ettiği parasını ödeyemeyince ayrılmak zorunda kaldı, ustabaşının bu gençte insanüstü bir yeteneğin olduğunu anlayınca o sırada ABD’de ki şirketini yöneten Edison’un yanına gitmesini önerdi, bir not yazıp Tesla’ya verip burda adres var git beni söyle, ben senin hakkında gerekeni not a yazmışım, notu cebine koyan Tesla’nın böylece Amerikan macerası başlamış oldu.
ABD’nin Newyork kentine giden Tesla elindeki adres ile Edison’un yazıhanesine ulaştı, içeri giren genci gören Edison buyrun bayım kime baktınız? Tesla elindeki notu uzatarak beni Paris te ki usta gönderdi dedi, notu okuyup biraz sohbet ettikten sonra, şu an elimde bir iş var, bir aydır hiçbir elemanım bu işin üstesinden gelemedi, büyük bir Ro-ro gemisinin aydınlatma sistemini tamir edemedi deyip ilk görev olarak Tesla’yı görevlendirdi, oysa gemide ki aydınlanma arızasını Edison kendisi de tamir edememişti, Tesla takım taklavatını alıp bir saat sonra büroya geri döndü, Edison sert bir bakışla niye döndün? Tamam bayım arıza giderildi deyince, Edison’un kafasında şişekler çaktı, şirketi için gerçek elemanı bulmuştu, aynı hafta büyük bir iş aldı, Newyork’un tamamını aydınlatma işi, sonra Tesla’ya dönerek bu işi başar ellibin dolar senin, Tesla aylarca uğraşıp ihaleyi bitirip Edison’dan ücretini almaya geldiğinde Edison Tesla’nın yüzüne bakarak sen buraların yabacısısın, onun için ücret konusunda espri yaptığımı anlamadın herhalde deyince, Tesla Edison ile olan bağını orada kopardı, bir süre belediye de ağır işlerde çalıştı, milyarder olan bir işadamı Tesla’nın ününü duyunca kendisine ayrı bir şirket kurdu, artık Tesla’nın da artık bağımsız bir şirketi vardı, günü deneyle geçen Tesla bu sırada yapay şimşek üretti, bulutsuz gökyüzünde alternatif akımlar ile şimşekler çaktırıyordu, alternatif akım ile aydınlatmadığı alan kalmadı, gittikçe yükselen bir şirket vardı, bu sırada işleri bozulan Edison sokakta topladığı kedi ve köpekleri zehirleyip sokağa atarak bunların sorumlusunun Tesla nın bulmuş olduğu alternatif akımın sebep olduğu konusunda kirli propaganda yürütüyordu, Telsa böyle bir şeyin söz konusu olmayacağını, öyle bir durum olsa insanların da etkilenmesi gerekir diye yetkilileri ikna etmeyi başarmıştı, Tesla tüm gününü deneyler ile geçirip kendi işine bakıyordu. Bir gün çalışma laboratuvarına geldiğinde iş yerinin yandığını gördü, bütün belgeleri projeleri Aletleri kabloları vericileri yanmıştı, burayı yakanın kimler olduğunu tahmin etse de elinde kanıt yoktu, Edison’un bu etik olmayan rekabet tutumuna ve bürokratların ilgisizliğine daha fazla dayanamayıp çalışma azmini kaybederek iflas etti.
Kaldığı otel odasının terastaki güvercinleri ile vakit geçiriyordu, son kalan beş dolarını da hizmetçiye güvercinlere yem alması ve kapıyı dışardan kitlemesini isteyip yatağına uzandı. İkinci gün kapı açıldığında.
Geride bugün kullandığımız radyo, telsiz, telgraf, modern elektrik çağı, X ışınlı röntgen, uzaktan kumanda, şimdi kullandığımız internetin alt yapısı, Dünya da bilim ve teknolojiyi kökünden değiştirecek insanüstü bir beyin elektrofizik ve tam bir çözüm uzmanı, aynı zamanda önsezileri ile de arkadaşını Titanik gemisine binmesine engel olmuş bir dâhiydi, istersem Dünya’yı ortadan ikiye bölebilirim diyen Tesla insanlara zarar vereceğini bildiği için nükleer işine hiç girmedi.
Evet, kapı açıldığında kendisi için hiç çalışmadığı hayatını insanlığın geleceğine feda eden bu adam, hayata gözlerini yummuştu, gözlerini yumduğunda yaş 86 takvimler 7 Ocak 1943 yılını gösteriyordu. Kim bilir daha uzun yaşasaydı ve ihalelerden mahrum kalan Edison'un ayak oyunlarına maruz kalmasaydı, belki saatte 1200 km hızla dönen Dünya'nın dönme hızına bağlı enerjiyi insanlığa bedava hediye edebilirdi, ruhun şad olsun çok yönlü mucit.
Bilim BİLİN diye vardır.
Zümer suresi 9. Ayet De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler.
Evrenin sırlarını anlamak istiyorsanız, enerjiden, titreşimden ve frekanstan konuşun… Nikola Tesla
Evet nükleer Atom işine girmem diyen Tesla yaşasaydı nükleer işine giren bir yaramaz çocuğu tanımış olacaktı, çocukta yaptığı Atom bombalarının
Japonya'da Hiroşima ve Nagasaki de ki yaktığı çocuk bedenlerini görünce, keşke ayakkabı tamircisi olsaydım da bu manzarayı görmeseydim, diyen bu yaramaz çocuk ATOM’un babası Albert EİNSTEİN den başkası değildi. Hayır hayır zaten Yahudi idi, acıma hissi yoktu demeyin, o insanlığa hizmet için çalışmıştı, o sıralar yeni kurulan İsrail devleti rağbet kazanmak için Einstein'e Cumhurbaşkanlığı teklif etmiş fakat, siz dine dayalı bir sömürge ülkesi kuruyorsunuz diyerek teklifi reddetmiştir, onun Tesla’dan tek eksiği ÖNSEZİ eksikliğiydi.
Einstein 'in ders verdiği yıllarda öğrencilerin en fazla sorduğu soru şuydu..!
Tanrıya inanıyor musunuz?
O da sürekli şu cevabı verirdi, evet ama, Spinoza'nın Tanrısına inanıyorum, Spinoza 1600’lü yıllarda yaşamış Yahudi asıllı Hollandalı bir Filozoftu..
Hollanda şu an bu seviyedeyse, şüphesiz Spinozanın katkısı büyüktür. En ünlü kitabı Ethica’dır, bu kitabı anlayabilmek için biraz Felsefi alt yapı gereklidir.
Peki, Spinoza Tanrı hakkında ne düşünüyor?
Tanrı diyor ki;
Ben Evreni ve bu Evren de ki düzeni senin için kıldım.
Ben sana çok değerli bir organ olarak BEYİN verdim, senin kutsalın budur, boşuna duvarlara ve göğsüne vurup durma, bu sınırsız kapasiteye sahip organı geliştirmeye bak, bu organını geliştirdiğin derecede sana mutluluk verir, yoksa düşkünlüğünü bana yükleme.
Bilim Ahlakın temelidir der..Farabi
Bilmeden neyin faydalı ve iyi, neyin zararlı ve kötü olduğunu ayırt edemezsiniz..
Filozoflar ve Bilim adamları hayatta emeğinin karşılığını hiç alamamıştır, tarihte filozoflar halk için, mabet yöneticileri din adamları kendileri için çalışmıştır, düzenine çomak sokan, halk için çalışan filozofları uydurdukları bahaneler ve suçlamalarla kendi kurdukları Engizisyon mahkemelerinde yargılayıp idam ettirmeselerdi eğer, insanoğlu şimdi daha değişik çağları yaşıyor, belki de Galaksiler arası seyahat ediyor olacaktı.
Pavlov’un Köpekleri
Alman tanklarının ilerleyişini durdurmakta zorlanan Sovyetler hiç beklenmedik bir kişiden, bilim adamı İvan Pavlov’dan yardım istemek zorunda kaldı, Çünkü Pavlov dönemin klasik şartlanma konusunun 1 numaralı ismiydi. Pavlov kendisine gelen bu teklifi ülkesi zorda olduğu için reddetmedi ve unutulmayacak bir plan yaptı. Köpek ordusu oluşturdu.
Plan oldukça basitti, Pavlov yüzlerce köpekten oluşan bir barınak inşa ettirdi. Barınaktaki köpekleri bir kaç gün aç bıraktıktan sonra ara ara kafeslerinden dışarıya saldı. Köpekler de açlığın getirdiği saldırganlıkla, yemek aradı. Fakat hiçbir şey bulamadılar.
Köpekler, artık tamamen bitkin düşmüş ve açlıktan ne yapacaklarını bilemez haldeydiler, Pavlov planın ikinci adımına geçti. Açık alana karton tanklar getirildi bu tankların altlarında etler saklandı,
Açlıktan artık perişan olan köpekler salınır salınmaz hemen bu tanklara koştular ve eti buldular. Karınları doyan köpekler için tekrar açlık günleri başlayacaktı. Bundan sonra köpekler her açık alana salındıklarında, tankı görünce ağız salyaları akmaya başlıyor, altında et olsun ya da olmasın tanklara doğru koşmaya başlıyorlardı. Kısacası şartlanma olayı gerçekleşmişti.
Sıra artık planın son aşamasındaydı. Günlerce aç bırakılan köpekler Üzerlerine bombalar bağlanarak savaş alanına götürüldü.
Savaş alanında tankları gören köpekler yemek bulma umuduyla, doğruca Alman tanklarına doğru koşuyor ve tankın altına girdiklerinde paletler altında ezilip bombaların patlamasını sağlayarak tankları imha ediyorlardı. Belki plan oldukça vahşiydi ama İşte bu strateji savaşın sonucunu değiştirdi.
Duygu koy, bilgi çağır yöntemi Pavlov’un köpekleri olarak tarihe geçti (tank duygu, yemek bilgi)
Ruslar, hiçbir teçhizat ve asker kullanmadan, Almanların meşhur tanklarına karşı galip gelmişti.
Astronomi uzmanı Takiyüddin Efendi 1580 li yıllarda İstanbul tophane de kurduğu rasathaneyi dönemin şeyhülislamı meleklerin bacağına baktığını iddia ederek rasathanesini dönemin padişahına yıktırır.
Rasathane 1580 yılında, Şeyhülislam Kadızade'nin onaylayan fetvası ve padişah III. Murad'ın emriyle denizden topa tutularak yıkılmıştır.
Böylece Osmanlı'nın uzay macerası başlamadan bitmiş oldu, şimdi yabancılardan uzay teknolojisi ithal ediyoruz.
Cephe savaşı bitti, artık füzeler yarışıyor, bir milyon askerin olacağına, iyi yetişmiş bin tane bilgisayar yazılımcın olsun, ama ne yazık ki, iyi üniversitelerde yetişen gençlerimizin birçoğu yurt dışına gidiyor.
Hezarfen Ahmet Çelebi galata kulesinden uçtuğu için padişah Sultan Murad, ulan ben padişahım uçamim sen nasıl uçarsın? sen yarın benim tahtıma da gonarsın, deyip Hezarfen’i sürgüne göndermiştir.
Gençleri dinden uzaklaştırmakla suçlanan Sokrates, yaptığı savunmayı çok beğenenlere sorar, nesini beğendiniz? Savunmam iyi olsaydı berat ederdim demiş.
Sokrates kiliseye bağlı Engizisyon mahkemesi tarafından baldıran zehiri içirilerek öldürülmüştür. Yaşasaydı belki de Yunanistan’ın Atatürk’ü olabilirdi
--------------------
Fransız Kimyacı Lavoisier 51 yaşında iken, mahkeme giyotinle ölüme mahkum eder. Boynunun vurulmasını beklerken kitap okumaktadır. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde Lavoisier, kitabı gardiyanına hediye eder.
Lavoisier, giyotine giderken matematikçi arkadaşı Langrange’i yanına çağırır ve bir istekte bulunur.
Kafam sepete düştüğünde gözlerime iyi bak, eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam ediyor demektir der.
Kafası giyotinle kesilir, sepete düşer ve gülerek iki kere göz kırpar.
Matematikçi Langrange diyor ki;
Lavoisier’in son saniyedeki bilim için ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesiydi aslında, ama maalesef bağnaz düşüncelerin kurbanı oldu...
İnsanları duyduklarına inanmayı değil, sorgulamaya ve düşünmeye davet ediyorum diyen, Lavoisier'i giyotine gönderen, halkı aydınlattığı için rahatsız olan kiliseden başkası değildi.
--------
Galile 1600 lü yıllarda kilisenin baskıları sonucu idam edilmemek için, akrabalarının yalvarması sonucu mahkemede, tamam dünya dönmüyor dedi. Bu ifadeden sonra berat eden Galile, mahkeme çıkışı çift ayağını yere vurarak, dönüyor işte dönüyor dünya, yoksa sabit duran güneş niye kaybolsun? Diye bağırınca, yanındakiler idam edilmesin diye ağzını tutarlar.
-------------
Kimse senin içinde ki karanlığını aydınlatmak için, galaksilerden çıkıp gelmeyecek, sen kendine ışık ol etrafındakiler o ışığa doğru gelecek.
Duasız üşürmüş yürekler bil, sana bir dua eden olsun, senin de dua ettiğin. Mevlana
Eskiden bir deyim vardı, yanlış hesap Bağdat’tan döner diye, artık Bağdat'ta doğru hesap yapan kalmadı. Cehalet yönetimi ele alınca orayı Emperyalizm parçaladı.
Yüce Peygamberimizin torunları da dahil olmak üzere o coğrafyada ki beyinlerin hepsi katledildi.
Halen daha, o vahim olay zihnimize geldiğinde; Gökyüzünde bir şey yağmadığı halde, gözyaşlarımız sağanağa dönüşür...
Necati KÖSE