Platform tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
Kırmızıdağ’da yapılmak istenen Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi projesine karşı mücadelemizi, ormanlarımızı, yaşam alanlarımızı, su kaynaklarımızı ve geleceğimizi korumak amacıyla sürdürüyoruz.
Yöre halkı olarak bu projeye 2016 yılından bu yana karşı çıkıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada ise itirazlarımızı destekleyen yalnızca halkın kaygıları değil, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetlerinin bilimsel tespitleridir.
Daha önce hazırlanan bilirkişi raporunda proje alanının ormanlık alan olduğu, yaklaşık 54.900 meşe ve ardıç ağacının bulunduğu, bölgenin doğal yaşam açısından önemli özellikler taşıdığı ve projenin yerleşim alanlarına yakınlığı nedeniyle çeşitli çevresel riskler oluşturabileceği ortaya konulmuştur.
Son olarak Erzincan İdare Mahkemesi tarafından görevlendirilen teknik bilirkişi heyetinin 2025/1590 sayılı raporu da önceki bilirkişi raporundaki temel tespitleri doğrulamıştır.
Son bilirkişi raporunda proje alanının 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman rejimine dâhil alan olduğu, flora ve fauna açısından doğal bir yaşam ortamı niteliği taşıdığı ve alanın yüksek faydalı ve fonksiyonel özellik taşıyan bütüncül bir orman ekosistemi olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti, orman izin sürecinin kamu yararı ilkesi, ormancılık ilkeleri, çevre mevzuatı ve sürdürülebilir çevre yönetimi ilkeleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Raporda ayrıca projenin ziraat mühendisliği açısından da uygun olmadığı, alanın orman ekosistemi içerisinde bulunduğu ve zengin biyolojik çeşitlilik açısından önem taşıdığı ortaya konulmuştur.
Dolayısıyla farklı tarihlerde hazırlanan bilirkişi raporları aynı temel noktaya işaret etmektedir:
Kırmızıdağ, bu tesis için uygun değildir.
55 BİN AĞAÇ NEDEN KESİLECEK?
İklim krizinin giderek derinleştiği, ormanların ve doğal yaşam alanlarının korunmasının her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemde yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesini gerektiren bir projede ısrar edilmesinin kamu yararı açısından açıklanması gerekir.
Burada yalnızca ağaçlardan söz etmiyoruz. Söz konusu alan bir orman ekosistemidir. Ağaçlar, bitkiler, yaban hayatı, su kaynakları ve diğer canlılar birbirine bağlı bir yaşam sisteminin parçalarıdır.
Bir çöp tesisi uğruna bu ekosistemin parçalanması ve geri dönüşü mümkün olmayan bir tahribat yaratılması kabul edilemez.
Bilimsel raporlar bu kadar açıkken 55 bin ağacın kesilmesinde neden ısrar edilmektedir?
ŞEHİR MERKEZİNE YAKIN, MUNZUR HAVZASINA ÇOK YAKIN BİR ALAN
Proje alanının Tunceli kent merkezine ve yerleşim alanlarına yakınlığı da ciddi bir çevre ve yaşam sorunudur.
Böylesine büyük bir çöp tesisinin kent merkezine yakın bir alanda kurulması halinde koku, taşıma trafiği, sızıntı suyu ve diğer çevresel etkilerin kent yaşamını etkileme ihtimali bulunmaktadır.
Üstelik proje alanının Munzur Milli Parkı havzasına çok yakın olması, bölgenin ekolojik bütünlüğü açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir husustur.
Bu nedenle soruyoruz:
Kent merkezine bu kadar yakın bir alanda çöp tesisi yapılmak istenmesinin bilimsel gerekçesi nedir?
Koku ve diğer çevresel etkilerin kent halkı üzerindeki sonuçları yeterince araştırılmış mıdır?
Munzur Milli Parkı havzasına çok yakın olan bu alanın ekolojik bütünlüğü neden yeterince dikkate alınmamaktadır?
TMMOB’A SORUYORUZ
TMMOB’un Türkiye’nin farklı illerinde ormanların, derelerin, kıyıların, tarım alanlarının ve yaşam alanlarının korunması için yürüttüğü çevre mücadelesini biliyoruz ve önemsiyoruz.
Ancak tam da bu nedenle Dersim’de ortaya çıkan tabloyu anlamakta güçlük çekiyoruz.
Türkiye’nin diğer illerinde çevre ve yaşam alanlarının korunması için mücadele eden TMMOB, Dersim’de yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesini gerektiren bu projeye neden destek vermektedir?
Türkiye’nin başka illerinde bir ağacın, bir derenin veya bir yaşam alanının korunması için mücadele eden anlayışın, Dersim’de 55 bin ağacın kesilmesini gerektiren bir projeye aynı hassasiyetle yaklaşmaması ciddi bir çelişki oluşturmaktadır.
TMMOB Tunceli İl Koordinasyon Kurulu ve ilgili meslek odalarından bu çelişkinin kamuoyuna açık biçimde açıklanmasını istiyoruz.
PROJEDE GÖREV ALAN TMMOB ÜYELERİNE İLİŞKİN SORULAR
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre TMMOB üyesi bazı mühendislerin proje kapsamında raporlama, danışmanlık veya benzeri teknik görevler üstlendiği ifade edilmektedir.
Bu konuda kamuoyunun açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini istiyoruz.
Soruyoruz:
Projede TMMOB üyesi hangi mühendisler görev almıştır?
Bu kişilerin proje kapsamındaki görev ve sorumlulukları nelerdir?
Danışmanlık, raporlama veya benzeri hizmetler verilmiş midir?
Varsa bu hizmetlerin hangi kurum ve şirketlerle yapıldığı kamuoyuna açıklanacak mıdır?
Bu hizmetler karşılığında herhangi bir ücret, danışmanlık bedeli veya başka bir ekonomik menfaat sağlanmış mıdır?
Bu soruların sorulması herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak anlamına gelmemektedir. Ancak kamu yararını ve binlerce insanın yaşam alanını ilgilendiren böylesine önemli bir projede şeffaflık, mesleki bağımsızlık, tarafsızlık ve etik ilkeler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekir.
Projede görev alan kişiler ile karar, raporlama veya danışmanlık süreçleri arasında herhangi bir çıkar ilişkisi ya da etik açıdan değerlendirilmesi gereken bir durum bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz.
TMMOB’un ve bağlı meslek odalarının kendi meslek etiği ilkeleri çerçevesinde bu konuları değerlendirmesini ve kamuoyuna açık bir açıklama yapmasını bekliyoruz.
BİLİMSEL RAPORLAR ORTADAYKEN NEDEN ISRAR EDİLİYOR?
İlk bilirkişi raporu ile son bilirkişi raporu arasında temel değerlendirmeler bakımından önemli bir paralellik bulunmaktadır. Her iki süreçte de Kırmızıdağ’ın doğal ve ekolojik özellikleri, orman yapısı ve projenin yaratabileceği çevresel etkiler konusunda ciddi sakıncalar ortaya konulmuştur.
Buna rağmen aynı yerde çöp tesisi yapılmasında ısrar edilmesinin artık kamuoyuna açık biçimde açıklanması gerekmektedir.
55 bin ağacın kesilmesini, bir orman ekosisteminin tahrip edilmesini, kent merkezine yakın bir alanda koku ve diğer çevresel risklerin ortaya çıkmasını ve Munzur Milli Parkı havzasına çok yakın bir doğal alanın etkilenme ihtimalini göze almanın kamu yararı açısından gerekçesi nedir?
Bizler çöp tesisi ihtiyacının varlığını değil, yanlış yerde ve orman ekosistemini yok ederek çözülmek istenmesini sorguluyoruz.
Atık yönetimi elbette gereklidir. Ancak atık yönetimi yapılırken ormanlarımızın, su kaynaklarımızın, tarım alanlarımızın, yaban hayatının ve insanların yaşam alanlarının feda edilmesi kabul edilemez.
Belediyelerin bu projedeki ısrarının kamu yararı bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu ve bilimsel raporlarla kesinlikle bağdaşmadığını düşünüyoruz.
TMMOB’un ve ilgili meslek odalarının da bilimsel raporları, meslek etiğini ve kamu yararını esas alan bir tutum almasını bekliyoruz.
Kırmızıdağ yalnızca birkaç ağacın bulunduğu boş bir arazi değildir.
Kırmızıdağ bir yaşam alanıdır.
Kırmızıdağ bir orman ekosistemidir.
Kırmızıdağ su havzalarının parçasıdır.
Kırmızıdağ canlıların ortak yaşam alanıdır.
Bu nedenle çağrımız açıktır:
55 bin ağacı kesmeyin!
Kırmızıdağ’da çöp tesisi projesinden vazgeçin!
Bilimsel bilirkişi raporlarını dikkate alın!
TMMOB ve meslek odalarını meslek etiği, bilimsel gerçekler ve kamu yararı doğrultusunda tutum almaya çağırıyoruz!
Kırmızıdağ’da rant değil, yaşam kazansın!
Ormanlarımızı koruyacağız.
Yaşam alanlarımıza sahip çıkacağız.
Kırmızıdağ’ı savunacağız.