Belediye Yeraltı Çarşısı üzerinde düzenlenen açıklamada, “Kayyum, Halkın İradesine ve Kamusal Kaynaklara Saldırıdır, Kabul Etmiyoruz!” pankartı açıldı.
Açıklamada ilk konuşmayı yapan CHP İl Başkanı Kemal Özcan, Özer’in tutuklanmasına tepki göstererek şunları dile getirdi: “Esenyurtluların oyuyla seçilen belediye başkanımızı hedef alarak halkın iradesini yok sayan bu kararı ve siyasi iktidarın yargıyı istediği gibi kullanarak kendi çıkarlarına göre hukuk dışı süreçler işletmesini asla kabul etmiyoruz.
Kapalı kapılar ardında, toplumsal birlik ve bütünlüğümüze siyasi operasyonlarla müdahale etmek isteyenlere karşı tepkimizi daha da büyüteceğimizi ve bu baskıya karşı sessiz kalmayacağımızı tüm kamuoyuna duyuruyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde halkın büyük desteğini kazanarak iş başına gelen Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri, demokratik yollardan yönetime gelmiş ve yetkisini yalnızca milletten almıştır.
Ancak bugün, halkın sandıktan çıkan iradesini yok sayan bu siyasi operasyonla halk iradesi gasp edilmekte, halkımızın seçme ve seçilme hakkı ayaklar altına alınmaktadır.
Hiçbir hukuki gerekçe olmamasına rağmen ilhamı geçmişten alınan şafak operasyonları yapılması, iktidar medyasında büyük bir dezenformasyon kampanyasına girişilmesi kurulan bu kumpasın “'ne istediniz de vermedik' denilen zamanlardan kalma yöntemlerle iş yapma alışkanlığının devamı olduğunu gözler önüne sermektedir.
Öyle ki, bir hafta önce Abdullah Öcalan’ın meclise getirilmesi yönünde çağrılar yapan iktidar, Türkiye’nin en büyük ilçesinin seçilmiş belediye başkanının siyasi bir kararla hapse atma cüretini göstermiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, her türlü baskıya ve hukuksuzluğa karşı halkımızın iradesini savunmaya, demokrasiyi korumaya kararlıyız. Halkın iradesini çiğneyen siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz: Bu ülkenin seçilmişlerine karşı yürüttüğünüz hukuk dışı operasyonlar, vatandaşlarımızın Cumhuriyete ve demokrasiye olan bağlılığına gölge düşüremeyecektir.
Bu hukuksuzluk sona erene kadar, halk iradesini korumak için meydanlarda, yargı önünde ve tüm demokratik platformlarda sesimizi büyüteceğiz.”
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Ergin Tekin ise, şunları kaydetti: “Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, dün sabah evinden alelacele gözaltına alınarak mesnetsiz suçlamalarla tutuklandı ve yerine kayyum atandı. İktidarın, kayyum atamalarını sıradanlaştırarak sürdürdüğü bu son hamle, yakın zamanda başlattıkları ‘süreç’in de iç yüzünü açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, muhalif kesimleri baskı altına alma politikasının bir parçasıdır ve iktidarın kalıcı olma hevesini göstermektedir. Dün gerçekleşen bu olayla, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve halkın iradesi hiçe sayılarak belediyeye kayyum atanması, iktidarın kalıcı olmak adına nasıl olağanüstü önlemler alabileceğini göstermektedir.
Savcılıktan gelen açıklama da oldukça dikkat çekicidir. Tek adam rejiminin neredeyse on yıldır telefonlarını dinlediği bir akademisyen ve siyasetçiyi, belediye başkanı seçildikten sonra eski dosyaları yeniden açarak tutuklaması, içinde bulunduğumuz kumpas siyasetinin çarpıcı bir örneğidir. Sözde karşı çıktıkları üstünlerin hukukunu, şimdi kendileri uygulamaya devam etmektedirler. Hukukun üstünlüğü değil, iktidarını sürdürmeye çalışan üstünlerin hukuku, yani hukuksuzluk ile kayyum politikaları genişletilmeye çalışılmaktadır.
Nüfusu bir milyonu aşan Esenyurt ilçesinde, halkın seçtiği bir belediye başkanına yönelik kayyum uygulaması, iktidarın Kürt politikasında demokratikleşme niyetinde olmadığının açık bir göstergesidir. Meclisin açılmasından bu yana kamuoyunda "yeni bir çözüm süreci mi başlıyor?" sorusunu yaratmaya çalışan Bahçeli-Erdoğan ortaklığının, siyasi temsiliyeti "terör" tanımına dahil ederek genişlettiği iç cepheyi güçlendirmeye çalıştığı gözler önündedir. İşte, o cephede iktidarın yıllardır düşmanlaştırmaya çalıştığı kesimlerin, derinleşen yoksulluk nedeniyle birleşme potansiyeli ortaya açığa çıkmıştır. Esenyurt’un kent uzlaşısı fikriyle ortak adayda birleşmesi ve AKP’yi yenilgiye uğratması gibi, daha genel anlamda da iktidarın karşısında birleşme eğiliminde olan kesimlere gözdağı verilmek istenmektedir. "Sakın birleşmeyin, yan yana gelmeyin. Eğer gelirseniz buna izin vermem" mesajı verilmektedir.
Günlerdir, cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyecek diye propaganda yapılıp, beklenti yaratılmak isteniyor. Ancak görüyoruz ki, bu beklentinin altında tek adam ve saray ittifakının varlığını sürdürebilmek amacıyla yürütülen ve beka siyasetiyle memleketi aldatmaktan başka bir şey yoktur. Emekçi halk kesimlerinin yararına bir şey yapmayan, yalnızca onların sırtından geçinen bu siyaset, Erdoğan’ın siyasetinin özünü oluşturmaktadır.
Öte yandan, İstanbul’da rantın odağı haline gelen Esenyurt, mafyatik ilişkilerin, uyuşturucunun, çetelerin ve açgözlü müteahhitlerin gözdesi olmuştur. Halkın seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesi anlamına gelen kayyum atamasının, böylesine yüksek rant değeri olan bir yerde uygulanması da tesadüf olmasa gerek.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e yönelik bu müdahale kabul edilemez, çünkü bu, halkın siyasal tercihlerine karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı başarılı olursa diğer belediyelere ve başkanlara sıçrayacaktır. Emek, barış ve demokrasi yanlısı hiçbir güç bu saldırıya izin vermemelidir. Sömürü ve baskı karşısında işçiler, emekçiler, ezilen halklar, kadınlar ve gençler, haklarına ve taleplerine sahip çıkarak bu politikaya karşı yanıt vermelidir. İktidarın bu kirli ve gaspçı siyasetine karşı tüm ülkeyi meşru mücadeleye ve demokratik tepkisini ortaya koymaya davet ediyoruz. Bu mücadele, tüm emek ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesidir. Halka ait olanı halktan başkası alamaz ve alamayacaktır!”
Açıklamaya DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak da katıldı.