{ "@context": "http://schema.org", "@type": "NewsArticle", "mainEntityOfPage": "https://www.dersimekspres.com/haber/cocuklar-ve-barbarlar-4651.html", "headline": "Çocuklar ve Barbarlar", "datePublished": "2026-06-05T07:33:00Z", "dateModified": "2026-06-05T07:33:00Z", "description": "", "author": { "@type": "Person", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "https://news.google.com/publications/CAAqLQgKIidDQklTRndnTWFoTUtFV1JsY25OcGJXVnJjM0J5WlhNdVkyOXRLQUFQAQ?ceid=TR:tr&oc=3", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/logo/1ee0fbefe4.png", "width": 110, "height": 22 } }, "image": { "@type": "ImageObject", "url": "https://www.dersimekspres.com/files/uploads/news/default/1780634062-6e9a6.jpeg", "width": "800", "height": "400" } }

Çocuklar ve Barbarlar

GÜNCEL - 05-06-2026 07:33

Yıl 1982

Şivan kopuyordu..!

Bağdat'ın Al Mansur Mahallesi’nde, hamilelik esnasında kocasını İran Irak savaşında kaybeden ve ikiz erkek çocuklarına hamile olan kadın da doğum esnasında vefat etmişti..

Bebeler acılı gözlerden akan gözyaşları eşliğinde FİGÂN ederek yetimhaneye doğru yol alırken herkeste şu duygu hakimdi ;

Yarabbi bu çocukların sonu ne olacak..!

Gel zaman git zaman hayatta kalanlar şuna şahit oluyordu;

Çocuklardan birisi Bağdat valisi, diğeri ise Basra valisi olmuştu....

Bunu duyan yaşı kemale ermiş Bağdatlı, herkesin Allah’ı var ana babadan önce, en büyük sahibidir insanoğlunun Yaradan diyerek duygulanıyordu.

Yıl 1963

Yer Kıbrıs, Rum örgütü Eoka Türk köylerini basarak bütün erkek çocuk ve gençlerini toplar bilinmeyen bir yere götürür..

Daha sonra Türk askeri adaya gelip Rumları Türk topraklarından kovduktan sonra kayıp Türk çocuklarının izini sürmek için bir tim kurulur, tim komutanı Yüzbaşı Mehmet köylüler ile yaptığı söyleşide annenin biri şöyle ağıt yakmaktaydı;

Yavrum yavrum, cebine koyduğum kuru incirleri bile yiyemedi çocuğum..

Yüzbaşı eşliğindeki arama ekibi uzun süre çocuklardan bir iz bulamadı, bir gün hakim bir tepeden dürbün ile araziyi gözetleyen Yüzbaşı çöl gibi bir arazinin ortasında bir küme yeşillik görünce hemen aklına ağıt geldi , ekibiyle birlikte oraya doğru koştular, evet görünen yeşillik incir ağacıydı, kazıya başladılar çocukların minik bedenleri orada gömülmüştü, çocuğun cebindeki incir çekirdekleri birer fidana dönüşmüştü....

Bu olay tarihe kanlı Noel olarak geçecekti.

Yıl 1496

Ülkemizden kuş uçuşu 12.500km batıya, Güney Amerika da Peru And dağlarında bulunan Machu Picchu ya gidiyoruz.

İnkalar, Güney Amerika'da özellikle bu günkü Peru merkezli büyük bir imparatorluk kurmuşlardı. Dinî inançlarında Tanrıları memnun etmek, doğal felaketleri önlemek veya önemli olayları kutsamak amacıyla insan kurban etme uygulamaları bulunuyordu. Bunların en dikkat çekici olanı çocuk kurban törenleriydi.

Bu törenlere genellikle Capacocha adı verilir. İmparatorluk içinden seçilen çocuklar çoğunlukla fiziksel olarak sağlıklı, güzel ve soylu ailelerden gelirdi. Çocuklar sekiz yaşına kadar özel beslenir daha sonra kurban edilirdi.

İnka toplumunda bu çocukların Tanrılara sunulmasının büyük bir onur olduğuna inanılırdı..

İnkalar İlahiler eşliğinde en tepede bulunan ADAK odasına doğru yol alırken, kurban edilecek olan süslenmiş erkek çocuğun gözleri beyhut gidiyordu, çünkü bir kaç saat önce çok acı hissetmesin diye koka (uyuşturucu) yaprağı yedirilmişti.

Bir süre sonra çocuk kurbanlık koç gibi kesilerek kanı İnka kralının alnına sürüldü.

(Peki, bu kabileye niye KOÇ gönderilmemiş? diye düşünebilirsiniz, düşünmek ve sorgulamak günah değil.)

Dünya ne feodal ve densiz topluluklara ev sahipliği yapmış, bu nasıl bir ibadet? Bunlar nasıl insanlar diye düşünmekten alamıyor insan kendini.

Etme kulum bulursun misali, çocukları kestikleri için olsa gerek, misafir olarak gelen İspanyollar gece İnkaların hepsini kesip altın ve ganimetlerini alarak kaçtılar.

İspanyollar tarafından yok edilen İnkalar dünyaya miras olarak mükemmel taş yapılar bıraktılar..

Taşlardır beka, taşlardır ebediyet, Taştan başka tarihe ne bırakmış ki Medeniyet?

Şimdi düşünüyorum da, bir değil yanı başımızda binlerce çocuk göz göre göre masumiyet karineleri hiçe sayılarak katlediliyor ve hiç kimse kılını kıpırdatmıyor, acaba o aldığınız silahları şimdi değilse de ne zaman kullanacaksınız ey Arap coğrafyası? Gözü önünde çocuğu parçalanan bir anne ile hiç empati kurdunuz mu..?

Kulakları sağır eden Atılan bomba sesleri ile tir tir titreyen çocuklar...

Masumiyetiyle Dağların AZAMETİNİ gölgede bırakanlar var ya, işte onlarda maneviyatın KUDRET'i saklıdır...

Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur...Yunus Emre. ...

Masum çocuklara tecavüz eden sapkın şehvetliler, minik bedenlerin bedenine göz diken kuduz salyalı köpekler, çocukların Cennetini Cehenneme çeviren ve bu vahşete seyirci kalanlar Cennet yüzü göremezler..

Bu vahşeti yaşatanlar çocukları gözünü kırpmadan katledenler, sizden lider değil olsa olsa KRİMİNAL KÖÇEK olur...

Baskıcı rejimler düdüklü tencereye benzer, basınç arttıkça patlama riski de artar.

Bunlar yanmaz tava misali kendini yakmaz içindekileri yakar.

Ormanda iyi veya kötü yoktur, güçlü ve zayıf vardır, koyunun ahlaklı olması, kurdun fikrini değiştirmez...Machiavelli

Onursuz bir yaşamı onurlu bir ölüme tercih edenler, gerçek ERENlerdir.

Akordu bozulmuş toplumlardan kulağa hoş gelen melodiler duyamazsınız..

Tevekkülsüzlük, zelzele sonrası velveleyi getirir, sana değmeyen yılan elbette bir gün ziyaretine gelecektir.

İblis İsrail neden hep kazanıyor biliyor musunuz?

Herkes boyun eğdiği için.

Kendini cihatçı sanan kör bedduacılar kafayı kaldırsa Siyonist sapıklar kaçacak delik arayacak..

İslam alemi olarak beddualara sığınarak, sürekli kınayarak acizliğin danıskasını yaşıyoruz. Yarabbi İsrail'e şunu yap, yarabbi bunu yap, Allah senin emir kulun mu ? Kalk kendin yap..

Hiçbir şey yapmayarak da adaletsizlik yapabilirsiniz... Marcus Aurelius

Çünkü; Masumiyet karinesi , İnsaniyet karinesinin belirtisidir..

Elden gelen yapılır, gelmeyen için Allaha dua edilir, neredeyse oturduğu yerden su isteyecekler

Allahtan.

Abu Dabi ve Dubai de ki lüks otellerde İslâmi kurallar geçerli değil, İslâmi kurallar sadece kenar mahalleler içindir. Patlatılan şampanyalarla milyon dolarlık rezidanslarda vur patlasın çal oynasın Dünyasından İran’dan gelip resitale eşlik eden bombalar yüzünden fareler gibi kaçacak delik arıyorlar.

Filistin'e düşen bombalara kayıtsız kaldıkları için onlarında üzerine bombalar yağmaya başlamış olabilir mi?

Türkiye'de nüfus artış hızı yüzde 2’lerin altına düştü, gelecek nesillerin hakkını yediğimiz için yeni nesillerin bir çoğu yuva kuramıyor, neslimiz tükeniyor, bu durum gelecekte bu ülke yöneticilerinin ve valilerinin başka ülke çocuklarının olacağını gösteriyor, bu düşüş oranı evlenme çağı gelipte ekonomik olumsuzlukların bu evliliğe engel olmasıdır..

Dünya büyük değişimlere gebe. Bu değişimler maalesef Türkiye’nin lehine işlemiyor.

Rüzgarsız havada dönen fırıldakların mutlaka bir ÜFLEYENİ vardır.

Yanlış hesap Bağdat’tan döner derler ya..! artık bütün İslam ülkeleri gibi , Bağdat'ta da doğru hesap yapan, gerçek alim ve cesur yürekler kalmadı....

İğne deliğinden Hindistan'ı görmeyenlerin kitleleri etkileyen metinlerde imza yetkisi olmamalı, insanın hem önünü hem arkasını görmek için iki yüzlü olmasına gerek yok ki..! kafayı çevirmek yetiyor, gerçekleri görmeye..

Tanrının gazabını çeken kente niye dönüp te baktın? diye öfkeyle sordu Lut karısına, ama karısının taş dudakları cevap veremedi kocasına.

Kesmeden önce kurbanın gözleri bağlanır, tıpkı kurşuna dizilenler gibi, maske yüzü olduğundan farklı gösterir, timsah kurbanını yerken gözyaşı dökermiş, tıpkı kuzu yahni ye soğan doğrayan insanlar gibi, duygulanma sonucu akan gözyaşı kalmamış, kurbanların bütün kaçış güzergahı tutulmuş, minik bedenler kaçırılıp kanı alınarak, kullanma tarihi çoktan geçmiş, raf ömrünü tamamlamış, ZIPIRlara veriliyor, Epstein dosyalarında insanın duydukları ve izledikleri videolarda kanı donuyor, bu kurbanların bir kısmının Türk çocuklarından oluşu, bu ihmaller ve duyarsızlık insanın sinirlerini zıplatıyor.

Yıl 550

Yer Arap Yarımadası

Hamile Anneler hep gözetim altında, eğer kız doğarsa yavrusu diri diri gömülecekti, karanlık çağın kucağına, ana niye sahip çıkamadı acaba çocuğuna..?

Ana dediklerimizin anası ağlamış çağlar boyu, cariye cazibeye bürünmüş, oysa

Kadının en yüksek cazibesi özgüveniymiş, sadece özgüvenli bir kadın erkeğin bütün arızalarını giderirmiş, güçlü kadınların makyajları yoktur, otoriter prensipleri vardır.

Yıl M.Ö. 600

Tomris Hatun, Orta Asya'da yaşamış ve Türk tarihinin bilinen ilk kadın hükümdarı olarak kabul edilen Saka (İskit) Kraliçesi'dir. Ordusunu bizzat yöneten, zekası ve cesaretiyle Pers İmparatorluğu'na karşı büyük bir zafer kazanan tarihin en cesur bayan lideridir.

Araplar kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüğünde Türkler kadını baştacı ediyordu.

Araplar medeni Türk geleneklerini alacağına, Türk kadınlar nasıl oldu da Arap geleneğine, erkek hegemonyasına kurban edildi.

Kadınların Dönemin en büyük devrimcisi olan yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed sayesinde kölelikleri ve diri diri toprağa gömülmeleri son bulmuş, özgürlüklerine kavuşmuşlar. Bu özgürlük sonucu bütün yobazlar Peygamber efendimize düşman olmuştur.

Peygamberimizden sonra Günümüz Arapları şu an kadını toprağa değil ama çarşafa ve burkaya gömüyor. İnsanoğlunun en büyük sigortası olan Allah’ın Güneşini kuldan esirgiyorlar, bu yöresel kıyafeti de ibadet diye yutturmaya kalkıyorlar.

En kutsal hak olan yaşam haklarını elinden alıp bunu da Yaradanın emrine dayandırmak akıl kıtlığı, abesle iştigaldir.

Kadın evde otursun diyen densizlere Ziya Gökalp güzel cevap vermiş

İnsanın en büyük hakkı irfandır

Kadın çalışmazsa fikri yükselmez

Tabii o zaman size denk gelmez.

Kadın yükselmezse alçalır vatan

Samimi olamaz onsuz bir irfan.

Kocalı, kocasız birçok kadınlar

Açtırlar dersiniz işsiz kalsınlar

Derim ki o halde kastiniz mutlak

Bunları umuma odalık yapmak.

Ziya Gökalp

Bir yerde kadın köle ise çocuğu da köle doğar.

Demek ki tarih boyu yapılan bir çok sözde ibadet ve ayinler toplumların uyduruk ve sapkın terapi alanlarıydı.

Her ibadet her insan için gerekli olsaydı Allah hava su ve yemek gibi herkese aynı ibadeti yaşam koşulu kılardı, ibadetlerin bir çoğu;

Gelen-EK, yani Ataterkillerin EK lemesidir..

İnsanı geliştirmeyen, topluma fayda kılmayan bütün ibadetler kul uydurmasıdır.

Bakara 170- Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde, “Hayır, atalarımızdan gördüğümüze uyarız” dediler. Ya atalarının aklı bir şeye ermemiş, doğru yolu bulamamışlarsa..?

Dinin direği OKUmak anlamak sorgulamak ve sonra uygulamaktır.

Sorgulamak, reddetmek için değil, gerçeği perdeleyen yanılsamaları aşmak ve bilinci daha yüksek bir farkındalık düzeyine taşımak için gereklidir.

İnsanlığın en büyük ibadetini; çiçek, kızamık, kuduz aşısını bulanlar ve insanları hastalıktan kurtarıp, refaha kolaylığa teknolojiye kavuşturanlar yapmıştır.

İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır..Hadis-i Şerif

İnsanoğlu zaman zaman hayatını elekten geçirip öyle yaşamalı, daha sonra anlayacak elek altı kalanların yaptığı tek şey zaman öldürmek ve ŞİRK e girmek olduğunu, insanlığa hiçbir katkısının olmadığını...

Şirk ise müşrikliği getirir. Müşriklerde

Tevbe suresinin 28 Ayetine göre pisliktir.

Çırak ustayı geçmiyorsa sanat ölür, bilinç zamana uymuyorsa yaşam ölür.

Yaşanması gereken güzel günleri hep öteledik, yol bitti göremedik, herhalde tepeledik...N.K

Bu yükü sen mi sırtladın? Yoksa üzerine mi devrildi?

Her İnsan geçmişe dönüp baktığında, kendine bir özür borcu vardır, borcu ödemek lazım.

Geleceğe mahcup olmamak için.

Peki, biz kendimizi nasıl keşfedeceğiz?

Üzerimizi örten AĞ tutmuş örtüleri kaldırıp, kumda oynamaktan vazgeçip KÂİNAT' a bakarak, hayvanlara verilmiş hünerleri, okyanuslarda ki yaşamı, gezegenlerin diziliş yörüngelerini , Galaksilerin işleyiş şekillerini, Güneşin oksijensiz ortamda yanışını ve en önemlisi yaşam için hergün yeniden doğuşunu, nedenini, niçinini nasılını merak edip öğrenince zaten kendin ile birlikte Yaradanı da keşfedip ona göre gardını alacaksın.

Beni bende demen, ben de değilim.

Bir ben vardır bende, benden içeru...Yunus Emre

Ve Barış Manço'nun Allah'ı tanımlayışı;

Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze, Orda öyle bir isim var ki kuldan öte, kuldan ziyade...

Makaleyi uzun süre çocuğu olmayıp, çocuğu olduktan sonra kanser olduğunu öğrenen bir annenin ağıtı ile sonlandıralım...

Bir salkım üzüm buldum, onu da güzün buldum...

Necati KÖSE

Günün Diğer Haberleri