Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeler ile Alevilik üzerinden yürütülen tartışmaların derin bir üzüntüyle takip edildiğinin belirtildiği açıklamada şunlar kaydedildi: “Bir siyasi partinin kendi içindeki sorunlarının ve siyasi tartışmalarının, Alevi inancına yönelik hakaretlere dönüşmesini ve Alevi inanç merkezlerinin bu tartışmaların yürütüldüğü alanlar hâline getirilmeye çalışılmasını asla kabul etmiyoruz.

Özellikle Yas-ı Muharrem ayının, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği matem günlerinin en anlamlı günü olan onuncu günde, Garip Dede Dergâhı’nda yaşanan olayları şiddetle kınıyoruz. Alevi dergâhları, Alevi inancının kutsal mekânlarıdır. Hiç kimse bu mekânları siyasi hesaplaşmaların alanı hâline getiremez. Herkes bu kutsal mekânlara saygı göstermek zorundadır.

Nasıl ki Camilere, Kiliselere, Havralara ve diğer inançların kutsal kabul ettiği ibadet mekânlarına gereken hassasiyet gösteriliyorsa, Alevilerin kutsal mekânlarına da aynı hassasiyet ve saygı gösterilmelidir.

Samimiyet kal ile değil, hal ile ortaya konur.

Eğer Sayın Özgür Özel, konuşmalarında ifade ettiği gibi Alevilerin inanç özgürlüğünü savunuyorsa, öncelikle siyasi rakibi olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, mensubu olduğu bilinen inancın kutsal mekânında hakaret edilmesine ve inanç kimliği üzerinden hedef alınmasına asla izin vermemeli; buna teşebbüs edenleri de selamlamamalıdır. Alevifobik söylemler nereden ve kimden gelirse gelsin kabul edilemez.

Ayrıca, Alevi Yol ve Erkanı'nda bir Alevi canını düşkün ilan etme yetkisi bellidir. Her can, yalnızca ikrar verdiği Pir'in erkânına tabidir ve ancak o Pir tarafından düşkün ilan edilebilir. Bunun dışında hiç kimse, ocakzade olsa dahi, başka bir ocağın ya da başka bir ailenin talibini düşkün ilan etme hakkına ve yetkisine sahip değildir. Bu, Alevi Yol ve Erkanı'nın temel ilkelerinden biridir.

Alevi dergâhları hiçbir siyasi partinin, hiçbir siyasi hesabın ve hiçbir siyasi hesaplaşmanın sahnesi hâline getirilemez. Bütün siyasi partiler ve siyasi aktörler, Alevi inancına ve onun kutsal mekânlarına saygı göstermekle yükümlüdür. Bu mekânlar siyasi propaganda yapılacak yerler değildir.

İnancımızda güzel bir söz vardır: “Arifler özünü yoklar, cahiller kendini aklar.”

Alevi kurumlarının yöneticileri de bu anlayışla hareket etmeli; kendi özlerini sorgulamalı, siyasi partiler ve siyasi aktörlerle kurdukları ilişkilerde daha dikkatli, öngörülü ve ilkesel davranmalıdır. Bizim için ulu olan Yol’dur; küçük hesaplar ve kişisel menfaatler değil.

Ne devletin ne de belediyelerin Alevisi olacağız. Bizler yalnızca Yolun Alevisiyiz! Şah-ı Merdan Ali ve Şehitler Serdarı İmam Hüseyin’in talipleriyiz!

Mâtemde olan cümle canların, mâtemleri Hakk’ın katında kabul ve makbul olsun.

On iki İmamların defterine kaydolsun.”