Dersim Barosu yönetim kurulu tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, kent coğrafyasının yalnız doğal bir alan olmadığı, tarih boyunca oluşmuş yaşam biçimlerinin, inançların, kültürel değerlerin ve ekolojik dengenin bir arada bulunduğu bütünlüklü bir yapı olduğu; bu yapının, Anayasa ve uluslararası hukuk tarafından korunmakta olup, hem bugünkü hem de gelecek kuşakların ortak hakkı ve sorumluluğu olduğuna vurgu yapıldı.
Baro yönetim kurulu açıklamasının devamında şunlar kaydedildi:
Dersim Barosu olarak, Pülümür İlçesi Karagöz Köyü sınırları ve dahilinde Dimin Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülmesi planlanan krom madenciliği projesine ilişkin olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde ÇED sürecinin sonlandırılması talebiyle resmi başvuruda bulunduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.
Söz konusu proje; yalnızca teknik bir yatırım faaliyeti değil, aynı zamanda Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına doğrudan müdahale niteliği taşımaktadır. Proje alanı; iyi mera vasfına sahip olup hayvancılığın sürdürüldüğü, yoğun arıcılık faaliyetlerinin yürütüldüğü ve bölge halkının geçim kaynaklarının merkezinde yer alan bir yaşam alanıdır. Nitekim ilgili idari kurum görüşlerinde dahi bu alanın mera niteliği nedeniyle uygun bulunmadığı açıkça ortaya konulmuştur.
Bununla birlikte, proje sahası ve çevresi; Uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış yaban hayatının doğal habitatı, Anadolu’nun en önemli ekolojik koridorlarından biri, yüksek endemizm oranına sahip floristik zenginlik alanı, kuş göç yolları üzerinde kritik bir geçiş noktası ve aynı zamanda Hel Dağı Ziyaretgahı gibi inançsal ve kültürel değerleri barındıran kutsal bir coğrafyadır.
Bu yönleriyle söz konusu alan, yalnızca bir maden sahası değil; yaşayan bir ekosistem ve kültürel miras alanıdır.
Hazırlanan ÇED raporunun, bölgenin bu çok katmanlı yapısını yeterli ve bilimsel bir biçimde ele almadığı; çevresel etkileri gerçekçi şekilde ortaya koymadığı ve mevzuata uygunluk açısından ciddi eksiklikler içerdiği anlaşılmaktadır. Daha da önemlisi; aynı havzada yer alan benzer bir madencilik projesinin, açık mevzuat aykırılığı nedeniyle ÇED sürecinin sonlandırılmış olması, bu proje bakımından da hukuki ve idari tutarlılığın sağlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Dersim Barosu olarak açıkça ifade ediyoruz, bu proje, yalnızca doğayı değil; yaşamı, geçim kaynaklarını, kültürel değerleri ve inanç alanlarını tehdit etmektedir.
Çevre hakkı, yalnızca bugünün değil, geleceğin de hakkıdır. Bu nedenle çevreyi korumak, yalnızca bir tercih değil, hukuki ve vicdani bir zorunluluktur.
Bu kapsamda; hukuka aykırılığı açık olan bu projenin ÇED sürecinin derhal sonlandırılması, ekolojik ve kültürel değerlerin korunması, bölge halkının yaşam alanlarına yönelik müdahalelerin önlenmesi gerekmektedir.
Dersim Barosu olarak; hukukun, doğanın ve yaşamın yanında durmaya devam edeceğimizi, bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı ve gerekli tüm hukuki yolları kararlılıkla kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.



