Toplum içinde kendini tepede gören, “her şeyi ben yarattım” diyen bazı temsilcilerimiz ve kurumlarımız var. Bir de bazı şahsiyetler var ki kendilerini dev aynasında görüyorlar. Kurum ve kurum temsilcilerinin keyfi davranmaları hiç hoş olmuyor. Çünkü bunların Dersim ve Alevi kurumlarının kendiliğinden oluşmadığını bilmeleri gerekiyor. Hele de söz konusu Dersim soykırımı ise.
Bazı şahsiyet ve kurumların temsilcilerine hatırlatmak isterim ki Dersim’de, 88 yıl önce insanlar inancından, benliğinden ötürü soykırıma uğradı, kılıçtan geçirildi. Çocuklar süngülere takıldı, kadınlar tecavüze uğradı, çocuklar dışarıya satıldı. Yani kısacası inancı ve kültürü şiddetle yok edilmek istenen bir kırımdan bahsediyorum.
Dersim halkı adına “sözde” konuşan kurumu temsilcileri ve kendilerini kurum diye yansıtanlara 4 Mayıs’ı hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Bakanlar Kurulu tarafından soykırım yapılması için 4 Mayıs günü karar alındı. Yani 4 Mayıs ölüm fermanımızın yazıldığı gündür.
Bu yazdıklarımdan payını alması gerekenler alacaktır almayanları ise isim olarak açıklamak istemiyorum ancak sadece şimdilik!
Ama zamanı geldiğinde daha açık yazacağımı da belirtmek isterim. Çünkü bu bir sorumluluk ve atalarımız açısından da bunu kendim için bir borç olarak görüyorum.
Bütün bunları yazarken lafı salla, yaz arkasında durma durumu değil benimki. Ben, kanıtlar ve delilleriyle bunu yazacağım özellikle de bazı kurumlarımız hakkında.
İnsan haklarından, Sosyalizmden ve Sosyalist felsefeden dem vuranlar. Alevi-Kızılbaşlık’tan, Pir Sultan’dan, Hacı Bektaş’tan o kadar yuvarlak, o kadar büyük ve güzel sözler yuvarlamakla sorumluluklar yerine gelmiyor.
Dersim soykırımı için açıklamalarda bulunan ve konuşma yapan kişileri buradan uyarıyorum; elinizi vicdanınıza koyun!. Bu toplum 88 yıl önce yok edilmeye çalışıldı.
Böyle bir gün için yanı bizim için KARA bir gün olan 4 Mayıs Dersim tertelesi için ne yaptınız?
Köln’de yapılacak olan anma etkinliğimiz için bir otobüs tutuldu o da boş gidecek etkinlik alanına.
Yaşadığımız HESSEN Eyaleti’nde 30 bin civarında Alevi’nin yaşadığını tahmin ediyorum. Demokrat, sol, sosyalistleri de eklersek…
Böyle bir bölgede 52 kişilik bir otobüsü dahi dolduramıyoruz.
Gelin bir, beraber olalım. Davamıza, şehitlerimize sahip çıkarken bizi katledenlere karşı duralım mücadele vererek. Çünkü bunlar mücadele etmekle kazanılır lafla değil. Bazen sadece iki kelime yazmak bir şey ifade etmek çünkü bunun pratiğini de ortaya koymak gerekir.
Peki, diaspora ne yapılmalı?
Bütün bunları yapabilmenin yolu, her anlamda elimizi taşın altına koymaktan geçer. Önemli olan da budur.
ALİ KADİR TANRIVERDİ



