Gözüm o sandığa her takıldığında, 125-130 yıl öncesine giderim. Bu yıllarda olan-biteni düşünürüm: Dersim’in 125-130 yıl öncesini, bu yıllardaki kültürel ve sosyal yaşamı, Dersim’deki ekonomik durumu…

Sandığı görünce o yıllarda Amerika’ya çalışmak için giden Dersimliler gelir aklıma… Neler yaşandı da insanlar ta dünyanın öbür ucuna, üstelik aylarca yolculuktan aç kalarak, sefil bir durumda, ölümü göze alarak gittiler. Dersim’den Amerika’ya gidenler kadar olmasa da Amerika’dan yeniden Dersim’e dönenleri, dönmeyi başarabilenleri düşünüyorum gözüm o sandığa takıldığında. Çünkü bir kısmı orada hayatını kaybetmiş, bir kısmından bir daha hiç haber alınamamış…

Dersimliler, Kırmancki olarak Amerika’ya, “Hamilka” ya da “Hamilkan” derler.

Bütün bu dönemin tanığı olan bir sandığın yüz yıldan fazla bir dönemi içine alan paha biçilmez bir tanıklığı var. Sandık Sanat, Edebiyat, Tarih ve Kültür Araştırmaları Vakfı (SETKAV) merkezinde sergilenmektedir. 1800’lı yılların sonlarından başlayarak Dersim’den Amerika’ya çalışmak için giden yüzlerce Dersimli’yi günümüze taşıyan, bize gösteren bazı fotoğraflar dışında, onlardan günümüze kalan tek tanık. Hem de bir hayatın sığdırıldığı tanık… Açlık ve sefalet içinde aylarca süren bir yolculuktan sonra Amerika’ya ulaşabilmek, orada yıllarca çalışmak ve o yılları bir sandığa koyup Türkiye’ye; Dersim’e dönmek… Dersim’e dönebilmeyi başarmak… Bu yüzden SETKAV’da sergilenen sandık, sadece sahibinin değil, Amerika’ya giden tüm işçilerin hayat hikâyesinin tek tanığıdır.

Sandığın hala üzerinde sapasağlam duran deri kulpunun üzerindeki numaraya bakıldığında, kulpun 1895-1900 arası yıllara ait olduğu düşünülüyor. Üzerinde bulunan kilitlerde yazılı numaralara göre, kilidin tescilinin 28 Aralık 1895’te alındığı anlaşılıyor.

Oldukça büyük bu sandığın Amerika’dan Türkiye’ye getirilmesi kolay da, Türkiye’nin İstanbul ya da Trabzon şehrinden Dersim’e; Dersim’in Hozat ilçesinin bir köyüne nasıl götürülebildiğini tahmin etmek gerçekten güç…

Bir dönemin izlerini taşıyan, 130 yıla yakın bir dönem öncesini, 130 yıla yakın bir zaman öncesindeki o büyük yolculuğu bize anlatan tek tanık olan sandığımız, bir bu kadar daha yaşar mı; ne kadar daha kalır ayakta bilemiyoruz. Elbette biz hayattayken koruyacağız ama ya bizden sonra… Yüzyıldan daha fazla bir zaman önceden başlayan hikâyesi bizimle son mu bulacak? Her şeyin pazara döküldüğü, bütün anıların yok edildiği, mezarların, kutsal mekanların bile kazıldığı günümüzde bu sandığın da bizden sonra paramparça edilmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

Amerika’ya giden Dersimliler ile Amerikalıları bir arada gösteren bir fotoğraf var. Toplu çekilen fotoğrafta yer alanların bir yanında Amerikan bayrağı bir yanında ise Türk bayrağı var. Fotoğraf arkasındaki tarihe baktığımızda fotoğrafın 1940’lı yıllarda çekildiğini anlıyoruz.

Mesut ÖZCAN