Saat 12.00’de Karagöz köyünde yapılacak buluşma için yayımlanan açıklamada, bölgenin yüzyıllardır doğayla uyum içinde yaşayan toplulukların yaşam alanı olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Bu topraklarda suyu, toprağı ve yaşam alanlarını tüm canlılarla paylaşarak yaşadık. Yaylalarımız, meralarımız ve dağlarımız yalnızca ekonomik değil kültürel ve yaşamsal değer taşımaktadır” denildi.
Bölgenin biyolojik çeşitlilik açısından büyük önem taşıdığı belirtilen açıklamada, proje sahasının Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi) kapsamında korunan yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı ve vaşak gibi türlerin yaşam alanı olduğu ifade edildi. Ayrıca nesli tükendiği düşünülen Anadolu parsının da bölgede habitat bulduğuna dikkat çekildi.
Köylüler, Munzur Havzası’nın endemik bitki türleri bakımından dünyanın sayılı bölgelerinden biri olduğunu vurgulayarak, Tarım Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmalar kapsamında bölgede 2 bin 250’den fazla bitki türünün tespit edildiğini, bunların önemli bölümünün endemik olduğunu belirtti.
Açıklamada madencilik faaliyetinin ekonomik gerekçelerine de itiraz edildi. Bölge halkı, yaylacılık, küçükbaş hayvancılık, peynir üretimi ve arıcılığın uzun yıllardır sürdürülen temel geçim kaynakları olduğunu ifade ederek, yalnızca bölgedeki tulum peynirinin ekonomik değerinin dahi projeye ayrılan bütçeyi aştığını savundu.
Daha önce Dağbek köyündeki benzer bir krom-çinko ocağı projesinin mera vasfı nedeniyle sonlandırıldığı hatırlatılan açıklamada, Karagöz’de planlanan proje için de aynı hukuki gerekçelerin geçerli olduğu kaydedildi.
Karagöz, Kocatepe, Boğalı, Kovuklu, Çakırkaya, Dağbek, Kaymaztepe ve çevre köylerin sakinleri adına yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:
“Doğanın, bölgenin ekonomik kaynaklarını ve zenginliklerini yok edecek bu projeyi istemiyoruz. Tüm duyarlı kesimleri 28 Mayıs’ta Pülümür Karagöz/Gurik köyündeki buluşmamıza katılmaya, sesimize ses olmaya çağırıyoruz.”



