Kaporta yeni ama yürüyen aksamımızdan ses geliyor.
Arabanızı kaç yılda bir servise götürüyorsunuz?
Peki, kendinize kaç yılda bir Çekap (check-up) yaptırıyorsunuz?
Beyin bakımı da çekap’a dahil mi?
-Doktor bey şu beynime bir bakar mısınız?
-Neyi var beyninizin?
-Sürekli parazit ve kısa devre yapıp türbülansa giriyor.
-Senin daha önce tomografini çekmişiz şu an ekranda, herhangi mekanik ve teknik bir arıza gözükmüyor.
-Arıza yoksa niye sürekli sigortam atıyor, her şeye sinirleniyorum?
-Senin duygu, düşünce yargılarında ve insani ilişkilerinde, algıları analiz sorunun olabilir, o da bizim alanımıza girmez.
-Peki kimin alanına girer?
-Psikiyatristlerin.
-Niye ben deli miyim?
-Deli değil densizsin, sen beynini önce yakıyorsun, sonra bunu nasıl söndürürüm diye bana soruyorsun, beyninde dosyalama, inanç sistemi ve olaylara bakış açın arızalı olabilir. 4x4’lük bir yaşam istiyorsun ama 4×1’lik bile gayret göstermiyorsun, öyle bir dünya yok. Yaşam da yollar gibi İnişli ve çıkışlıdır, gayret eden yol alır.
Sözde mükemmeliyetçisin ama mükemmel değilsin..
İçindeki iklim ne ise yaşadığın mevsim odur.
-Sen çok mükemmelsin sanki, maşallah iyi demoralize ettin, senin bu söylemlerin beni sürekli olumsuz yönde meşgul eder, sana geleceğime motorcu Kazım ustaya gitseydim daha iyi hissederdim kendimi.
-Evet, evet motorcu deyince aklıma geldi, sende PSİKOMOTOR bozukluğu olabilir.
-O ne demek?
-Zihinsel gerginliğin ve kaygının fiziksel hareketlerle dışavurumudur, bu da kişiliği oturmamış yani kişilik bozukluğudur.
-Doktor bey...!
-Efendim
-Siz mezun olduktan sonra hiç psikiyatriste gittiniz mi?
-Niye ben deli miyim?
-Veli olmadığınız kesin, hastaya karşı nasıl konuşacağınızı bilmediğiniz için senin reçeteye DİL banyosu yazıyorum.
Beyin bakımı için önce problemin kendinde olduğunu kabul etmek gerek.
Çoğu zaman fiziksel sağlığımıza görünüşümüze, kilomuza veya kalp sağlığımıza odaklanırken, tüm bu süreçleri yöneten ana kumanda merkezini yani beynimizi ihmal ederiz.
Beyin bakımı (Nöro-Bakım) yaşlanmayla ortaya çıkabilecek bilişsel düşüşü geciktirmek, hafızayı güçlendirmek ve günlük zihinsel performansı zirvede tutmak için uygulayabileceğiniz stratejik adımlar bütünüdür.
İşte bilimsel araştırmaların ışığında, beynimize kulak verip ona en iyi şekilde bakmanın temeli beynin yakıtı doğru beslenmedir.
Beyin tek bir organ olsa da, kendi içinde farklı bölümlerden oluşur.
Beynimiz, vücut ağırlığımızın sadece yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen, aldığımız günlük enerjinin yaklaşık yüzde 20'sini tüketir. Dolayısıyla içeri giren yakıtın kalitesi, zihinsel performansımızı doğrudan etkiler.
İnsan beyni günde yaklaşık yetmişbin düşünce üretir, çoğu farkında bile olmadığımız pasif düşüncelerdir.
Düşünmek beyin işidir, ne düşüncesiz insan dediğimiz zaman, aslında ne beyinsiz bir insan demiş oluyoruz.
Aklım beynim ile alay ederken mantık uyardı.
Evrendeki en mükemmel laboratuvar insan beynidir, İstediğini düşünerek sentezler.
Öğrenmenin öğretmeni meraktır. Aptallaşmanın en kolay yolu merak etmeyi bırakmaktır.
Düşüncen fakir ise diğer zenginliklerin hiç bir önemi yoktur.
Beyin neyi düşünüp, dil neyi konuşursa onu çoğaltır, olumsuz düşünüp, dedikodu sonucu kin ile konuşanlar sürekli gergindir, gerginlik sonucu beyin mutluluk hormonu serotonin üretmez kortizon üretir. Hormonlar bile düşünceye göre çoğalır.
Cinsellik beyinde en fazla düşünülen konular sınıfında yer alır..
Sürekli cinselliği düşünenlerde östrojen, progesteron ve testosteron hormonu vücutta en aktif hormon haline gelir, bütün canlıların orgazma düşkünlüğü varoluş kaynağındandır.
Güzel düşün, güzel konuş, güzel yaşa, ızdırapta bile hayatın hazzını yaşa.
Beyin Bakımı Üzerine Felsefi Bir Bakış
İnsan, çoğu zaman beynini yalnızca düşünen bir organ olarak görür. Oysa beyin, alışkanlıkların, korkuların, umutların ve anlam arayışının da evidir. Bu nedenle beyin tamiri, yalnızca hasar gören sinir hücrelerini onarmak değildir, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden inşa etmesidir.
Her düşünce, zihinde açılmış bir patikadır. Tekrarlanan düşünceler bu patikaları genişletir, inançlara dönüşür. Eğer bu inançlar korkuyla, önyargıyla veya cehaletle beslenirse, insan gerçeği olduğu gibi görmek yerine, kendi zihninin oluşturduğu gölgeleri gerçek sanmaya başlar. Asıl tamir, bu gölgeleri fark etmekle başlar.
Sorgulamak, beynin en güçlü onarım aracıdır. Çünkü sorgulayan insan, kendisine miras bırakılmış her düşünceyi yeniden tartar. Doğruyu arayan zihin, eski kalıpları yıkmaktan korkmaz. Her yeni bilgi, beynin duvarlarında yeni bir pencere açar, her samimi yüzleşme ise karanlıkta kalmış bir odayı aydınlatır.
Meselâ okuduğumuz duaların çoğu ezberdir, anlamını bilmeyiz örneğin; Sürekli okuduğumuz namazın 7. Suresi Tebbet suresinin anlamına bir bakalım?
Ebû Leheb'in elleri kurusun! Zaten kurudu da. Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. O, alevli bir ateşe girecektir. 4 -5. Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde, sırtında odun taşıyarak karısı da o ateşe girecektir.
Şimdi bu dua mı, beddua mı?
Bedduayı yasak kılan Allah bana niye beddua ettirsin?
Ebu Leheb zaten yok olmuş, ayrı zamanlarda yaşadığımız için kendisi ile tanışma imkanımız olmamış.
Ayrıca Hz. Muhammed, (S.a.v.) Müslümanların birbirine ve çocuklarına lanet, beddua etmesini kesinlikle yasaklamıştır.
Ebu Leheb denen zat peygamber efendimizin amcasıdır. Acaba meâl hatası mı var, çünkü Arapça ‘da bir kelime bir kaç manaya gelebiliyor.
(Yaradanın kendi kuluna başka bir kul tarafından beddua etmesini istemesini anlayamadım, yorumlarda sizler tarafından daha aydınlatıcı bilgi alırsam sevinirim)
Beyni iyileştiren en büyük güç, insanın hakikati arama cesaretidir. Çünkü değişen yalnızca düşünceler değil, düşünceler değiştikçe insanın kendisi de değişir.
Hayatta en büyük kaygı öleceğini bilmektir, var olmanın ne büyük bir mucize oluşunu bilmeden.
Ölmek değil ölememek zordur, yirmi yıllık yatalak hasta ölümü görse ayakta karşılayacak.
Olaylara üstün körü baka baka kör olur insan, olayın aslı mantığa yatkın şekilde öğrenilmeyince beyin sürekli türbülansa girer.
Öğrenmek problemi potansiyele çevirir, bir Çin atasözü der ki; BİR kez görmek, BİN kez duymaya bedeldir.
Düşünen canlıdan daha faziletli bir varlık yoktur, insan düşünüp düşüncesini ifade edebildiği oranda mahlukat sınıfından İnsaniyet makamına doğru yol alır.
Sormaz ki bilsin, bilse sorardı, bilmez ki sorsun, sorsa bilirdi.
Et tekrarı Ahsen, velev ki 180, başarı için öğrenmekten bıkmayın.
Başarı yolunda surat, isteğin şiddeti kadardır...Dale Carnegie
Eğiticinin yapması gereken en önemli kural çocuğa aklını kullanmasını, soru sormasını, düşünebilmesini ve sorgulamayı öğretmesidir, bunu öğrenmeyen çocuk başak vermez , saman dolu çuvala benzer.
Ülkemizde ne yazık ki eğitim sorunu kadar eğitici ve yönetici sorunu da var. Şunu unutmayın, bir ülkede eğitimin ve ahlakın çöküşü, o ülkenin mutlaka çökeceğinin işaretidir.
Öğrenmek en büyük savunma aracıdır, şu ana kadar aşırı öğrenmekten doğan hiç bir hastalık keşfedilmemiştir.
Bedene bağlı olarak beyinde oluşan kimyasal biyolojik ve anatomik süreçlerin sonucunda algılanım vicdanı oluşturur. Bir takım ruh hastası kişilerde vicdan olmadığını çok saldırgan olduklarını biliyoruz. Çünkü insan olmanın en temel unsurlarından biri nefes alış ve kalbin çarpması gibi vicdanın oluşmasıdır.
Bir toplumun yozlaşması toplum vicdanının yok olması, vicdansız kişilerin hoş görülmesi ile başlar.
Vicdanı Askıya Almak
Mesela Filistin'de çocukları bombalayan bir pilotun akşam eve dönünce çocuğunu sevmesi gibi. İşte vicdan orda kapatıyor, kendini o çocukları öldürmeyi bir görev icrası olarak görüyor.
Kendini ikna ettiğin zaman her şey mubah olgusu yerleşik düzene geçiyor.
Vahşi yırtıcı beslenme zincirinde birinin yaşaması için birinin ölmesi gerekiyor, başkasının hakkını yiyenler de insanlar arasında bir vahşidir.
Toplumda huzursuzluk çıkaran gerginlikten beslenen kişiler en tembel, en verimsiz meşguliyetsiz üretimsiz kimselerdir.
Peki, Evrensel bir düşünce ile oluşan vicdan buna ne diyor?
Evrensel vicdan aslında İlahi bir vicdandır, sana yapılmasını istemediğin mekruh ve günah bir şeyi başkasına yapma, buna EMPATİ diyoruz.
İnsanın bütün kötülükleri hayvanlıkta ısrar etmekten doğar.
Kanser kafayı yiyen hücreler sonucu oluşuyor, toplumda kafayı yiyen kişiler ise toplu katliamlara yol açar, beyin bakımı kafayı gerektiği gibi kullanamayan kişileri bakıma alma işlevidir. Yani tımarhaneye tıkamak.
Tımarhane; Terapi için Osmanlı döneminde akıl hastalarını atları tımar etmek için haralara gönderirlermiş, tımarhane ismi oradan geliyor.
Peki, bu arızalı kafa beyin takımını ve toplumu yönetiyorsa nolacak?
Freni patlamış kamyon gibi önüne gelene çarpacak, Ukrayna'ya, Filistin'e, Venezuela'ya ve İran'a çarptığı gibi.
İlginç bir tezat aşk en etkili sakinleştiriciymiş, düzenli cinsel hayatı olan hiçbir canlının beyni gaddarlığa yol vermiyormuş.
Hani azgın boğalar çiftleştikten sonra gayet sakinleşip kulakları düşüyor ya..
İşte sakinleştirmek için önce bütün organların görevini yerine getirmesi gerekir, görev ihmali olan organlar beyinde gerilim yaratır, bu biriken gerilimi bulutlar gibi mutlaka bir yere yıldırım düşürerek tüketir.
Acaba ereksiyon olamayanın başka bir yeri mi kalkıyor?
Kes sesini ukâlâ beyin hücresi, her aklına gelen düşünce beyin süzgecinden geçirilmeden dile dökülmez.
Felsefe, sosyoloji ve psikolojik bazen insanları çözmekte zorluk çekiyor, çünkü beyin çok karmaşık bir yapı olduğu için, her tamirci anlamıyor, yani araba beyni gibi arıza nerde göstermiyor.
Beyin tamircilerine, Beyin cerrahı aynı zamanda İlahiyatçı Sayın Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın'ın şu kitabını önerebilirim.
Frekansa büründüm, beyin diye göründüm.
Medeniyetler suç ve ceza üzerine kurulmaz, işbirliği ve dayanışma üzerine kurulur.
Sürekli yazmak kolay bir eylem değil ama bildiğini öğrendiğini aktarmak insani bir sorumluluktur, bilgi paylaştıkça çoğalır, üzüntü paylaştıkça azalır.
En tehlikeli zihinsel hastalık, düşünememek değil, düşündüğünü zannetmektir. Başkalarının fikirlerini kendi düşüncesi sanan kişi, beynini kullanıyor gibi görünse de aslında onu başkalarının yönetimine bırakmıştır, yani beyni yıkanmıştır.
Beyin Yıkama
Beyin yıkama, insanın düşüncelerini, inançlarını ve davranışlarını sistemli biçimde etkilemeyi amaçlayan psikolojik bir yönlendirme sürecidir. Bu süreç çoğu zaman baskı, korku, tekrar, yanlış bilgi, sosyal izolasyon ve duygusal manipülasyon gibi yöntemlerle işler. Amaç, bireyin eleştirel düşünme becerisini zayıflatarak hazır kalıpları sorgulamadan kabul etmesini sağlamaktır.
Beyin yıkamanın en güçlü panzehri eleştirel düşünme, sorgulama ve farklı kaynaklardan bilgi edinmektir.
Geleceği karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak...M. Akif Ersoy
Alt boyutun dar kalıplarında dolanıp durmak zaman kaybıdır.
İnsan bilincini karanlığa sabitlememeli.
Alıngan ol ama kırılgan olma.
Her şey istediğimiz gibi olmadı belki ama hala şükredecek çok şeyimiz olmuştur. Canın sağlığı Cihanın varlığıdır.
Psikolojik sağlamlık, hayatın tüm engellerini ortadan kaldırmak değil, engebeli yollarda da yönünü kaybetmeden ilerleyebilmektir.
Çünkü bazen en güzel manzaralar, en kolay yollardan değil, yürümeye cesaret ettiğimiz patikalardan çıkar.
Kaç yaşındasın diye soranlara, kimin yanında olduğuma bağlı derim.
Kıvrak zekayı zenginleştirmek için;
Beynimizi bazen bakıma alıp hayatı hayat gibi, insana yakışır bir şekilde yaşadığımızda mutluluk mutlaka kolumuza girecektir...
Bakım için teşekkürler Kazım usta, kolay gelsin.
Sağolun bayım, bakım ücretini kasaya ödeyin lütfen...
Necati KÖSE