Birliğin dayanışma çağrısında şunlar kaydedildi:
8 Aralık 2024 tarihinde Suriye’de Şam merkezli idareyi ele geçiren HTŞ adlı örgüt, Suriye genelinde sivil halka yönelik tehcir, kuşatma ve kitlesel infaz eylemlerini sürdürmektedir.
2024 yılı Mart ayında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı şehir, kasaba ve köylerde gerçekleştirilen ve insanlığa karşı suç niteliği taşıyan askeri saldırıların ardından, Süveyda bölgesinde Dürzi toplumuna yönelik şiddet artmış; 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla ise Suriyeli Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı yerleşimlere yönelik kapsamlı saldırı ve kuşatma harekâtı başlatılmıştır.
Sosyal medya ve uluslararası haber ajanslarının aktardığı bilgilere göre, Suriye’nin Selefi inançlı dini mercileri tarafından Suriyeli Kürtler’e karşı cihat ilan edilmiştir. Son on yıldır seküler bir yönetim talep eden ve bu yönde kendi idari yapılarını oluşturan Suriyeli Kürtler’e karşı, Şam merkezli Selefi/cihatçı güçlerin “Enfal” adı altında yürüttüğü bu saldırılar kabul edilemezdir.
Suriyeli Kürt sivillerin yardım çağrıları karşısında, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası hukuk kurumlarını acilen harekete geçmeye çağırıyoruz. II. Dünya Savaşı sonrasında insan haklarının korunması amacıyla oluşturulan uluslararası sözleşmelere taraf olan tüm devletler, bu sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmelidir.
Şam merkezli HTŞ yönetimi seçimle iş başına gelmemiştir ve Suriye’de demokratik, parlamenter bir sistem kurma iradesi taşımadığı açıktır. Arap-Selefi bir ulus-devlet projesine verilen destek, Suriye’de akan kanı durdurmayacağı gibi iç savaşı din, mezhep ve etnik eksende daha da derinleştirecektir.
Suriyeli Kürtler’in, Aleviler’in ve Dürziler’in adem-i merkeziyetçilik temelinde yeni bir Suriye anayasası talebi karşısında, Birleşmiş Milletler ve BM Güvenlik Konseyi üyesi devletlerin kayıtsız kalması kabul edilemez.
Suriye’de son 15 yılda yaşanan savaşın yarattığı ahlaki, siyasal ve hukuki çöküş, yalnızca Suriye’yi değil tüm dünyayı tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Göç hareketleri ve yükselen siyasal-dinsel radikalizm, insanlığın yüzyıllar süren mücadelelerle kazandığı insan haklarını ortadan kaldırma tehlikesi taşımaktadır.
Suriyeli sivil Kürtler’in, insan haklarını esas alan seküler ve demokratik bir Suriye için dile getirdikleri anayasal taleplerin görmezden gelinmesi ve Kürt Toplumunun Selefi/cihatçı yapılara zorla biat ettirilmesi, Birleşmiş Milletler hukukuna göre meşru değildir.
Türkiye’de toplumsal barışı hedef alan ve bayrak merkezli provokasyonlar üzerinden yürütülen girişimlerin amacı, Suriye’deki sivil Kürtler’e yönelik ağır hak ihlallerinin kamuoyunda tartışılmasını engellemektir. Oysa Türkiye’de Kürtler’in Suriyeli Kürtler’e duyduğu hassasiyet, geçmişte Kıbrıs Türkleri için Türkiye’deki Türk etnik kökenliler tarafından gösterilen duyarlılıktan farklı değildir. Bu nedenle Türkiye’nin, Suriye’de çoğulcu, seküler ve demokratik bir devletin inşasına katkı sunması gerekmektedir.
Dersimli Yazarlar Birliği olarak; Cihatçı/Selefi silahlı gruplar tarafından kuşatma altına alınan, dünyadan tecrit edilen Suriyeli Kürt yazarlar ve Kürt sivillerle dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyor, uluslararası hukuk kurumlarını acilen göreve davet ediyoruz.



